Pembe taksi…

Şinasi Kula yazdı

16 Şubat 2016 09:00
A
a
Sivas'ta dokuz yıllık bir taksiciye ait pembe taksi, sabah 08.00 ile akşam 20.00 arasında çalışacak ve erkek müşteri almayacak. Araç kadınlara özel olduğu gerekçesiyle lambalarından koltuk kılıflarına, direksiyonundan vites topuzunu kadar pembeye boyandı. Aracı da bir kadın şoför kullanacak. Ama pembe taksi beklenilen aksine bir tepki aldı. Sosyal medya kullanıcıları bu uygulamayı tasvip etmedi diyor haberde…
CHP Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer’in yorumu ile başlayıp diğer yorumculardan da örneklemelerle devam edeyim köşe yazıma. “Pembe Taksi uygulaması cinsiyet ayrımcılığını körükleyen, taciz ve tecavüzü meşrulaştırmaya yönelik bir uygulamadır” diye öz bir söz ile düşüncesini ortaya koymuş Gaye Hanım…
Sosyal medyadan diğer tepki yorumlarından da birkaç örnekleme yapmak gerekirse şöyle;
- Pembe taksi, metrobüs gibi uygulamalar kadınlara sokağa çıkma yasağının bir alt aşaması oluyor herhalde toplumdan izole etmede…
- Sivas'ta kadınlara özel pembe taksi uygulamasına geçilmiş. Bu “çarşaf giymek kadınları özgürleştirir” demekle aynı…
- Pembe taksi 08.00-20.00 arasında çalışacak. Bu saatler dışında taksiye binen kadın = Ne işi varmış o saatte?
- Pembe otobüs ya da pembe taksi fikrini desteklemek, tacizlerin sorumlusunun kadınlar olduğunu kabul etmektir ki en büyük ahmaklık da budur…
- Pembe taksi, pembe otobüs, pembe metrobüs gibi sadece kadınlara özel ulaşım araçları, o araçlara binmeyen kadınlara tecavüzü meşrulaştırır…
İçlerindeki en güzel yorum da şu kanımca;
-Biz binmeyeceğiz, siz insan olmayı öğreneceksiniz!
                                           ***
Dünyada Yeni Zelanda'dan (1893) sonra, Avustralya'da (1902), Finlandiya'da (1906) ve Norveç'te (1913) kadınlar ulusal seçimlerde oy kullanma hakkını kazandılar. İsveç ve ABD'de ise bazı yerel seçimlerde oy kullanma hakları vardı. ABD (1920), Büyük Britanya (1918 ve 1928), Sovyetler Birliği(1917), Birmanya(1922), Ekvador (1929) ve Türkiye'nin de(1934) bulunduğu 28 ülkede kadınlar ulusal seçimlerde oy kullanma hakkını elde ettiler. II. Dünya Savaşı'ndan hemen sonra Fransa, İtalya, Romanya, Yugoslavya ve Çin de bu ülkelere katıldı…
BM’ce 7 Temmuz 1954'te yürürlüğe giren “Kadınların Siyasal Hakları Sözleşmesi” ile kadınların bütün seçimlerde erkeklerle eşit koşullar altında oy kullanma, seçilme ve kamu hizmetlerine girme hakları düzenlenmiştir…
                                                ***
Ortadoğu coğrafyasından esinlenerek geleneklerimizin de giderek Araplara benzetilmeye çalışıldığı garip ülkemde neden tüm olumsuzlukların faturası kadınlara çıkar acaba? Tecavüzcü erkek, sapık erkek, katil erkek, tacizci erkek ama faturayı ödeyen kadın!
Neden?
Nedeni çok açık!
Bakınız 1934 yılında Cumhuriyetin kadına verdiği nimetlerin başında oy kullanma daha sonra da seçilme hakkı veriliyor. Hep iddia ediyorum o dönemde kadın almıyor bu hakkını söke söke. Altın bir tepsi içerisinde kadına armağan ediliyor. Kadınlarımız da zaman içerisinde uğrunda mücadelesini bile etmeden elde ettiği bu özgürlüğü kanıksamadan, değerini bile anlayamadan; yine altın bir tepsi içerisinde erkek egemen dünyanın sahiplerine körü körüne hediye ediyor. Bunun için dedim zaten nedeni çok açık diyerek…
Samimiyetine inandığım Gaye Hanım’ın özlü sözüne saygı duyarım. Lakin gerçek var ki; Cumhuriyetin faziletleri özellikle kadınlarımıza Mustafa Kemal’in sonsuzluğa göç etmesinin hemen ertesi itibarı ile, yüreklere (zihinlere) kazınacak biçimde anlatılamadı! Dilerim kendileri de benim tespitime katılıyordur…
 
 
SİZİN SESİNİZ
 
Atatürk'ün Balıkesir Hutbesi…
 
Mustafa Kemal Atatürk’ün, 7 Şubat 1923 Cuma günü Balıkesir Zağanos Paşa Camiinde verdiği hutbeyi siz saygın okurlar ile yorumsuz biçimde paylaşmak istiyorum…
Efendiler!
Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler söyleneni dinleme ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılması lazım geldiğini düşünmek, yani birbirimizin görüş ve düşüncelerini almak için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferdin zihninin başlı başına faaliyette bulunması lazımdır. İşte biz de burada din ve dünya için her şeyden önce hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım.
Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncelerini anlamak istiyorum. Milli emeller, milli irade, yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, millet fertlerinin tamamının arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız, serbestçe sormanızı rica ederim…
 
 
OZANCA
 
Sevmek için yürek
Sürdürmek için emek gerek
Sevgi ne Boğaz’da,
Ne mum ışığında yemek yemek,
Ne de pahalı bir pırlanta demek
Sevgi bir lokmada iki mutlu insan demek...
                                Nazım Hikmet RAN
1000
icon
Aydın 18 Şubat 2016 05:10

Kadınları korumaya çalışırken, TÜRKÇE'yi katleden taksi "pink taksi".

0 0 Cevap Yaz
Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi