YAZIYORUM
RUHSATSIZ TENCERELERİ İHBAR EDİN!
Vatandaşın, vatandaşı ihbar etmesi için net bir açıklama geldi. Gezi Direnişi ile başlayan “tencere tava eylemi” sonrasında da buna benzer bir açıklama gelmişti. “Tencere tava, hepsi hava” diyerek tepki konmuştu bu tür protestolara. Lakin böylesi küçümseyen ve öfkeli açıklamalar da protestoları bitirmedi. Tam tersine apolitik denebilecek bir kitleyi de harekete geçirdi. Bunun üzerine bir açıklama daha geldi alanlardan. Şöyle denildi; “Tencere tava kullanmak mutfakta kullanmak değil ha suç. Komşuyu rahatsız etmek suçtur. Ben değil yasalar söylüyor. Tencere tavacıları çekinmeden sizler yargıya taşıyacaksınız. Her şeyi devletten beklemeyin. Müracaatınızı yapacaksınız yargıya bildireceksiniz herkes haddini bilsin. Çevre kirliliği sadece çöpü dışarı bırakmak değildir. Ses kirliliği görüntü kirliliği çevreye tehdittir…”
Şimdi tüm ev hanımlarını uyarıyorum. Sakın ola ki yıkanmış tencerelerinizi dolaba yerleştirirken elinizden düşüreyim demeyin. Öfke anında tavanın sapını kavrayıp kocanızın kafasının ortasına yerleştirmeyin. Porselen tabağınızı elinizden düşürüp “şangıııırt” diye kırmayın. Eşinizle baş başa bir akşam yemeği sonrası coştunuz farz edin! Metal kaşıkları takıp “şakgıdı şukkudu” oynamayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Çünkü bu saydıklarımdan ötürü oluşacak her türlü gürültü, ses kirliliği sayılıp ihbar edildiğinde ayvayı resmen yersiniz! En son yapılan açıklamayı anımsayalım; “İmam hatip mücadelesi bir müminin hadiseler karşısında nasıl tavır takınması gerektiğine çok güzel bir emsaldir. İbadethanelerimizin ahırlara çevrildiği, ezanın susturulduğu, yerine çirkin bir şarkının minarelerden söylendiği günlerden geçtik. Bu insanlar isyan edip sokağa çıkmadı. Buna karşı kararlı duruşumuz nasıl bir fren oluşturduysa, bundan sonraki süreçte o kararlı duruş bu tür çapulculara fırsat vermeyecektir. Tencere tava çalanlara karşı yargıya giderek hakkınızı savunun. Yargıda onlar mücadele etsin. Yıllarca biz mücadele ettik şimdi onlar mücadele etsin.”
Peki, ben de şunları sormak istiyorum yüksek müsaadenizle! Sorun gürültü kirliliği ise, gelenek masalı altında gecenin bir yarısında düğünden dönerken kornalarını zurna gibi öttüren güruh da suç işlemiyor mu? Hasta demeden, yaşlı demeden, sabah sınava girecek gençleri umursamadan çağdışı davranışları kendine hak sayanlar suç işlemiyor mu? Yasak olduğu halde düğün, dernek, açılış gerekçeleri ile havai fişeklerle kutlama yapan sonradan görmeler suç işlemiyor mu? Ruhsatsız silahları peynir ekmek kadar kolayca satın alıp av sporu(!)yaptığını sananlar, ruhsatlı silahı ile parktaki mazlum bir köpeğe ateş ederek can yakan-gürültü kirliliği yapan Allah’tan korkmazlar suç işlemiş olmuyor mu? Trafik polislerinin gözü önünde iğrenç egzoz sesleri ile müzik sesleri ile kıçlarını yırtarcasına fink atan saygısız magandalar suç işlemiş olmuyor mu? Denetimsiz halk otobüslerinin egzozlarından, suratımıza şamar gibi çarpan dumanı savuranlar suç işlemiş olmuyor mu? Daha bir sayfa dolusu örnek vermek zor değil! Yanıt veremeyeceklerini bildiğim için fazla yorulmama gerek de yok diye düşünüyorum…
UZAKTAN GAZEL
SAĞLIK BAKANLIĞININ AİLE HEKİMLERİNDEN İSTEDİĞİ ÇALIŞMA SAATİ!
Bir hekim arkadaşım soruyor…
“Aile Hekimi Mesaisi haftada 40 saatX4= 160 saat
Adli nöbet (ayda bir) = 24 saat
Defin Ruhsatı nöbeti (ayda bir) =24 saat
Acil Servis nöbeti haftada 30 saatX4=120 saat
İş yeri hekimliği (ayda)= 30 saat
Toplam=358 saat, yani bakanlığın aile hekiminden beklediği 358 saat çalışma!
Günde 8 saat uyursanız=224 saat uyku. Geriye ayda 90 saat kalır, günde size 3,2 saat düşer aileniz ve kendiniz için... Süre hesaplamasına yolda geçen süre dâhil edilmemiştir. Yönetmelikte yolda geçen süreler sayılmıyor biliyorsunuz…”
OZANCA
İki Yüzlü İnsanlar Olmasa
Yaşam güllük gülistan olurdu
Şu ikiyüzlü insanlar olmasa
Ne yar nede dosttan olurdum
Şu ikiyüzlü insanlar olmasa
Hem fırsatçı sinsi hem riyakâr
Dilde gerçekçi kalbi sahtekâr
Eşit olurdu ahali ile Hünkâr
Şu ikiyüzlü insanlar olmasa
İnsanlar hiç kula kul olur muydu
Evlat Ana Babaya karşı durur muydu
Hiç kardeş kardeşini vurur muydu
Şu ikiyüzlü insanlar olmasa…
Hacı Timurtaş