“Öfke bir sanattır…”
Hemen eklemiştik:
“Yalan da öyle!”
Ya rüşvet?
“Gerçek sanat olmalı!”
***
Sabahın erken saatlerinde aramıştı zamanın Eskişehirspor Başkanı “Yılmaz Sezer”:
“Bugünkü yazını çok beğendim” diyordu…
İşe bakın, “Rüşvet” başlıklı bir yazıydı ve şöyle bitiyordu:
“Hiç rüşvet almadım diyemem!”
-Erkut, bu sabah masamızın üzerine bir paket Maltepe bırakmış…
“Haberi birinci sayfadan çıksın diye!”
***
Yıl 1974…
Sonolay Gazetesi’nde yazı işleri müdürü olarak görevdeyiz…
“Şaban Tunca” adlı pikajcının bir yakını mermer dükkânı açmış ama bir türlü ruhsat vermiyorlar…
“20 bin lira rüşvet istiyorlarmış…”
Şaban konuyu anlatınca, zamanın Belediye Başkanı “Selami Vardar”ı aradık… O da dükkân sahibinin yanına gelmesini istedi ve yolladık… Hemen verdirmiş ruhsatı, para isteyenlere de cezayı kesmiş!...
Aradan bir süre geçti, mermerci elinde bir zarfla geldi… Açtık baktık, içinde 10 bin lira… Ve de demez mi:
“Abi zaten 20 bin lirayı verecektim. Bu para senin hakkın…”
Öyle bir kovduk ki, merdivenlerden yuvarlandı… Ama bir hafta sonra yine geldi… Bu kez elinde gazete ile kaplanmış bir mermer… Soba altıdır diye düşünüp kırmamak istedik! Kabul ettik yani…
Açtık baktık, bir mezar taşı:
“Hüvelbaki Önder Baloğlu”
“DT: 1950- ÖT. : …”
Gördünüz mü?
“Rüşvet vermek de bir sanattır!”
////////////////////////
Marx ve Kapital
Komünizmin babası “Karl Marx”ın 1883 yılında Londra Mezarlığı’ndaki cenaze törenine topu topu 11 kişi katılmıştı. En ünlü sözlerinden biri mezar taşına kazındı:
“Filozoflar, dünyayı çok farklı biçimde yorumladılar ama asıl mesele onu değiştirmek…”
Dünyayı değiştirecek kadar güçlü bu adam hayatını polisten ve alacaklılardan kaçarak geçirmişti. Baş yapıtı “Kapital” hakkında da şunları söylemişti:
“Bu kadar az parası olup da para hakkında bu kadar yazan başka kimse olmadı. Kapital, onu yazarken içtiğim tütünün parasını bile karşılamadı…”
///////////////////////
Günün Şiiri
Tümevarım
Son gemi benim için kalkar limandan
Son kampanyalar benim için vurulur
Siz uyursunuz geceleri
Yalnız benim sesim duyulur
Her sefer ışıyan bir şey kalır gerilerde
Deli divaneye döner içim
Bütün gücümle çarklarına geminin
Bir türlü dönmezler geriye
Usulca beni de sarar çarkların sarhoşluğu
Apaydanlık düşlerle çıkarım sefere…
Tekin Gönenç ( Varlık-1956)
///////////////////////
Uykusuz hastanın sırrı
Psikoloğa giden adam, “Geceleri uyuyamıyorum efendim” demiş:
“Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor. Yatağın altına girip orda uyumayı deniyorum. Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor…”
Adamı dikkatle dinleyen doktor, “hallederiz” demiş:
“Bana haftada iki kez geleceksiniz. 6 aylık bir tedavi sonunda iyileşeceğinizi umuyorum. Her vizite 100 TL, buna göre 6 ayda 4800 TL ödeyeceksiniz…”
Adam gitmiş, gidiş o gidiş….
Psikolog, birkaç ay sonra adama sokakta rastlamış ve sormuş:
“Ne oldu hastalığınız?”
“3 TL’ye hallettim” demiş adam:
“Sizden çıktıktan sonra bara uğradım. Biramı içerken hastalığımı barmene anlattım…”
-Eee?
“Karyolanın bacaklarını kes, dedi. Kestim, bitti!...”
///////////////////////////
Temel ameliyatta
Uzun süren muayeneden sonra doktorlar Temel için ameliyat kararı almışlar…
Günü gelmiş ve ameliyata alınmış…
Doktorlar teker teker maskelerini takarken,
Temel, yarı baygın durumda “Boşuna uğraşmayın” demiş:
“Hepinizi tanıyorum…”
//////////////////////////////
Gerilim
Erdoğan’ın oyunu tutmayacak…
Bu ortamda gidilecek bir erken seçimin AKP’yi iyice zayıflatacağını düşündüğümü belirtmeliyim…
Emre Kongar
***
Kıssa-dan
Bülent Arınç’ın son çıkışı, her açıdan skandal!
Sırf bir “kadın”ı değil aynı zamanda bir “azınlık muhalefet milletvekilini” susturmaya çalışıyor…
Nilgün Cerrahoğlu
***
Günün Sözü
Politikayı hep satranca benzetirler.
Yanlıştır. Kızmabirader oyunudur…
***
Kolsuz Yaşar’dan
TRT 6’yı izleyeyim dedim, hiçbir şey anlayamadım.
“O yüzden izlemeye TRT 1’den başlıcam abi…”
***
Cuk
Annem bıçağın ucuna “avokado” takıp babama uzatıyor.
Elit miyiz, köylü müyüz bi türlü anlamadım…
(Facebook’tan)
***
Günün İncisi
Azmin ve aklın olduğu yerde her güçlüğe yol bulunur…
***
Günün Olayı
Dilimi bağlasalar, anmasam hiç ismini.
Gözümü bağlasalar, görmesem hiç resmini.
Silemezler gönlümden “Atam”, ne Cumhuriyeti ne seni…
Ordulu Şair Ali
***
Günün Biberi
Amerikalı Bakan doğru söylemiş:
“Unutkan bir toplumuz… Çok çabuk unutuyoruz…”
Maskeler insin artık!
Bu “ikiyüzlülük bitsin”, kimin ne olduğu ortaya çıksın!...
***
Basınspor’dan tarihi bir maç
“Görüşler” de olduğu gibi bugün nostaljiden gidiyoruz…
Yıl 1972…
Hakemlerle maç oynuyoruz…
“Basınspor” da kimler var kimler!
Ayaktakilerin başında “Çetin Arslan Paşa”, hemen yanındaki emekli albay “Orhan Özgürel”, onun yanındaki “Seyfi Uyanık”…
Daha sonra “Hayati Tungar” ve rahmetli “İsmail Alkılıçgil ile İrfan Uğurluer…”
Ayaktaki son üçlü ise “Orkal Vural, Suat Topateş” ve eski Baro Başkanı “Aydın Güngör…”
Oturanlara gelince…
Soldan sağa “Hüseyin Gözütok” yanında “Sami Topateş” ve “Ersen Uzuntuna…”
Onun yanında Almanyalı “Nihat”, anımsayamadığımız tek kardeşimiz ve “Tuna Baloğlu” ile bendeniz…
“O gün kaç gol yediğimizi anımsamıyoruz!...”
Çünkü, bir yanda her gün kafayı çeken bir basın, diğer yanda her gün idman yapan hakemler…
“Tabii, istisnalar kaideyi bozmaz!..”
***
Not : “Kaç gol yediğimizi anımsamıyoruz” derken, kalemizi başarıyla koruyan “Seyfi Uyanık” abimizin başarısını gölgelememek için kibarlaştık…
Her zaman olduğu gibi bağışlayacaktı.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
