Sadi Seda yazdı
GÜNÜN SÖZÜ : Söylediklerini kabul etmeyebilirim, ama söyleme hakkını ölünceye kadar desteklerim. VOLTAİRE
DEDEM DİYOR Kİ : ■ Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız ya okumaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yapın.
Eskişehir bu kadar sahipsiz mi?
Kimisi “kapatıyoruz” diye yazarak sözde zararına satış yapıyor, kimisi ise “fuar” adı altında stant açıp markası, üretim yeri belli olmayan ürünleri satıp Eskişehirlileri sömürerek voleyi vurup gidiyor…
Geçmiş yıllarda stadyumun ön tarafındaki spor ve oto park alanına “ucuzluk” fuarları kurulurdu…
Bu fuara kim, nasıl izin verdi? Diye sorduğumuzda sorumuz askıda kalırdı…
Kimse üzerine alınmazdı…
Şimdide birileri gelip Atatürk Stadyumun arkasındaki oto parka “çadır” kurarak sözde “yöresel yemek” tanıtımı yapıyor…
Sabah saat: 10.00’da açılıyor, akşam 22.00’ye kadar hizmet veriyor!
Bu tür yerlerin açılması için belediye’den ve Ticaret Odası’ndan izin alınması gerekir…
Artı “Yöresel Lezzetler” adı altında yemek satıyor…
Satılan bu yemeklerin denetimini kim yapıyor?
Bu ‘çadır’a kim izin verdi?
“Yöresel Lezzetler” adı altında halka satılan bu yemekler sağlıklı mı?
Hijyenik şartlarda mı üretiliyor?
Kullanılan malzemeler neler?
Bu çadırda satılan yöresel lezzetlerin karşılığında vatandaşa yazar kasa fişi kesiliyor mu?
Sattığı ürün karşılığında vatandaşlardan aldığı KDV ile devlete ödemesi gereken vergiyi ödüyor mu?
Bu soruları, o çadır açılmadan önce birileri “açma iznin var mı?” diye sormalıydı…
Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, ‘Yöresel Lezzetler Çadırı’na tepkisini şu sözlerle gösterdi:
“Kimden izin alındığı belli değil. Stand açan firmalar yasal yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Haksız rekabet yaratılıyor. Derhal sona erdirilmelidir. Nedeni ne olursa olsun esnaf ve tüccarı mağdur etmeye hakkı yoktur. Eskişehirli esnaf ve tüccarın ekmeğiyle oynanıyor.”
Esnaf Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen’e telefon ederek,”Çadır’a neden tepki göstermiyorsunuz? Eskişehir’de kaç lokanta var. Bu lokantaların ekmeğinin bölünmesine neden tepki göstermiyorsun?” diye sordum.
“Sadi Bey Ticaret Odası da Esnaf Odaları Birliği de bu çadırın açılması için izin vermedi. Bu tür yerlere izin verirsek kendi esnafımıza kurşun sıkmış oluruz. Kim izin verdi bilmiyorum. Araştırdım Odunpazarı ve Büyükşehir Belediyeleri de açma izni vermemiş. Buna kim göz yumuyorsa gelecek için yol olur” dedi…
‘Lezzet Çadırı’nın kaç günden beri şehrin muhtelif yerlerindeki Büyükşehir Belediyesi’ne ait billboardlarda reklamı var…
Bu reklamı şehri yönetenlerin görmemesi ilginç değil mi?
Yazımın başında yazdığımı tekrar ediyorum.
Eskişehir bu kadar sahipsiz mi?
*-*********
MHP’li dostlarla sohbet
MHP’li değilim…
Bu yaşıma kadar MHP’ye bir kez dahi oy vermedim…
Ancak geçmişte yöneticilik yaptığım, gönül verdiğim kendi partimden daha çok tanıdığım MHP’li dostum, arkadaşım var…
Çoğu ile arkadaş, ağabey-kardeş gibiyiz…
1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde sohbet ettiğim MHP’li ve Ülkücü dostlarım, kardeşlerimin pek çoğu MHP’ye oy vermeyeceklerini açık seçik söylemişlerdi…
Hatta “MHP’liler MHP’ye oy vermeyecekler diye yazarım” dediğimde;
“Bizce mahsuru yok. Allah’ın bildiğini kuldan mı saklayacağız” demişlerdi…
Seçimden yaklaşık bir ay kadar önce,”MHP’liler kendi partilerine oy vermeyecekler. Gerekçesi de özellikle birinci sıra Milletvekili adayı Ruhsar Demirel’in Eskişehir’den istememelerine rağmen tekrar aday gösterilmesi. MHP’nin Eskişehir’den milletvekili çıkarması çok zor, hatta imkânsız” diye yazmıştım…
Haklı çıktım…
Ruhsar Demirel yaklaşık 400 oy ile sandıkta kaldı…
MHP 7 Haziran seçimlerinde 80 Milletvekili çıkarmıştı…
1 Kasım seçimlerinde gerek MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tutumları gerekse hemen hemen tüm illerde milletvekili adaylarına gösterilen tepkiler yüzünden 5 ayda 40 milletvekili kaybetti…
1 Kasım seçimlerinden sonra MHP tabanı ayaklandı…
“Sayın Bahçeli olağan üstü kurultay kararı alıp genel başkanlığı bırakmalı” diyerek seslerini yükselttiler…
Ancak tabanın bu sesine Devlet Bahçeli kulaklarını tıkadı…
MHP’nin Genel Başkan adayları Meral Akşener, Sinan Oğan, Koray Aydın olağanüstü kurultay yapılması için Ankara 12’nci Sulh Hukuk Mahkemesine delegelerden topladıkları imzalarla birlikte müracaat ettiler.
Ankara 12’nci Sulh Hukuk Mahkemesi de muhaliflerin olağanüstü kurultay talebi kabul edildi. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi partiye kayyum atadı.
Mahkemenin atadığı 4 kişilik kayyum, 15 Mayıs’ta MHP'yi kongreye götürmek için planlanan Olağanüstü Kurultay Tosya ve Gemerek Asliye Hukuk mahkemelerinin kararıyla tedbiren durduruldu.
Ancak muhalifler Tosya ve Gemerek Asliye Hukuk Mahkemelerinin aldıkları kararların Ankara 12’nci Sulh Hukuk Mahkemesi’nin verdiği kararı durdurma yetkisinin olmadığını iddia ederek, 15 Mayıs’ta kurultayın yapılması için hazırlıklarını sürdürüyorlar…
Ankara’da bu gelişmeler yaşanırken Eskişehir’de MHP’ye gönüllerini ve yıllarını vermiş dostlarla dün 1 saate yakın sohbet ettik…
İçlerinde 15 Mayıs’ta eğer yapılacak olur ise kurultayda oy kullanacak isimlerde vardı…
Hafta sonu İzmir’de Genel Başkan adaylarından Meral Akşener’in yaptığı toplantıya da katılmış MHP’li dostların çoğu…
Hepsi de Yargıtay’ın açıklayacağı kararı bekliyorlar…
“Yargıtay’ın haklı talebimize onay vereceğine inanıyoruz” diyorlar…
Eskişehir’de MHP’ye gönül vermiş, 1 Kasım seçimlerine kadar oy da vermiş dostlar partinin başına Meral Akşener’in geçmesinden yanalar…
Kurultay delegelerinden yüz yüze görüştüklerimde Meral Akşener’e destek veriyorlar…
“Eğer Meral Akşener Genel Başkan seçilirse MHP yapılacak ilk seçimlerde sadece MHP sempatizanlarından değil merkez sağdan ve merkez soldan da ciddi destek ve oy alır. Oy oranımız yüzde 20 ila 25 arasında olur. Bu sinerji bir sonraki seçimlerde MHP’nin oy oranını yüzde 40’lara taşır. Biz buna inanıyoruz. Sayın Bahçeli’yi seviyoruz. Kendisine bugüne kadar yaptığı hizmetten dolayı da şükranlarımızı yolluyoruz. Ama artık değişim zamanı geldi” diyorlar…
Her ne kadar MHP’ye oy vermemiş bir seçmende olsam, şahsen ben de MHP’nin Meral Akşener ile birlikte yükselişe geçeceğine inanıyorum…
*-********
FIKRA:
5 KURUŞ
Nasrettin Hoca yolda yürürken, biri ensesine öyle bir vurmuş ki, nerdeyse yere düşecekmiş, hiddetle dönüp bakmış; karşısında tanımadığı genç bir adam. Nasretti Hoca sormuş:
- Ne cüretle vuruyorsun!..
- Özür dilerim hocam, sizi birine benzettim, küçük bir hata yaptım, ama siz pireyi deve yaptınız.
- Yürü o zaman, kadıya gidiyoruz!
Gitmişler kadıya, ikisini de dinleyen kadı efendi, Nasrettin Hoca'ya vuran gencin akrabasıymış. Kadı efendi, Nasrettin Hoca'yı yumuşatıp, akrabasını kurtarmaya çalışmış:
- Hoca, hislerini anlıyorum. Bu durumda herkes aynı şeyi hissederdi. Şimdi bu genç adam kendine bir tokat atsa, kabul eder misin?
Nasrettin Hoca ısrar etmiş:
- Olmaz, mahkeme yapılsın.
Kadı efendi, bunun üzerine akrabası olan genç adama dönüp kararını vermiş:
- Ceza olarak Nasrettin Hoca'ya 5 kuruş ödeyeceksin, hemen gidip getir!..
Nasrettin Hoca, para almaya giden genc adamın dönmesini beklemiş. Bir saat geçmiş, iki saat geçmiş, ama genç adam ortalıkta gözükmüyormuş. Mahkeme kapısının kapanma saatine kadar bekleyen Nasrettin Hoca, kadı efendinin ensesine okkalı bir tokat indirdikten sonra demiş ki:
- Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyememem, gelirse söyle ona; 5 kuruşu sana versin!..