Porsukta İki Ceset!

Porsukta İki Ceset!

4 Aralık 2014 23:01
A
a

Porsuk nehri, Eskişehir’imizin simgelerindendir, adeta özdeşleşmiştir bu kentle. Bu kentte yaşayan ve ebediyete göçmüş insanların en yakın en yakın tanıklığını yapmıştır onlarca yıl. Nice acımasız iş adamının işyerinden akıttığı atıklar sayesinde can çekiştiği anlar olsa da, nazlı nazlı kentin ortasından akmaya devem eder. Hayatımızın tam ortasındadır Porsuk kısaca…

Dün Porsuk’tan üç insan çıkarıldı saygın okurlarımız. Ne yazık ki ikisi yaşamını yitirmiş, bir genç kızımız da son anda kurtarılmıştı. Kızımız sevgilisi ile tartışmış(!) haberlere göre. Gençliktir bu akıl bir karış havada gezilir bu yaşlarda. Ona şimdi desek ki; “a kızım, bu ülkede olup bitenlerden hiç mi haberin yok? 2015 yılında olacaklar adına yürütülen tahminleri duysan aklını oynatırsın. Hadi işsizliği açsızlığı bir tarafa bırak da, ülkemizi bugünkü konumundan çok farklı şekilde gelecek bekliyor…” Kızımızın bir kulağından girip öbür kulağından çıkar böylesi sözler tabii. Çünkü artık bu ülkenin ona model olacak büyükleri, sabahtan akşama kadar salya sümük dizileri izliyor. Bayağının çok altında nitelikteki bu dizilerden, izdivaç programlarından, yemek tariflerinden zaman bulup da gençlere iyi örnek olacak tek bir halt etmiyor! Yaşamını yitiren diğer genç ise eşi ile tartıştıktan sonra kendisini Porsuk Nehrinin çamurlu sularına atarak hayatını noktalamakta bulmuş çözümü. Onun için de ne yazsak ne söylesek boş, o yok artık! Keşke yaşasaydı da aman gencim işin kolayını seçme, zor olanını seç. Zor olanı da sana bu hayatı kapkaranlık eden ve ikbal peşinde koşmaktan başka hiçbir işe yaramayan basiretsizlerle mücadele et deseydim keşke!

Benim sizlere esas anlatmak istediğim üçüncüsüdür. Porsuktan çıkarılan diğer ceset Mahmur Can Uygur isimli 19 yaşındaki bir evladımıza ait. Yaklaşık üç haftadır kayıptı bu çocuk zaten. Kayboluşunun üçüncü gününde annesi “Sabah Kahvesi” programıma bağlanarak gözyaşlarına boğularak oğlunu günlerdir bulamadığını anlatıp bizlerden yardım istiyordu. Çığlık atıyordu adeta; “oğlum ne yazık ki BONZAİ denen musibete alıştı. AMATEM’e götürdüm ama yerimiz yok diyerek iki kez yüzüme kapılar kapandı. Ben yalnız başıma ne yapacağımı bilemeden çaresizce sağa sola koşturup kurtarmak istiyorum oğlumu. Oğlum, Mahmutcan’ım ne olur beni şu an duyuyorsan dön bana yavrum” diyerek stüdyoyu çınlatıyordu adeta. Ve o çınlamalar da bizlerin yüreğinde cam kırıklarına dönüşüp kanatıyordu vicdanımızı. O programın beş dakikalık bölümünü sosyal paylaşım sitesinden de paylaştık ve binlerce izleyen oldu. Mahmut Can’dan ne bir ses, ne bir seda çıkmadı. İçimdeki ses öldüğünü ya da öldürüldüğünü söylüyordu ne yazık ki. Çünkü yaşasaydı her halükarda bu programdan haberi olacak ve annesini arayacaktı bir biçimde. Daha önce evlatları kaybolan anne ve babalar bu program sayesinde mutlu son yaşamışlardı…

Demem şudur ki; Bonzai için bir yasa kabul edilecekti hani! Satan, içen ve adı bu kirli işe bulaşan herkes terör suçlusu muamelesi görecekti! Siyaset sahnesinin ikbal peşinde koşan tüm aktörleri sizlere soruyorum! Daha kaç Mahmut Can’ın feda olmasını sadece izleyeceksiniz? Son sorum, sizin çocuklarınıza, torunlarınıza bir şey olmayacağını düşünerek bu denli umursamazsınız belli ki! Bu ülkede bir cemaat liderinin kızı uyuşturucudan yaşamını yitirmişti. Ne dersiniz, hiç ummadığınız bir anda sizin başınıza da bu bela musallat olmasın?

 

 

İnsanlar vekillerini kendileri seçmeli!

Okurumuz bir tespitte bulunarak vekillerimizi kendimiz seçmemiz konusunda gereğinin yapılmasını istiyor. Gerçekten de seçime çeyrek kala havadan paraşütle bırakılan dayatma vekillerden hepimiz yorulduk! Nasrettin Hocanın söylediği gibi, “parası olan düdüğü çalıyor” bizim ülkemizde. Nitelik, donanım ve parti kültürü gibi hiçbir özellik olmayan yurdum insanı genel başkan istiyor diyerek benim kentimden aday olamasın artık! Adem Beye teşekkür ederek iletisini yayınlıyorum…

“Şinasi hocam;

 

Vekil diye seçip meclise gönderdiğimiz insanların asıl görevi iş takipçiliği ve liderlerinin evet ve hayır yönlendirmesi ile mecliste oy kullanmak değildir. Acaba kaç vekil fikrine, zikrine aykırı diye tabi olduğu partiye ve liderine karşı çıktı, sesini yükseltti. Milletin, vatanın bekası ve çıkarlarını koruması için meclise seçip gönderdiğimiz vekiller, gelecekte tekrar vekil gösterilmeme korkusu, iki yılda emeklilikten yoksun olma, iş takibi sonucu nemadan yoksun kalma adına seçmenine ters düşmektedir. Tüm partiler için söylüyorum, vekiller tepeden inme bu insanların önüne konmamalı, insanlar meclise göndereceği vekili kendisi seçmeli. Seçtiği vekili, baktı gördü ki kendine hizmetten çok başkasının emrinde, o vekili geri çağırabilmeli ve tüm haklarını elinden alabilmeli. Vatandaş meclise göndereceği vekili kendi seçmeli ki, önüne geldiğinde yapıp yapmadığı şeyler için vatandaşa hesap vermeli ve onun hakaretine maruz kalmalı. Adem Ünal…”

 

 

OZANCA

Sana dokunmayan yılan

Er geç yavrunu sokacak

Kaldırmadıkça başını

 

Senin de canın yanacak…    

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi