12 Eylül faşist darbesinde ailemle müthiş acılar çekmiş ve devrimci geleneğin öğretileri ile büyümüş bir insan olarak bunların “devrimci” edebiyatlarına şeyimle gülüyorum sadece. Amerika’yı, yani dünyanın jandarması olduğunu iddia eden ve bu doğrultuda da gereğini yapan vahşi gücü kendilerine müttefik sayan ve BOP’un maşalığını ziyadesi ile yerine getiren bu karanlık güruhun Işid ve benzeri maşalardan hiç ama hiçbir farkı yoktur…
Bu açıklamamdan sonra sözde bir pkk üst yöneticisi, sözde bir televizyon kanalına CHP ile ilgili bakınız nasıl bir açıklama yapmış!
***
CHP 7 Haziran sonrası AKP’ye koltuk değneği olmuştur. Zaten doğru dürüst bir muhalefet yürütmedi ama kimi zaman olumlu yaklaşımları da oluyor. CHP içindeki ulusalcı kesimlerin yaklaşımları olumsuzdur. Mevcut durumda ulusalcı kanat AKP’nin yürüttüğü savaş konseptini de bir biçimde destekleyen bir tutum içindedir. CHP baştan itibaren Kürt sorununa doğru temelde yaklaşmış olsaydı, şu an AKP değil de CHP iktidar olmuş olacaktı. Demokratik çözüme ilişkin ciddi bir proje ortaya koymuş olsaydı, Önder Apo’yla müzakereyi ön görmüş olsaydı, AKP 1 Kasım’da da hiçbir biçimde iktidara gelemezdi. Şu anda CHP ve HDP Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümeti olmuş olacaktı. Kürt sorunu da demokratik yollardan çözülecekti ve Türkiye de demokratikleşecekti. CHP, Kürdistan’da da tecrit olmuş durumdadır, esamesi okunmuyor şimdi. 70 yıllık klasik devletçi geleneğini inkâr ve imhacı politikaları biraz da üslubunu değiştirerek bu tarzıyla sürdürmüş oluyor. Bunu kökten değiştirmesi lazım, bunu CHP’nin köklü bir politika değişikliğine dönüştürmesi gerekiyor…
***
Kirli bir örgütün Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bir partiyi övmesi ya da yermesinin önemi nedir, ya da önemi var mıdır? Ki bu kirli örgütün icazet aldığı ABD uzun yıllar öncesinden Kemalizm’in tasfiye edilmesi yönünde düğmeye basıp, gereğini yapmak üzere başımızın şer belası olmaya devam etmektedir. Pkk’lı beslemenin de Atatürk nefretini Sağır Sultan dahi duymuştur. Velhasıl kelam, Ortadoğu coğrafyasında palazlanan bütün kirli örgütler gibi Amerikan taşeronluğu yapanlardan biri olan Pkk’nin CHP’den beklentisi ne olabilir ki? CHP’yi HDP’ye yaklaştırarak, birlikte hükümet kurma senaryolarını güçlendirmek tabii. Bunun için de en büyük tehlike saydığı Ulusalcıların tasfiyesinde etkin olabilmek…
Ulusalcılığı bu ülkede tehlike olarak görüp algılatan tüm güruhlar ABD’den işaret ve icazet alanlar bu net!
Bakınız ulusalcılığı nasıl tanımlamış Vikipedi; Ulusalcılık; Türkiye'de 2000'li yıllarda, Atatürk'ün öngördüğü tam bağımsızlık, ulusal sanayinin gelişimi, dışa bağımlılıktan kurtulma gibi hedefleri savunan; Cumhuriyet'in temel kuruluş ilkelerinin korunması ve ulusal çıkarların ön planda tutulması gerektiğine inanan siyasi bir görüştür. Paylaşan kişilere de ulusalcı denir. Genel olarak Atatürkçü ve laik bir Sol milliyetçilik şeklinde yorumlanabilir…
İşte ulusalcılığı tehlike olarak algılatıp bu nakaratta bülbül kesilenler, direkt ABD’nin ekmeğine yağ sürdüklerini kör olmasın da görsünler artık. Attila İlhan’ın dediği gibi, 1938 yılından sonra milli menfaatler yerine “küresel emperyalizmin” isteklerine boyun eğildiği için bu günlere gelinmiştir beyler ve bayanlar…
Atatürksüz bir CHP tasarımlamak üzere harekete geçmiş kim varsa haindir, işbirlikçidir. Yeni ce-ha-pe nakaratı ile Atatürk’ün devri geçti uyutmacasını dillendirerek sinsi yılanlar gibi Cumhuriyet devrimlerinden, Atatürk ilkelerinden koparanlar Amerikan maşalarıdır sadece. Zaten Atatürksüz bir CHP’nin, istedikleri kadar yırtınırsa yırtınsınlar iktidar olmayacağını en iyi onlar bilmektedirler. İçi boşaltıldığı, Atatürksüz bırakıldığı içindir CHP’nin 1949 yılından bu yana tek başına iktidar olamayışındaki yegâne sebep…
Bir konu daha var ki ulusalcılar denince neden eski İşçi Parti şimdiki Vatan Partililer akla gelir ki? Din nasıl ki birilerinin tekelinde maşallah, Atatürk ya da Ulusalcılık da onların tekelinde midir? Atatürkçülükte, Ulusalcılıkta zikzak çizmek yoktur efendiler! Dün söylediğini bugün inkâr etmek hiç yoktur. Hele dün dündür bugün bugündür davranışını içselleştirenin, gömlek değiştirenden ne farkı vardır ki?
OZANCA
ELLERİNİN ÖTESİ
Bu sabah sen döküldün içimin yalnızlığına
Öyle "hoşça kal" demek var mıydı
Büyük yalnızlıklar çiğdem bakışlı gözlerindi
Karanlık düşler oluyordu nereye baksam
Yağmur damlalarının getirdiği şiirler
Senin çocuk bakışlı güzelliğindi
İçimde uzayıp sana giden sevgi bağları
Bin bir duadan mı örülmüştü bir tanem
Kuşların konduğu sabah uyanışlarında
Çoğu kaçtı ömrümün yazılı kimliğimden
Özlemler umudun öpülesi bakışlarında
Gözlerin diyorum, öpüyorum canımın canı
Saçların diyorum, okşuyorum, sevgimin örgüsü
Bir baba acısını saklayabilir mi? Ben yapamam
Uç uç böcekleri, sevgiliye giden karınca izleri
Hep sana götürsünler beni
Bu ellerinin dağ çileği kokusu sendin
Ne zaman kar yağsa koş, saçların dağılsın
Bir sözüm yok Ülkü hepsini sana getirdi
Ellerinin ötesi uzak iklimler
Ellerinin berisinde biz varız
Hep yarınlara, çiğdem bakışlı gözlerinle...
Neşet KARAÇALTI
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy