Saray'a 235 Kilometre!

Şinasi Kula yazdı

12 Mayıs 2015 00:07
A
a
9 Mayıs Cumartesi günü, yerel gazeteler içerisinde en güzel manşet Anadolu Gazetesi’nin idi hiç kuşkusuz. “Saray’a 235 Kilometre” manşetli gazetemizi anı olarak ben de özenle saklayacağım gerçekten de. Hemen her yazılı ve görsel medya çatısı altında onlarca hatta yüzlerce insan çalışır. Bizde de durum farklı değil epeyce kalabalık bir emekçi ordusu ile elimizden gelenin en iyisini yapmak adına çabalarız gücümüz orantısında. Tornadan çıkmış gibi hepimizin görüşleri aynı değildir doğal olarak. Benim dünya görüşüm diğerine, onunki da bana denk düşmez. Farklı pencerelerden baktığımız hayatı farklı yorumlarız doğal olarak hepimiz. Ülke tarihinde insanlarımızın en uç noktalara getirildiği günümüzde dahi hepimiz sabır katsayımızı artırarak karşımızdakini kırmamak üzere güzel örnekler veriyoruz kanımca. İşte tüm bu gerçekler ışığında her görüşten insanın manşette birleştiğini görmenin hazzını da yaşadım söz konusu o gün. “Saray’a 235 Kilometre” manşeti, hemen herkesin vicdanına(vicdanı olanlara tabii) derin bir “oh” çektiri gerçekten de. Vicdan yoksunu azınlık da yurt genelinde de amigoluk görevini sürdürse de artık büyük çoğunluk gerçeklerin farkında…

 

“İki kardeş, iki aydır çöpten çıkardıkları artıklarla besleniyor” diyor haberimizde ve devam ediyor. Bu fotoğraflar Cengiz Topel’de çekildi. Çöpten topladıkları artıklarla doymaya çalışan çocukların görüntüsü yürek sızlattı. Çevreden geçenlerin umursamaz bakışları arasında çöpleri karıştıran kardeşler, babalarının karton toplayarak geçimlerini sağladığını söylüyor. Saraya bu uzaklık 235 kilometre. Saray’ın elektrik su doğalgaz ısıtma ve soğutma gibi aylık giderleri 21 milyon lira. Bu parayla 240 bin kişinin aylık temel gideri karşılanabilir diye net bilançoyu da gözler önüne seriyor…

İstikrar edebiyatı yapan bir Allah kulu da bu haber üzerine tek bir yorum dahi yapamıyor. Diller lal, vicdanlar umursamaz, muhakeme firarda adeta! Fakir edebiyatı yapanlar, din üzerinden eşitlik ya da kardeşlik söylemlerini yapanlar sanırsınız ki toptan terk ettiler bu ülkeyi. Ya da bu manzaralar komşu ülkelerden birinde oluyor da, bizimkilerin umurlarında değil. Çünkü onlar kendi halkının çöpten yiyecek toplama sahnelerinden çok uzaktalar…

 

“Zulüm karşısında sessiz kalan, dilsiz şeytandır” sözü peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)e aittir. Ben o güzel insana da, o güzel insan aracılığı ile insanlığa gönderilmiş dine de samimi inananlardanım. Bakara makara ayakları ile halkın gözünün içerisine bakarak dalgasını geçen tacirlerden farkım bariz samimiyetim ve ailemden aldığım ahlaktır. Demem şu baylar ve bayanlar, ben o masum çocuklara baktığımda ülkemdeki fakir ve zengin arasında iflah olmaz uçurumların olduğunu net görebiliyorum. Allah’a olan samimi inancım, Hz. Muhammed’e olan sevgim ile “Zulüm karşısında sessiz kalan, dilsiz şeytandır” sözünü gönül gözlerinizin önüne ayna gibi tutuyorum! Haydi, kör olmayın da görün beni! Ya da gücünüz yetiyorsa bu manzaranın sadece bir hayal ürünü olduğuna, ortamın güllük gülistanlık olduğuna, istikrar olduğuna inandırın.

 

Hangisine gücünüz yeter?

Enayilerin Listesi!

Adamın biri enayilerin listesini yaparmış en büyük enayiyi liste başına, ondan sonrakileri de alt alta sıralarmış. Günün birinde Padişahı enayiler listesinin başında göstermiş. Padişah haberci göndermiş adamı çağırtmış.

-Bre zındık sen beni enayiler listesinin başında göstermişsin

-Evet sultanım!

-Neden yaptın bunu?

-Siz falanca kişiyi çağırdınız, ona yüz bin altın verdiniz ve "on tane Arap atı getir" dediniz.

-Ne var bunda?

-O kişi gelmez sultanım deyince, padişah ufak bir düşünceye dalarak,

-Ya gelirse Adam der.

-O zaman sizi siler onu listenin başına yazarım sultanım…

Eskişehir Emniyeti bu kentte yaşayan vatandaşları yüzlerce kez uyardı ve uyarmaya devam ediyor hiç usanmadan. Aman vatandaş, seni kazıklamaya kalkan çakallara kanma dercesine her türlü yöntemi deneyerek kamuoyunu bilinçlendirir. Lakin tüm bunlara rağmen, onlarca yüzlerce örneğe rağmen yurdum insanı hala enayilik boyutundan taviz vermemekte direnir. Binlerce on binlerce lirasını emek vermeden kazanmayı yaşam biçimi etmiş ahlaksızlara kaptırmaya devam eder. Valla lafı hiç dolandırmadan ana fikri yazayım isterseniz. Bu kadar enayinin bol olduğu her coğrafyada, bu enayilerden geçinen hayasızlar da asla eksik olmayacaktır. Net!

 

OZANCA

Ölüm vardır seni beni ayırmaz

Orda dayın yoktur seni kayırmaz

Neden dünya malı gözün doyurmaz

Aklınca kendini aldatma ahmak.

             Dünya malı ile olmaz yerinmek

             Nedir asıl insan, asıl görünmek

             Dürüstlüktür günahlardan arınmak

            Yanardöner olup laf satma ahmak.

Veysel der ki; Yalancıya gıcığım

Fark etmez ki olsa bile çocuğum

Eğer dersen bende buyum kancığım

Nasihatim, işi zor etme ahmak…

                                   Veysel Şimşek

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi