Prof.Dr. Alper Çabuk

Peki ya sonra?

Peki ya sonra?

27 Ocak 2014 09:04
A
a
Hep söyleyip durduğum küresel iklim değişiklerinin etkisiyle içinde bulunduğumuz kış mevsiminde ülkemizin önemli bir bölümünde beklenen yağışların gerçekleşmemesi akarsu, baraj ve göllerde su seviyelerini önemli miktarda düşürdü. Oysa, bunu NASA’nın yedi yıl süren bir çalışmasına referans vererek neredeyse bir yıl önce Türkiye’nin bir bölümünde NASA kuraklık riskini alarm seviyesine getirdi, diye yazmıştım. Türkiye’nin önemli akarsu ve göllerinde su seviyesi kritik düzeyde azaldı. Üstelik işin enteresan tarafı, bu dönem suyun bol olması gereken bir dönem... Tam da beklendiği gibi, bir yandan yüzey sularında bu şekilde bir azalma olurken, diğer yandan Türkiye’nin bazı yerlerinde ise seller hayatı felç ediyor. İyi işte, su kaynağı diye bir an sevinmeyin. Zarardan başka hiç bir yararı olmuyor.
 
Diğer yandan kuraklık... Kuraklık demek, tarımsal ürünlerde, hayvancılıkta azalma demek, kıtlık demek... Belki bir çok kişi tarımsal ürünlerde azalmayı bugüne kadar önemsemedi, ithalat imkanları arandı, yaratıldı... Gerekli olduğu durumlarda, gıda üretimindeki azalmayı, talebi ya da piyasa fiyatlarını dengeleyebilmek için ithalatı teşvik edici iktisadi araçlardan da yararlanıldı...
 
Peki ya sonra?
Hatta peki ya şimdi?
 
Bir yandan döviz kurlarındaki yükseliş nedeniyle ithalat yapmak zorlaştı... Döviz kurundaki artış, zaten ülkemizde aşırı yüksek maliyetler nedeniyle ortaya çıkan ekonomik güçlüklerle üretim yapmaya çalışan üreticilere, gıda, tarım ve hayvancılık sektörlerine de yansıyacak...
 
Bu arada tarım sektöründe tam anlamıyla doğru sulama teknikleri, az su gereksinimi olan üretim teknikleri, az su tüketen ıslah edilmiş türler, bir türlü yeterince yaygınlaşamadı. Bu neden mi çok önemli, çünkü su tüketimin önemli miktarı tarımsal üretim amacıyla kullanılan tarımsal sulamada kullanılıyor. Tarımsal üretimde aşırı su tüketiminin başka sorunları da yarattığını, kuraklığın ise erozyon ve çölleşme riskini beraberinde getirdiğini ifade edebiliriz...
 
Neyse konumuzu dağıtmayalım, konumuza geri dönelim. Geçtiğimiz bir kaç ay içinde bin küsür kilometrelik Türkiye’nin en uzun akarsularından Kızılırmak da kuraklıktan etkilendi ve su debisinde önemli bir düşüş gözlendi... Debide 7 kata varan bir düşüş yaşanıyor. Meke gölü, Manyas kuş cenneti gibi kuşlar açısından son derece önemli olan göllerimizi kaybetmek üzereyiz... İstanbul’un su gereksinimin sağlandığı göllerde önemli sorunlar yaşanıyor... Tuz gölü de önemli risk altında, tarımsal alanda açılan çok sayıda yeraltı su kuyusu ve yeni açılan tuz işletmeleri nedeniyle gölü kaybetmek üzereyiz...
 
Bana göre bu dönemde yapılması gereken en çılgın projeler suyun yönetilmesi, temini, su havzalarımızın yönetimi ile ilgili olmalı.... Aksi takdirde, dilim söylemeye varmıyor, ancak yine bir tahminde bulunmadan edemeyeceğim…
 
“Daha durun… Bunlar iyi günlerimiz… Çoğu kentin kullanma suyunu karşılayabilmek için hala bir başka havzadan su getirme, soruna bir çözüm ortaya koyabilme şansımız var… Ama bu son derece geçici bir çözüm… Üstelik ekolojik olarak da çok istenmeyen bir durum… Bugün su temin edebileceğimiz başka havzalar var…” Peki ya sonra; su getirilen su havzalarında da kısa süre sonra kritik düzeyde azalma yaşanınca ne olacak?
 
Şundan eminim, bugünlerde bunu önemsemeyen, tedbir almayan, kulak arkası eden kişiler, yakın bir gelecekte hep bir ağızdan şöyle diyecekler:
 
“İklim değişikliklerinin etkisiyle, her şey bir anda oldu”.
 
Doğru her şey bir anda olacak… Ama bizi tehdit eden bu susuzluk ve kuraklık, belki meslek adamlarınca, akademisyenlerce elli yıldır öngörülmekte. Sadece gerekli eylemler iklim değişikliklerinin etkileri kadar hızlı yaşama geçirilememekte ya da sorun yeterince önemsenmemekte… Peki ya sonra? Peki bu kayıtsızlık nelere yol açacak? Peki, ya o zaman ne olacak? Ne olacak, bizler için artık çok geç olacak…. Sahip olduğumuz en kıymeti şey su, hava ve toprak... Suyu ve toprağımızı kaybetmiş olacağız. Zaten hava bedava, ama tek başına yetmez. O gün geldiğinde, Kızılderili reisince beyaz adama dendiğini gibi paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak ya da benim sıklıkla ifade ettiğim gibi paranın gücü, gün gelecek ekmek almaya bile yetmeyecek...
 
Herkese iyi ve bol yağışlı - özelikle kar yağışlı günler - dilerim...
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi