YAZIYORUM
NEYİN KOLEKTİFİDİR BU?
Geçtiğimiz yıl duydum bu gurubun adını. Anadolu Üniversitesinde okuyan ve kendilerine “Öğrenci Kolektifi” adını veren bir avuç genci okul kampusundaki bir eylemlerinden dolayı eleştirmiştim köşe yazımda. Yazıma karşılık olarak aldığım iletide hoşnutsuzluklarını dile getiriyordu ismi bende saklı bir genç. Bu hoşnutsuzluk kimi zaman haddini aşan uyarı(!) boyutuna varıyordu. Aynen cep telefonumu verdim kendisine iletisine karşılık olarak. İstedikleri yere gelip kendileri ile görüşmeye hazır olduğumu belirttim. Ne polisle, ne de arkamda hiçbir güçle işbirliğimin olmayacağını net bir biçimde belirttim. Sanırım samimiyetime inandı ki bir daha yazmak gereği duymadık birbirimize… Geçtiğimiz Mart ayında nevruz kutlamaları adı altında, nevruzdan tam üç gün önce kutlama yaptılar okul kampusunda. Bayrak diye kabul ettikleri bez parçası altında “faşist ve işgalci T.C” söylemleri ile devlete tehditlerini yaptılar, halaylarını çekerek hiç kimselerin gıkı çıkmaksızın eylemlerini bitirdiler. Böylesi bir özgürlüğü kendilerine hak görenler, aynı okulun bir başka öğrenci gurubuna “burada bildiri dağıtamazsınız” gerekçesi ile soda şişeleri fırlatarak saldırdılar. Bu konu ile ilgili gazete haberini hiç ekleme yapmaksızın paylaşıyorum… “TGB Grubu, olay yerinden uzaklaşırken, Öğrenci Kolektifi Grubu üyeleri polise taşlarla saldırdı. Polisin kullandığı biber gazından çok sayıda öğrencinin yanı sıra basın mensupları da etkilendi. Çöp kovalarını devirip parke taşlarını polise fırlatan bazı öğrenciler dağılırken, bir gurup Eğitim Fakültesi binasına girdi. Fakülte binasına giren polis, kantinde eyleme katılan bazı öğrencileri gözaltına aldı. Bazı öğrenciler ise polisin binaya girmesi üzerine camlardan atlayarak kaçtı.” Şimdi de Eskişehir Emniyetinin açıklamasını ekliyorum ; ” 05.04.2013 tarihinde Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampusu içerisinde 08.04.2013 tarihinde Silivri’de yapılacak olan dava ile ilgili olarak bildiri dağıtmak isteyen gruba, bu grubun etkinliğini önlemek isteyen karşıt grubun, yanlarında getirmiş oldukları taş ve şişelerle saldırıda bulunmaları üzerine taraflara müdahale edilmiş; Bu müdahale esnasında Üniversite Özel Güvenlik Görevlileri ile Polis Memurları değişik yerlerinden yaralanmışlardır. Ayrıca Kampus içerisinde bulunan vatandaşlara ait araçlar ile Polis araçlarında da maddi hasar meydana gelmiştir. Gösterici grup müdahale neticesinde kampus içerisinde yollara barikat kurarak trafiği engellemiş, kaldırım taşlarını sökerek reklam panolarına ve görevlilere yönelik taşlı saldırılarına devam etmişlerdir…”
Bu olaydan sonra Eğitim Sen Eskişehir şubesi “polisin tavrını” eleştirmek üzere basın açıklaması yaptı. Yanlarında da ne yazık ki olayın asıl kahramanları vardı. Yani bildiri dağıtamazsını diye bildiri dağıtanlara “yasak” koymaya kalkan gurup vardı. Ve sendikanın basın açıklamasının ardından, gurubun “Perinçek’in itleri” sloganları altında Adalara yürünüyor. Öğrencilerin açtıkları pankartta “TGB-Polis-Rektör işbirlikçiliği” türünden bir de yazı var… Bunlar genç, asla kızmam bu gençlere. Yarınlarda çok değişecek dünya görüşleri adım gibi eminim. Çünkü bunların “baş” olarak baş tacı yaptıkları kişi bir zamanlar sosyalizm adına yola çıkmış bir devrimciydi(!). Şimdi Okyanus ötesine mesaj yollarken din iman temelinde işbirliği öneriyor artık. Bu gençler de yarınlarda zaman ve zemine gör çooook başkalaşacaklar biliyorum. Soros kaynaklı turuncu devrimciliğe bir gün acı bir tebessümle gülecekler. Ben onlara kızmam kızmasına da, her haksızlığa uğradığında(dünya görüşlerimiz ne kadar ayrı da olsa) hiç çekinmeden, kardeşim diye yürek verdiğim Ali Paşa Şanlı’ya sitem ederim hakkım olarak. Biz büyükler, toplum önderleri bu gençlerin kavgasının anlamsız olduğunu söylemekle görevliyizdir. Kardeş kavgasından dolayı çok çekmiş bu mazlum ülkede, bu tür kavgaların emperyalist gücün ekmeğine yağ sürdüğünü öğretmeliyiz. Maraş, Çorum, Sivas, Gaziosmanpaşa gibi onlarca örnekler vererek onları şiddetten uzak durmaya telkin etmeliyiz. Ve Eskişehir’imizde okuyan bu gençler biz Eskişehirlilerin misafiridirler. Onlar mezun olup mesleklerini ellerine aldığı güne dek başımızın tacıdırlar. Sadece bilmeleri gereken bir konu vardır. Kendilerine hak saydıkları “özgürlük”, tüm toplum için hak olan yüce bir değerdir…
OZANCA
HEPİMİZ BU YURDUN EVLATLARIYIZ
Bu nasıl kavgalar çirkin döğüşler
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Yolumuza engel olur bu işler
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Hedef alıp dövüştüğün kardeşin
Seni yaralıyor attığın taşın
Topluma zararlı yersiz savaşın
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Kitaplar yazılmış nasihat dolu
Birlikte güçlenir gençliğin kolu
Gençliğe emanet Atatürk yolu
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız
Söyler Veysel sözlerinden vazgeçmez
Bulanık çeşmeden kimse su içmez
Kanadı olmasa kuşlar da uçmaz
Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız… ÂŞIK VEYSEL