Perşembe günü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’deydi. Önce YÖK’ün kuruluş yıldönümü nedeniyle partisinin düzenlediği panelde konuştu
Perşembe günü CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’deydi. Önce YÖK’ün kuruluş yıldönümü nedeniyle partisinin düzenlediği panelde konuştu. Ardından Tepebaşı Belediyesi tarafından hayata geçirilen Ferdi Zeyrek Yaşam Merkezi’nin açılış törenine katıldı. Grup Başkanvekili olduğu dönemde de genel başkanlığı döneminde de çok kez Eskişehir’e geldi. Kendisini gazeteci arkadaşlarımla takip ettik. Ama bu gelişinde gündemin etkisi midir bilmiyorum ama bir siyasetçinin en insan halini gördüm diyebilirim.
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in vefatından sonra Özgür Özel’in takındığı tavır, mezara kadar inmesi, çocukluk arkadaşını son ana kadar yalnız bırakmaması, sonrasında Ferdi Zeyrek’in evladını sınava ve üniversiteye kayda götürmesi… Eminim ki hangi dünya görüşünden olursa olsun birçok insanın saygısını kazandı Özgür Özel.
Özgür Özel’in Ferdi Zeyrek Yaşam Merkezi açılışında yaptığı konuşmayı dikkatle dinledim. Konuşmasında, “Ben böyle açılışlara 19 Mart'tan sonra belli bir süredir gitmiyordum. CHP'li belediyelerde açılış yetişmiyor. Beni bekliyor. Ben şundan gitmiyordum: "Büyük bir saldırı altındayız, dertteyiz, tasadayız, mücadeledeyiz. Böyle çok keyifli işler yapmayalım” derken, biraz beklesin dedim. Eylül ayında "Haydi, açıyoruz” dediler. Açılmayı bekleyen Türkiye’de 1050 projemiz var” dedi.
Özel’in ifadeleri Zülfü Livaneli’nin Huzursuzluk kitabındaki “Eski bir Arap şiiri geliyor aklıma; asil insanların en neşeli zamanlarında bile bir hüzün vardır, daha düşük ruhlar ise en sefil zamanında bile neşelidir” cümlesini hatırlattı bana. Özgür Özel tam da bu cümledeki o ruhu yansıtıyor gibiydi… Asil, hüzünlü ama dirençli…
Önce yol arkadaşı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ardından en yakın arkadaşlarından birini kaybetmesi… Çok yıpratıcı bir süreç. Belki başka bir insan olsa, çoktan unutur yoluna devam ederdi ya da yorulurdu. Kendisine ve partisine artı puan yazacak olan o 1050 projeyi arka arkaya açar, gülücükler saçar, iki üç süslü laf eder kendi yolunda iyi kötü yürür, birileri gibi yüzde 25’e ikna olur, kontrollü şekilde muhalefetini yapardı. Ama Özgür Özel, bunu yapmayı kabul etmedi. Türkiye’de birçok insanın cümle içinde bile kullanmayı unuttuğu şeyi yaptı. Önce itiraz etti ardından bence son yılların en asil, en duygulu mücadelesini başlattı.
İşin siyasi boyutunu bir kenara bırakıyorum. Ama insan ilişkilerinin bu kadar çürüdüğü bir dönemde bir insanın yola birlikte çıktıklarını her yerde yanında taşıyabilmesi, kayıplarını unutmaması sıradan vatandaşlara da mutlaka sirayet ediyordur diye düşünüyorum. Özgür Özel, hedefleriyle beraber hüznünü, acısını, mücadelesini, arkadaşlarını da geride bırakmadan yanında taşıyordu. Yanında taşıdıklarını Eskişehir’e de getirmişti. En öfkeli ya da aksi konuşmasında bile yüzünün bir kenarında Zülfü Livaneli’nin bahsettiği hüzün vardı sanki.
“Dertteyiz, tasadayız. Keyifli işler yapmayalım” diyebilen, enerjisini arkadaşları için harcayan, duygularını toplumun önünde gösterebilen, bazen gülümseyen bazen ağlayabilen önce insan sonra siyasetçi olan birine dönüşmek kolay değil ama demek ki mümkünmüş.