YAZIYORUM
Ozan ile borazan arasındaki fark!
Ozan kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki karşılığı şair’dir. Lakin şair olarak kimlikleri tescil edilmiş nicesi de “ozan”lık yerine şair olarak nitelendirilmeyi yeğlerler. Çin kaynaklarında yer alan bilgilere göre, M.Ö. binlerde Türk sözlü şiir sanatı geleneğinin var olduğu görülmektedir. Yani Türk şiir sanatı kökleri oldukça derinlere uzanan bir geçmişe sahiptir. 16. yüzyıl başlarında Anadolu’da âşıklar, tekkelerin dışında etkin bir biçimde din dışı şiir söyleme olanağına kavuşmuştur. Kahvelerin, tekkeler karşısına alternatif sosyal eğlence ve iletişim mekânları olarak belirmesiyle Âşık Edebiyatı yeni bir kimlikle ortaya çıkmıştır. Ozanlık ile âşıklık arasında da önemli bir farklılık vardır. Âşıklıkta divan edebiyatı hâkimdir, güce karşı çıkma diye bir düşünce yoktur. Ozanlık geleneğinin ilk örneklerinden Pir Sultan Abdal ise diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı'ndan hiç etkilenmemiştir. “Dönen dönsün ben dönmezem yolundan” diyerek hak bildiğini söylemekten asla çekinmemiştir. Savunduklarının bedeli acılar ve ölüm de olsa, halkını inim inim inleten beylere paşalara restini çekmekten geri kalmamıştır. O, teslimiyetçi geleneğin “çok yaşa padişahımcılarına” gözü karalığı, yiğitliği ve bilgisi ile örnek olmuştur. İşte bu geleneğin PİRİNDEN itibaren halk ozanı deyince, yönü halka ve hakka dönen şair ve türkü yakıcıları akla gelir. Onlar ki her devrin taban yalayıcılarının tam tersine, iktidarların tüm haksızlıklarını ve zulmünü dillendirip karşı koyanlar olarak tarihin onurlu sayfalarına yazılanlardır. Onların yaşamlarında bireysel mutluluk yerine toplumsal mutluluk ağır bastığından, “yaşanası ve insanca yarınlar” adına ellerinden geleni ardına koymazlar. Bedeli hapishaneler, zindanlar veya ölümlerdir bu yaşam tercihinin bunu çok iyi bilirler. Ama onlar aynı Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi “dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” şiarını tercihlerinden dolayı karanlığa rest çekmeye devam ederler. Bir de borazanlar vardır dostlarım. Onlar da saz çalarlar akılları sıra, kalem tutarlar! Ama onlar “böyle gelmiş, böyle gider” nakaratları ile halkı uyutan rüzgârgülü ve dalkavuklar olarak sadece, ama sadece kendi ikballeri doğrultusunda hacıyatmazlığa devam ederler. Sahibinin sesi plaklarıyla güçlüden yana yağdanlık yapmaya, yani borazanlık yapmaya mahkûmdurlar şahsiyetsizlikleri gereği. Her iktidarın gülüdür onlar…
OZANCA
Kızılırmak parça parça olasın
Bir parça ekmek siyah, on kuruşluk kına kırmızı
Taş toprak arasında türküler arasında
Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan
Kocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklı
Kimler ürkütmüş acaba bu kadar kadını
Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete
Siz de görürsünüz bunları kadınlarda
Ödevleri yenilmek olan hep
Bıçakla kemik arasında
Susmakla ağlamak arasında
Yenilmek… Cemal Süreyya
DIŞARDAN GAZEL
EMNİYETE BİR İHBARDIR!
Sevgili O.A. değer verdiğim bir insandır. Hem köylüm, hem de sanat paydasında buluştuğum bir dosttur. Dün beni telaş içerisinde arayarak "Toprağım müsait isen başıma gelen bir olayı anlatacağım. Bilmediğim bir numara aradı az önce, doğu şiveliydi ve bulunduğu ortamdan da telsiz sesleri geliyordu. Banka hesap numaramın terör örgütünce ele geçirildiğini ve acilen vereceği hesap numarasına para yatırmam gerektiğini söyledi. Böylelikle terör örgütü üyelerine suç üstü yapacaklarını beyan etti. Ben de tamam, karakola da haber verip hemen yatıracağım dedim. Tabii anında yüzüme kapattılar telefonu" dedi. 0551 ile başlayan numara bizde saklı. Emniyetten isteyen olursa veririz. (Nasıl olsa tüm konuşmalar kayıt altına alındığına göre bu kişiler de istediği kadar biz yapmadık dese de hesap ortada)
(Bize mesaj ve ihbarda bulunmak için, sitenin üst ve alt kısmında bulunan mesaj gönder bölümünü kullanabilirsiniz. Herhangi bir haber ya da köşeye yorum yapmak için ise haberin altında bulunan mesaj bölümünü doldurmanız yeterli olacaktır)