Prof. Dr. Hayati Develi’den Yazıma Yanıt Geldi…

Prof. Dr. Hayati Develi’den Yazıma Yanıt Geldi…

17 Temmuz 2014 09:14
A
a
 
Prof. Dr. Hayati Develi’den Yazıma Yanıt Geldi…
Geçtiğimiz hafta “Senin Gibi Akademisyeni” başlıklı yazımı anımsayanlarınız olabilir. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Osmanlı Türkçesi Grameri 2. ders kitabında “Kötü ayin yapan Kızılbaşlar, Allah onları kıyamete kadar aşağılık ve adi etsin. Din zamanlarında namaz kılınmıyordu…”cümleleri ile başlayan bir açıklamadan bahsetmiştim. Hayati Bey, gazete köşemde yazılı olan telefon numaramdan beni arayarak duygu ve düşüncelerini paylaştı dün. Kendi ifadesi ile “Alevi düşmanlığı yaptığım, Alevilere dönük ayrımcı söylemlerde bulunduğum” tarzında haberler yapılmış, sosyal medya üzerinden de bu bilgiler hızla yayılmıştır diyor ve devam ediyor. “Bir tarih kitabından alınmış olan bu cümlede “Kızılbaş” ibaresiyle kastedilenler Safevilerdir. Osmanlı tarih kitapları Safeviler hakkında benzer yüzlerce ifadeyle doludur. Yaklaşık beş yüz sene önce kendi şartlarında yazılmış bir tarih kitabından örnek olarak alınan bu cümleyi tamamen yanlış ve ilgisiz bir şekilde çevirip günümüz Türkiyesine uydurmak, sonra da Hayati Develi’yi Alevi-Bektaşi toplumuna hakaret etmekle suçlamak, en hafif ifadeyle insafsızlıktır” diye devam ediyor. Ben Alevi düşmanı olsaydım en yakınımda yardımcım konumundaki insanlar Alevi olmazdı açıklamasını da ekliyordu. Lakin beni de rahatlatan açıklamanın şu bölümüdür; “Kişisel olarak, bu çağ dışı ifadelere katılmam da mümkün değildir. Yanlış bilgiye ve yanlış tercümeye dayanan ve asla bana ait olmayan bu ifadelere dayandırılmış bu haberlerden ötürü Alevilerin kalplerinin kırıldığını görüyorum; bu yüzden, çok muhabbet beslediğim Alevilerin her birinden ayrı ayrı özür diler, onları gönülden selamlarım…”
Hayati hocama çok net açıklamalarda bulundum, duygularımı da ekledim. Burnumuzun dibindeki Ortadoğu’da yaşanan ve her gün sosyal medyada paylaşılan insanlık dışı görüntülere dem vurdum. Tekbir sesleri altında boğaz kesen sözde Müslümanların düştüğü oyunları örnek verdim. İnsanlık dışı bir oyunun nasıl maşası olduklarını anlattım. Ve güzel ülkemizde de oynanmak istenen bu adi oyuna karşı namuslu her aydının “dur” demesi gerektiğini söyledim. Samimi bulduğum açıklamaları karşısında rahatladım elbette. ES TV’den söz ettim kendilerine. Ne mutlu ki artık bu güzel kentin uydudan yayın yapan ikinci bir kanalı daha oldu dedim. Avazım artık dünyanın birçok yerinden duyuluyor dedim. Hafta içi her sabah 11.00 de yayınlanan “Sabah Kahvesi” programıma davet ettim kendilerini. Dilerim bir gün hızlı trene atlayıp katılır programa ve eksik kalan duygu ve düşüncelerini de bu program aracılığı ile tamamlar…
 
DIŞARDAN GAZEL
Kentimizin Belediye Başkanlarına…
Nice güzel işlere imza attığınıza hem tanıklık etmekte, hem de medya aracılığı ile kamuoyuna duyurmaktayız hizmetlerinizi. Lakin istisna da olsa kimi şehirlerde hayvanlara yönelik yapılan hayırlı işlere de tanıklık etmekteyiz. Hele bazıları var ki gerçekten örnek alınması gereken türden. Şu kavurucu sıcaklarda susuzlukla adeta savaşan bu mazlumlar için pratik sulama yöntemlerinin geliştirilmesi adına elinizden geleni yapacağınıza inanmak istiyorum. Keza Eskişehir halkına da bu davetimi yineliyorum. Hayvanları sevmeyebilirsiniz, hatta korkabilirsiniz bu insanca. Sizi kimse bundan ötürü yargılayamaz. Ama sanki kaba etinizden bir parça koparılmışçasına, bu Allah’ın mazlumlarına karşı savaş açmanızın nedeni hangi aşağılık kompleksinizdendir kardeşim diye sorgulamak da benim hakkımdır arkadaş!
 
 
OZANCA
 
En güzel deniz:
Henüz gidilmemiş olanıdır...
En güzel çocuk: henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
Henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
Henüz söylememiş olduğum sözdür...
 
                                    Nazım Hikmet
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi