Odunpazarı Meydanı Özgürlüğe Yakılan Meşaledir…

Odunpazarı Meydanı Özgürlüğe Yakılan Meşaledir…

3 Eylül 2014 20:08
A
a
Gerici güruh amigoluk görevini yerine getirme gayreti içerisinde elinden geleni ardına koymuyor izliyoruz. Öyle bir hava yaratılmaya çabalıyorlar ki Bremen mızıkacıları gibi bir nakarat tutturmuşlar; “Kazım Kurt Odunpazarı’nın her yerinde meyhaneler açacak, tek amacı her restorana içki ruhsatı vermek…” İnsanlar dünya görüşleri doğrultusunda bir dünya için çabalar, uğraş verirler. Buna sadece saygı duyulur ama hayatın her alanında yalanı, karalamayı, özel hayatlara sızıp şantajlar yapmayı yaşam biçimi haline getirerek erk olmayı hedeflemenin tek bir adı vardır. Ne kadar kaşar olsalar da, o tanımlamayı en başta kendileri çok iyi bilirler zaten!
Kazım Kurt gerçekten de Odunpazarının her yerini içkili mekânlarla donatmak istiyor mu mızıkacıların hep bir ağızdan söyledikleri gibi? Canlı şehir, ya da 24 saat yaşayan şehir denince akla neden hemen içki gelir? Tıpkı gerici güruhun günahtan bahsederken ilk akıllarına kadın objesi gelmesi gibi! Fikri sabit efendiler için sevabın ya da günahın başka hiçbir simgeleri yok mudur? Örneğin ayakkabı kutusu, örneğin BOP, örneğin bonzai tacirliği yapmak. Sadece basit iki üç hatırlatma bu! İçkinin canı cehenneme, lakin bunu böylesine silah yapanlar Allah rızası için BONZAİ denen toplumsal zehirle ilgili ne halt etmişlerdir? Nerede, hangi ortamda çağımızın bu en tehlikeli silahına karşı tek kelam edebilmişlerdir? Bu kentte her gün üçer beşer genç koma halinde hastanelere kaldırılıyor bu yüzden. Ucuz kahramanlık eden mızıkacıların hangi birinin ağzından BONZAİ’ye karşı tek bir kelam duydunuz ey Eskişehirliler? Gençliğimizi toptan yok etmeye kararlı o onursuz uyuşturucu baronlarının gazabından mı çekinmekteler? Yemiyor mu yürekleri onlara karşı çıkmaya?
 
O güruh için bağımsızlık, Cumhuriyet değerleri gibi kavramlar ne derece önemlidir bunu da sorgulamak gerek. Örneğin 2 Eylül Eskişehir’in düşman işgalinden kurtuluş günü ne anlam ifade eder onlara? Böylesi bir günün anlamını bu topluma daha iyi anlatabilmek adına ne gibi çabalar sarf etmişlerdir? Herkes çok iyi bilir ki sorumun yanıtı koca bir hiçtir. 2 Eylül Kurtuluş gününde bir söz söyledi Kazım Kurt; “Böylesi Ulusal anlam ifade eden bayramlarımızın resmi ideolojinin dışında halk tarafından kanıksanması ve kutlanması gereğine inanıyorum…” Ağzına yüreğine sağlık, elbette ki Ulusal değerlerimizi halka kanıksatmaya çabalayan bir başkan o gerici güruh için böylesine tehlike arz eder. Bunun için de gereğini yapmak tabii ki Bremen Mızıkacılarının asal görevi olacaktır. Zira halk zaman içerisinde farklı bir başkanı kabullenip baş tacı yaparsa siddin sene Odunpazarı’nda bir hiç olmaya devam edeceklerdir. Bunun içindir ki kabus oluyor onlar için hayat? Farklı bir örnek daha var üstelik gözlerinin önünde. O örnek kişi Eskişehirlilerce baş tacı ediliyor dört seçimdir. Ağızlarından saçtıkları tüm salyalara rağmen, her türlü düzmeceye rağmen, sahibinin sesi gayretlere rağmen temiz hava bol gıda almaya devam ediyorlar! Odunpazarı için de böylesi bir durum onların ödünü gözüne karıştırıyor alimallah! Hâlbuki o zavallılara zamanında şu gerçek anlatılsaydı yeterdi…
15 Mayıs 1919 da Yunan askerlerinin postalları İzmir topraklarına değdiğinde, Hasan Tahsin(Osman Nevres) ilk kurşunu sıktı. Çok değil iki gün sonra 17 Mayıs 1919 yılında 15.000 Eskişehirli Odunpazarı meydanında özgürlük meşalesini elbirliği ile yaktılar. Bir örnek daha vereyim hemen. 1934 yılında Mustafa Kemal’e yapılan suikast girişimi sonrası anında 20.000 Eskişehirli yine Odunpazarı Meydanındaydı. Hep bir ağızdan, “Cumhuriyetimizin önderinin yanındayız” diye haykırıyorlardı. Yani burası Odunpazarıydı! Yıllardır bu meydanda Ulusal bilinç adına en ufak bir emek verilmese de(tabii ki amaçlı)bu gerçekleri unutturabileceklerini mi düşündüler acaba!
 
Lakin işleri şimdi gerçekten daha zor, paniklemekte de oldukça haklılar mızıkacılar. Önlerinde farklı bir örnek var. Oysa şimdiye dek birtakım statükocu beyler ekmeklerine hep yağ sürerek mızıkacıların işlerini kolaylaştırmış, koltuk sahibi etmişti kendilerini. Şimdi karşılarına ezber bozan bir örnek çıkıverdi. Her daim halkın içinde gezen, komplekslerden arınmış sıradan biri gibi olmayı kendisine yakıştıran biriydi bu. Halkın, “Bizim Kazım” diye tanımladığı Kazım Kurt’tu.
 
OZANCA
Sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal
Elsiz ayaksız bir yeşil yılan
Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal
Hani bir vakitler Kubilay’ı kestiler
Çün buyurdun kesenleri astılar
Sen uyudun asılanlar dirildi
Mustafa’m Mustafa Kemal’im…
Attila İLHAN
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi