Ölümcül sessizlik!

Şinasi Kula yazdı

27 Ekim 2015 00:00
A
a
Yaşı benim gibi altmışı bulanlar şöyle geçmişe bir dönüp baksınlar. Şimdiye dek böylesine bir seçim öncesi atmosfer anımsayanınız var mı? Seçime sayışlı günler kala böylesi bir sessizlik hayra alamet midir ne dersiniz?

Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, iktidar partisi AKP’nin, CHP’nin, MHP ve HDP’nin mitinglerini incelediğinizde 7 Haziran öncesi katılımların çok altında kitlelerle karşılaşırsınız. Bunun için birçok gerekçe sıralamak elbet olasıdır. Terör korkusundan katılım olmuyor, koalisyon çağrısına uyulmadığı için başta iktidar partisi olmak üzere tüm partiler protesto ediliyor gibi maddeler sıralayabilirsiniz. İyi de bu ölümcül sessizlik için ne diyeceksiniz söyler misiniz?

İnsanlar parklarda, kıraathanelerde, çay sohbetlerinde dahi tabiri caiz ise vatan kurtarma edebiyatlarından kaçınıyorlar resmen. Hangi partiye oy atacaksın diye sormaya kimsenin cesareti dahi yok sanki. Ya da kararlar verilmiş ama sadece Allah ve kendisinin bileceği bir tercihe hazırlıklı insanlarımız…

Çok net görüşümü paylaşmak istiyorum saygın okurlarımızla. Bu seçimde birçok insan daha önce oy attığı partiye oyunu vermeyecek. Ve sandıktan çıkan sonuç seçim öncesi kamuoyu araştırması yapan tüm araştırma şirketlerini ters getirecek. Hani diyoruz ya çoğumuz;  “geçen seçimin benzeri bir tablo çıkacak” diye? Bence hiç de böyle olmayacak sandıktan çıkan sonuç! İktidar partisi başta olmak üzere, tüm partiler çıkan bu sonuca kendileri de inanamayacaklar…

Bu ölümcül sessizliğin tanımını iç sesim böyle yapıyor bilesiniz ki…

Bu halk bir kez daha yapacak yapacağını.

Kendi de işin farkına vardığında, çok şey değişmiş olacak geçmiş ile ilgili olarak. Güneş yine doğudan doğup batıdan batacak ama ülkemize yansıması çok farklı olacak ışınlarının!

Halk bir kez daha yapacak yapacağını…

Bir kez daha şaşırtacak!

Ama bu kez şaşıran çoğunluk ne taraf olacak biliyor musunuz?

 

Medya Maymunları!

Yandaş medya kavramının kapsama alanına girenlerini, aklı başında her yurttaşımız tahmin edebilir. “İstikrar” nakaratı tutturarak, ülkede her şey güllük gülistanlıkmış havası yaratan yazılı ve görsel medyaya kısaca yandaş medya tanımlaması yakıştırılır. Bu sadece bizde değil, dünyanın her yerinde aynıdır hemen hemen…

Hâkim sınıflar, bilinçli seçmeni asla istemezler. Olabildiğince sığ, eğitim seviyesi yerlerde sürünen güruhlardır yeğledikleri. Çünkü bu türlerin en büyük özelliği, sorgulama yapamayacak kadar muhakeme yeteneklerinin gelişmemesidir. Bu insani erdemi yani muhakeme yeteneğini geliştirecek yegâne güç ilim-bilim-eğitim ölçekli ışıktır öyle değil mi? O zaman hesap çok basittir! Kitleleri eğitimden, ilimden, sanattan ne kadar hızlı koparsan o denli de verimini hızlı alırsın. Her verileni yutan, kolaycı, kaderci ve dilenci bir toplum da sana potansiyel oy olarak ikbal kapısı olur…

Böylesi kitleleri oluşturmanın yegane yolu yazılı ve görsel medyadır. En büyük silahın bu olduğunu anlamıştır hakim sınıflar çağımızda. Elinde dünyanın en gelişmiş silahı ile dahi etkisiz hale getiremediği kitleleri medya sayesinde halleder…

Sayısını bilemediğimiz kadar çok televizyon kanalı var.

Sayısını bilemediğimiz kadar da yaygın ve yerel gazete var.

İster gazete, ister televizyon kanallarına şöyle bir göz gezdirin ya da inceleyin lütfen sabırla. Çoğu birbirinin aynıdır. Hayatın gerçeklerini kitlelere unutturacak, ortamı güllük gülistanlık gösterecek, erk’i göklere çıkaracak; “çok yaşa padişahım” yağdanlığını içselleştirmiş kadrolarla bezenmişlerdir. Doğruları söylemekten korkan, sinmiş, hatta başkalaşmış nice kalem de bu yeni nesil kadroya ister istemez dahil olmuştur. Salya sümük programlar, seviyesi yerlerde sürünen diziler kendine milyonlarca izleyici bulabiliyorsa bu gerçek başka türlü nasıl açıklanabilir ki? En akıllı, en bilge, en inançlı geçinen yurdum insanı aslında izlediği kanala bakıp, izlediği programlara bakıp kendisini aynada görebilme olanağına sahiptir. Her ne kadar insanoğlu kendisine ayna tutulmasından hoşlanmazsa da, bu işi kendi kendine yapabilir. En azından kendini kanıramaz iyi mi?

Not: Medya maymunları aslında şu soruyu sorarak da kendi kendilerini gönül aynasında görebilirler. “Ben kendi beklentilerimin dışında ne naneye yaradım, şimdiye dek kendimden başkalarına ne verebildim” sorgulamasını yapabilecek yürek taşıyorlarsa tabii... Çoğunun aklına yürek deyince cinsel organı geliyor da ilk etapta!

 

OZANCA 

Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar?

Yaşama sebebimsin su kadar, ekmek kadar.

Ayrılığın, özlemin, her şeyin bir hazzı var.

Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar...

ÖMER HAYYAM

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi