Düşünmüştük, gerçek olabilir mi?
Dünyada kimyasal silahlarla çıkan savaşta tek bir insan kalmamış… Ormanda sağ kalan iki maymundan erkeği atılmış:
“İnsan neslini tekrar yaratalım mı?”
Biraz duraksadıktan sonra da, dişisinden önce kendi vermiş yanıtını:
“Yoksa, değmez mi?”
. . . . . . . .
Bir seçim geçirdik, ucu olmayan tünele girdik sanki!... Her yer karanlık…
Oysa, ana karnında yatan bebek de bekler karanlıkta… Sanki aydınlığa çıkacak!
“Dünya, daha karanlık hücredir!”
Ama bekler… Kıvrılmış…
“Dizleri arasında başı…”
Elleri kenetli…
“Bir top gibi!...”
. . . . . . . .
Hollandalı bilim adamı “Dibbois”, 1889’da bir insan fosili bulmuştu…
“Cava” adasının “Trinil” yöresindeki bu fosil, hem insansı, hem maymunsu nitelikler taşıyordu…
Ama iki ayak üzerinde dikilen ilk atamız olduğu saptanmıştı…
Buluş, çarpıcı ve sarsıcı yankılar yarattı…
“Hayvan gibi yürürken, içsel bir dürtüyle iki ayağı üzerine nasıl dikilmişti insan?”
. . . . . . . .
Ana karnındaki bebek artık çıkmak istiyordu karanlıktan…
“Önce bendendi dikleşen…”
Sonra vicdan oldu, sonra fikir…
Yol gösteriyordu sanki biri:
“Kıpırda bebek, yırt karanlığın kapısını…”
Ve de…
“Dikil onurunun iki ayağı üstüne…”
Unutma… Bu da bir seçim…
Daha niceleri olacak…
“Yeter ki sen dik dur…”
Gelecek yıllarda fosilini bulduklarında…
“İki büklüm görüp de senin hesabına utanmasınlar!”
GÜNÜN OLAYI
Kendi cevherimizin aydınlığına, öz yaşamımıza…
“Başkasını ikna etme konusu” bu toplumda zor bir zanaat.
“Bu dönemde, rüzgar bizim istediğimiz yöne esmiyor…”
GÜNÜN BİBERİ
Bazıları seçimleri “Davutoğlu’nun zaferi” olarak görüyor. Doğrudur…
Seçim sonuçları, Davutoğlu’nun “Majestelerinin başbakanı” durumunu kesinleştirdi…
Orhan Bursalı
CUK
Hiç merak etmeyin…
“Artık ülkemize şehit gelmeyecek…”
Bülent Delican (AKP İzmir İl Başkanı)
KISSA-DAN
Milli irade tek adam iktidarına oy vermiştir!
Ben tek adam iktidarına karşı mücadele verdim, kaybettim…
Artık yazmıyorum…
Cüneyt Ülsever
GÜNÜN ŞİİRİ
Değirmen
Bir değirmen bilirim
Gün olur en güzel şarkıyı söyler
Bir çocuk
Elleri kolları çamur
Uzaktan tertemiz beyaz güler
Gün olur
Yolundan eder yolcuyu
Uzakta elleri çamur çocuğu
Başı göğsünde ağlar görürsün
Bir değirmen bilirim
Dinmez ırmaklardan alır suyunu
Bir değirmen bilirim
Feleğin çarkından öğütür unu…
Adalet Sümer (Varlık- 1948)
GÜNÜN SÖZÜ
Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratamıyor. Sadece sen yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun…
Montaigne
GÜNÜN BALI
Aptal ve saf bir kadın…
“Tanrı’nın erkeklere en büyük lütfudur…”
Voltaire
GERİLİM
Demokrasi, askerlerin siyasetin üzerinden etkisini kaldırıp, yerine “iktidar baskısı”nı getirerek olmaz…
GÜNÜN İNCİSİ
Ampul ışığında doğru görünen, gün ışığında yanlış olabilir…
Fazıl Say’dan…
Şartlar elvermedi.
13 yıllık bu iktidar, 17 yıla uzadı… Daha da uzar belki… Bilmiyoruz…
Ben, hem ülkemde, hem tüm dünyada, müziğimi yapmaya, bestelemeye, inandığım aydınlığa ve insanlığa koşarak, doğru hissettiğim her şeyi yazmaya devam edeceğim.
“Benim için yaşamak bu umutlardan oluşuyor…”
Sabahın erken saatlerinde bir yürüyüş ile fotoğraf çekerek, günü düşünerek, tüm benliğim ile nefes alarak ve yaşadığımız için mutlu olarak…
“Kimse yüreğindeki yaşama umudunu, aydınlıkları kaybetmemeli.”
Artık taksicilerle, siyaset veya gündem konuşmayız da, havadan sudan konuşuruz ya da hiç konuşmayız…
“Yaşamak güzel çünkü…”
Estetik farkıyla gelen
Kadının biri 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken ölüme yakın, birden bir hayal görüyor.
Karşısında Azrail, soruyor:
“Benim saatim geldi mi?”
“Hayır” diyor Azrail:
“Daha 43 yıl, 2 ay ve 8 günün var…”
Nakozdan uyandığında estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor ve de göğüslerini düzelttiriyor.
Kısacası “genç kız” gibi oluyor.
Daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için o kadar ameliyata değdiğini düşünüyor.
Sonra ameliyattan sonra hastaneden çıkıyor, tam karşıya geçerken bir ambulans çarpıyor ve anında ölüyor. Cennette Azrail’e soruyor:
“Hani daha zamanım vardı?”
“Vardı ama” diyor Azrail:
“Ben seni tanıyamadım ki!”
Göz bandı yeter
“23 numaradaki hastanın nabzını ne zaman ölçsem çok yüksek çıkıyor. Acaba sakinleştirici bir iğne mi yapsam?” diye soruyor genç hemşire…
“Hayır” diyor doktor:
“Gerek yok. Nabzını ölçmek için eğildiğinde hastanın gözlerine bir bant tak yeter!”
Dünyanın en fakir Başkanı ve…
2 Kasım sabahı Cumhurbaşkanı Erdoğan, padişahların tahta çıkmadan önce kılıç kuşandığı “Eyüp Sultan”daydı… Tarihçiler ziyareti “Osmanlı”yı canlı tutmak, bir referans noktası oluşturmak” şeklinde yorumluyordu…
Hatta tarihçi ve yazar “Ayşe Hür”, Erdoğan’ın seçimlerin ardından Eyüp Sultan’a gelmesini, “Halifeliği ihyaya çalışıyor” biçiminde değerlendirmişti…
Aynı gün dünyanın en fakir Başkanı olarak bilinen Uruguay’ın eski Devlet Başkanı “Mujica” da Türkiye’deydi…
İstanbul’dan da Eskişehir’e geldi…
Odunpazarı Belediye Başkanı “Kazım Kurt”un bu daveti, ayrı bir jestti sanki…
Aldığı 12 bin dolarlık maaşın yüzde 70’ini bağışlayan bir başkandı Mujica…
Eskişehir’e iner inmez de, “Dilin ve uzaklığın dışında kendimizi Türk halkıyla çok yakın hissediyoruz” dedi…
“Bir farklı bakan işte…”
Keşke Cumhurbaşkanı Erdoğan da Saray’a davet edip, üç- beş kelam etseydi…
Ne dersiniz?
“Mujica gider miydi?”
Bu arada, tebrikler Kazım Kurt…