YAZIYORUM
SAVAŞ ÖZAYDEMİR’İ KUTLUYORUM
Yılmaz Büyükerşen, çalışan gazeteciler gününde gazetecilerin gözünün içerisine bakarak şöyle seslenmişti; “Sizler varsa yoksa siyaset dedikodusu yazıyorsunuz”… Bir biçimde bu sözler benim de yüreğime su serpmişti o kahvaltılı toplantıda. Kişilerle, binalarla, kulislerle işim olmadığı için sistemin çarpıklıklarını dile getirmek doğru tercih gibi gelmiştir oldum olası…
Bu bağlamdan yola çıkarsak, kişiler üzerinde yoğunlaşıp yermek veya göklere çıkarmak değildir ereğim. Sadece hayatın doğruları anlamında konuyu sizlerle paylaşmayı uygun buluyorum. Savaş Özaydemir, 1989 yılından bu yana Sanayi Odası Başkanlık görevini sürdürmektedir. Öyle görünüyor ki önümüzdeki seçimlerde büyük bir olasılıkla yine aday olacak. Kendisini yazılı ve görsel medyadan takip ettiğim kadarı ile tanımaktayım. Onun dışında herhangi bir vesile ile ne merhabam, ne de sohbetim olmadı. Malumunuz üzere uzunca süredir ES TV ekranlarından “Günaydın Eskişehir” programını sürdürmekteyim. Kentimizin yerel gazetelerinden haber ve yorumları izleyenlerimizle paylaşmaktayım. 19 Şubat Salı sabahı Savaş Özaydemir’in gazetelerdeki açıklamasını canlı yayın programımda resmen alkışladım. Üniversitelerin sanayiden uzak, içine kapalı yapısını eleştirerek “üniversiteler duvarlar içine kapanmamalı” açıklamasını yapmıştı. Özaydemir, akademik kariyer kaygısının dışında bir amacı olmayanlara yönelik harika açıklamasını şöyle sürdürmüş; “Üniversitelerde artık kendini üniversite duvarlarının içine kapatmayan, sanayi ile ticaret dünyasıyla çalışmaya arzulu, bu konuda fikirler üreten, fabrika ortamına girmekten çekinmeyen bir öğretim üyesi profilinin oluşturulmasına özel önem verilmelidir…”
Eskişehir’e geldiğim andan itibaren sıkça vurguladığım bir konuydu bu. Üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin akademik kaygılardan gayrı hiçbir çabalarının olmamasını, koza örerek kampus dışında bir yaşam düşünmemesini daima eleştirdim. Aydın olmanın gereği daima halkın içinde olup beslenmektir inancımı dillendirdim. Kampuslarının ve akademik kariyer kaygılarının dışında hiçbir dünyaları olmayanları(olanlara elbette ki sonsuz saygı)uyandırır mı bilmem. Lakin Savaş Özaydemir’i gönülden kutluyorum ve alkışlıyorum açıklamalarından ötürü…
UZAKTAN GAZEL
Deniz Çağlar Fırat İki Eylül Gazetesi yazarlarından olup “Günaydın Eskişehir” programımda yazılarını sıkça paylaştığım köşe yazarıdır. Bu kardeşimle de yüz yüze gelip bir merhabamız olmadı, bir çay içimi zamanı paylaşmadık. Geçtiğimiz günlerde UYUŞTURUCU ile ilgili yazısını paylaşırken de televizyon izleyicilerinin huzurunda tebriklerimi yolladım kendisine. Yüz binlerce gencin ve öğrencinin barındığı bu kent UYUŞTURUCU BARONLARININ kanlı gözlerini diktiği bir kenttir. Fasılasız her gün uyuşturucu üzerine “yakalandı” haberlerini okumaktayız yerel medyamızda. Lakin ne akademisyenlerden, ne de köşe yazarlarından bu çok önemli konu ile ilgili hassasiyet göremediğimiz için Deniz Çağlar Fırat’ı da coşku ile kutlamayı görev sayıyorum…
OZANCA
Büyük Lokma Ye De Büyük Söyleme
Yaradan, kibirli olanı sevmez
Büyük lokma ye de, büyük söyleme
Haddini aşanı, asla affetmez
Büyük lokma ye de büyük söyleme…
Ufacık dağları, yarattım deme
Kendini, herkesten yüksekte görme
Hakkın kudretini, görmezden gelme
Büyük lokma ye de büyük söyleme…
Önce sen iğneyi kendine batır
Sonra, çuvaldızı başkasına vur
Adil davrananın dostu çok olur
Büyük lokma ye de büyük söyleme.
Naim Yalnız