Provokasyon en tehlikeli bombadır!

Şinasi Kula yazdı

1 Haziran 2015 00:01
A
a
Bu masum Anadolu topraklarında öylesine çok denendi ki kirli ellerce, öylesine çok tevessül edildi ki! Cumhuriyet tarihi boyunca değil sadece, Osmanlı döneminin yıkılma sürecinde de en başarılı yol olarak provokasyonlar hep prim yapmıştı.Yakın tarihimizi, benim kuşağımın insanları çok net hatırlıyordur. Bazı balık hafızalılar hariç hiç değilse bu toplumun duyarlı bölümünün belleğinde gün gibi aşikârdır o yaşananlar. Maraş’ta, Çorum’da, Madımak’ta yaşatılan insanlık ayıbı olaylar vicdanları her daim kanatmaya devam edecektir. Ders çıkarılmış mıdır bu yaşananlardan sizce? Kişisel kanım benim hayır diyor. Bu toplum şu son dönemde ne yazık ki provokatif olaylarla sınanmakta, yumuşak karınlar kaşınmaktadır. Ortadoğu’daki kan gölünden ders çıkarmak yerine, seksen parçaya bölünmüş Arapların dramlarından dersler çıkarmak yerine, maalesef en güzel toplumsal özelliğimizi kaybetmeye meyilleşiyoruz. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki o özelliğimiz barış ve hoşgörüyü sımsıcak barınırdan yüreklerimizdir…

Eskişehir’de iki televizyon kanalımız var malumunuz. Kendi güçleri oranında yaşamlarını idame ettiren bu kuruluşlarda yüzlerce insan ekmek yer. Ben yakından bildiğim ve tanıdığım ES TV çatısı altında dünya görüşleri birbirinden çok farklı insanların ekmek yediğini görürüm. Kimse kimseyi düşüncelerinden dolayı infaz etmek gibi saygısızlığa gerek duymaz. İşte bu mozik içerisinde üç gazeteci arkadaşım sokakların nabzını tutmak ve yaklaşan seçimlerle ilgili insanların görüşlerini almak üzere Köprübaşı’nda yerlerini almışlar. Hep savundum ve bu köşemden de yazdım geçen ay; canlı yayın dünyanın en zor ve en riskli işlerindendir diyerek! Ve ben bu işi beş yıldır kesintisiz sürdürmekteyim değerli okurlarımız. Canlı yayında ağzınızdan çıkan her sözcük mermi ya da yayından çıkan ok gibidir. Geriye dönüşü yoktur bunun diyerek, hep güçlüğünü anlatmaya çabalamışımdır çok kez. İşte arkadaşlarımız çok zor bir gömleği giyip vatandaşlara mikrofon tutarken; aykırı bir tip mandanın göle ettiği gibi “paaaattt” diye canlı yayını ters getirdi. Maksadını aşan ve laf ebeliğinden öteye hiçbir yararı olmayan cümlelerle soğuk duş etkisi yarattı adeta! Birkaç hamle girişiminde bulunup bu gereksiz lakırdıların sahibini susturmayı deneseler de, çenesi gereğinden çok kalabalık bu vatandaşın susması mümkün olmadı. İçlerinden en deneyimli televizyoncu kardeşim de zaten bu gereksiz lakırdılarla ahengi bozan kişinin terbiyesizlik ettiğinin resmen altını çizdi. Ama olanlar olmuştu birilerine göre. Niyetiniz bağcıyı dövmek olduktan sonra elinize en güzel fırsat geçmişti işte! Kimse şunu diyemedi o topluluktan; “yahu bu röportajları yapan insanlar da beş vakit namazlarını kılan ve bizimle dünya görüşü aynı olan insanlardır kardeşim…” Gerçekten de sekiz saat her gün birlikte olduğum ve yakinen tanıdığım bu insanların inançları konusunda, hiç kimse farklı bir yorum yapıp karalamak gibi bir densizlik yapamaz. Aileleri kadar bizler de o insanlarla günümüzün büyük bir bölümünü geçirmekteyiz. Bir konu daha var beyler ve bayanlar! Bu kentte iki televizyon kanalından biri olan bu televizyon kanalında, yönetimi devraldığımız an itibarı ile dini bilgilendirmeleri içeren programları fasılasız sürdürmekteyiz. Hem de bu kentin MÜFTÜLÜĞÜNDEKİ işin en bilgesi kabul edilen insanların öncülüğünde bu iş yıllarca samimi bir biçimde sürdürülmektedir. Onu da geçin, din eğitiminden başarı ile geçmiş ve uzun yıllar yurt dışında İslam dininin faziletlerini gurbetçilerimize öğretmeyi vazife edinmiş bir insandan daha bahsedeceğim size. Himmet Yanık hocam da Müftülüğün programının dışında yıllarca televizyonumuzda programlarını sürdürmektedir. Keza gazetelerimizde yine bu din adamlarımız yıllarca yazıları ile toplumu bilgilendirmektedirler…

Şimdi dönelim yine canlı yayına! Canlı yayın inanılmaz biçimde risk taşıyan ve deneyim isteyen etkinliktir. Nice haddini bilmez, bazen de nice densiz tarafından zorda bırakılabileceğiniz bir görevdir. Tüm iyi niyetlerinizin, tüm samimiyetinizin bir anda tarumar edilebileceği bataklıktır kimi zaman. Bu işle alakası olmayanların empati kurması bile olası değildir. Bu konumda ve bu iyi niyetlerle yola çıkan insanları, dolayısı ile kurumu külliyen suçlu ilan ederek topluma hedef göstermek vicdanlara ne kadar sığar? Dinimize ve değerlerimize hakaret eden her soysuzdan tüm hücrelerime kadar ben de tiksiniyorum. “Bakara makara” diye gözlerimizin içine bakarak dalgasını geçenlerden hangi vicdan sahibi kişi yasalar içerisinde vicdan sorgulaması yapabildi? Çıktı mı bir yürekli Müslüman evladı? İsmail ve İbrahim Peygamberlerimizi aklı sıra hafife alıp dalga geçtiğini sanan zavallıya kim ne sordu? Peygamberimiz Hz. Muhammed dışındaki fanileri bile Allah’ın Resulü gibi göstermeye kalkan haddini bilmezlere hangimiz tek kelam edebildik? Ama ben soruyorum işte, benim değerlerimle alay eden tüm şuursuzlara huzurunuzda şu an soruyorum. Dinimizle, inançlarımızla dalga geçenlerden sorduğum gibi; bu ilkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hayâsızca hakaret eden şuursuzlardan da bu hesabın sorulacağını anımsatıyorum…

Demem şudur, Allah’a çok şükürler olsun ki aklımız başımızda ve imanımız yüreğimizde sapasağlamdır. Kimse bunun dışında toplum kışkırtmacılığı yapmaya kalkmasın. Çünkü provokasyon dünyanın en tehlikeli bombasıdır. Birçok art niyetlinin elinde patlamıştır keza…

 

OZANCA

MEMLEKET İSTERİM

Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun… Cahit Sıtkı TARANCI

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi