Sanal âlemdeki yalnızlığımız!

Sanal âlemdeki yalnızlığımız!

16 Mayıs 2014 10:09
A
a

YAZIYORUM


İnsanoğlu beş duyusunu kullanmadığı müddetçe daima eksiktir. Görmek, işitmek, tatmak, koklamak ve dokunmak… Bunlardan biri ya da birkaçı eksik ise hayatımızda da bir şeyler eksik demektir. Gelin bu örneğimizi sanal âleme indirgeyerek devam edelim. Sosyal paylaşım sitelerinde binlerce arkadaşımız vardır. Örneğin şahsımın ve “kent ozanı” gurubumun toplam beş bine yakın arkadaşı bulunmakta. Lakin bu sayının dört bin tanesini tanımıyorumdur kanımca. Daha yüz yüze gelmediğim, seslerini duymadığım, dokunmadığım binlerce insanla arkadaşım. Durum böyle olunca kimi zaman gecenin koyularında “yalnızlık duygum” azdıkça azar. Karşı tarafın paylaştıkları da, kendi paylaşımlarım da içimdeki koyu karanlığı hafifletmeye yetmez. Susadıkça şarap içmek gibi bir tehlikedir oysaki bu durum. Susuzluğunuz giderilmediği gibi, fiziksel rahatsızlığınız baş gösterir. Şu güzel alıntıyı kısaltarak siz saygın okurlarımızla paylaşmak isterim…

“422 arkadaşım var, ama yinede yalnızım. Her gün onlarca konuşuyorum ama hiç biri beni gerçekten tanımıyor. Sorun aramızdaki mesafeler. Sorun gözlerine değil, ekrandaki isimlerine bakmam. “Sosyal” dediğimiz bu medya bilgisayarlarımızı açıp kapılarımız kapatmamızdan ibaret. Sahip olduğumuz bütün bir teknoloji bir illüzyon. Topluluk, birliktelik, aidiyet hissi… Ama bu illüzyon cihazından uzaklaştığımızda bir zihin bulanıklığı dünyasının içinde buluyoruz kendimizi. Efendisi olduğumuz teknolojinin köleleri olduğumuz bir dünya. Enformasyonun dibe çöktüğü zengin, aç gözlü bir dünya. Ego, kibir ve kendinizi pazarlama dünyası. En iyi taraflarımızı gösterdiğimiz ama duyguları dışarıda bıraktığımız bir dünya.

Bir kitap okuduğunuzda, resim yaptığınız da, spor yaptığınızda üretkensinizdir ve varsınızdır. Uyanıksınızdır ve zamanınızı ona ayırıyorsunuzdur. Kalabalık içindeyken kendinizi yalnız hissettiğinizde ellerinizi başının arkasına koyun ve telefonunuzdan uzaklaşın. Adres defterinize ya da, telefonunuzun menüsüne ihtiyacınız yok. Biriyle konuşun gitsin. Kalabalık bir tren istasyonunda ki sessizliğe katlanamıyorum. Deli zannedilme korkusundan dolayı kimse konuşmuyor. Asosyal olmaktayız. Artık birine bağlanma ve gözlerinin içine bakma ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. Ben çocukken eve hiç girmezdim. Dışarıda arkadaşlarımla bisiklete biner, spor ayakkabılarımla koşturur, ağaçlara tırmanırdım. Şimdi ki ufaklıklar o kadar uysal ki beni ürkütüyorlar. Dışarıda hiç çocuk görmüyorum, salıncaklar bomboş. Açık havada oynanan oyunların hiç biri yok artık. Geri zekâlı bir nesi olduk, akıllı telefonlar ve aptal insanlar… O yüzden kafanı kaldır, ekranı kapat. Sona erecek olan bir varlığımız ve sınırlı sayıda günlerimiz var. Ağa takılı kalma, sonun geldiğinde pişmanlıktan daha kötü bir his yaşayamazsın. Bu makinenin bir parçası olduğum için ben de suçluyum. Duyulduğumuz ama görülmediğimiz, konuşmayıp yazdığımız, dinlemeyip okuduğumuz, göz teması yaşamadığımız saatler geçiriyoruz. Hayata kendini ada, insanlara sosyal paylaşım beğenisi değil sevgini ver. Kafanı kaldır, ekranı kapat…”

DIŞA RDAN GAZEL

“Bütün Devletler Katildir”

Dün Eskişehir’imizde duyarlı insanlarımız demokratik tepkilerini insanca dile getirdiler. Soma’da yaşanan ve TC tarihinin en çok can kaybına mal olan maden kazasının sorumlularını protesto ettiler. Fakat bazı minik guruplar da provokatörlük yapmak üzere her zaman olduğu gibi alanlara inmeyi ihmal etmediler. Alt kimlikler üzerinden ortalığı karıştırmayı amaçlayan bu halk düşmanları amaçlarına ulaşamadılar ne mutlu ki! Bankaların ve siyasi parti binalarının camlarını kırdılar. Bir aklı evvel de tramvaya elindeki boya tüpü ile aynen şöyle yazmış; “bütün devletler katildir…” Devletsiz bir dünya nasıl oluyor evladım, sen uzaydan mı gelip böyle ortalığı karıştırıp defolup gidiyorsun demek geldi içimden. Bir de şunu eklemek geldi tabii. İdeolojisiz insanlar sadece anarşiden medet umanların maşası olan birer lümpendirler, başka bir halt değil!

OZANCA

Yaşamak zor zanaat

Yaşamak zor zanaat aslında

Madem gönderildin dünyaya, yaşayacaksın

Adam gibi yaşamak yani…

Eğilmeyi çıkaracaksın sözlüğünden

Belki kırılacaksın zaman zaman

Ama rüzgârgülü olmayacaksın

Kapılıp rüzgârın yönüne

Kıvırmayacaksın bir sağa bir sola

Rüzgâra, fırtınaya, hatta boraya inat

Dimdik duracak, yıkılmayacaksın… Nazım Hikmet RAN

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi