Nedir bu kadın korkunuz?

Nedir bu kadın korkunuz?

17 Aralık 2014 19:35
A
a
Kültür Bakanlığı’nda haremlik selamlık devri haberini okuduktan sonra, beyinleri ortaçağ karanlığının özlemi ile dolu güruha sormak istedim; “nedir bu kadın korkunuz” diyerek! Kültür Bakanlığı, kültürün ve sanatın korunup yeşertildiği yegâne bakanlık sözüm ona öyle değil mi? Lakin yönetim kadrolarına getirilen zatı muhteremlerin tipine, davranışlarına ve açıklamalarına bir baktığınızda nerelere geldiğimizi hemen anlarsınız. Bakanlığın bürokratlarından birinin, personeline ”kadınla erkeği bir arada görmeyeceğim” talimatı verdiği açıklanıyor. Personeli sıraya dizip şöyle nutuk atıyor; “Sadece 2 dakika konuşacağım. Sizden hiçbir soru ve açıklama istemiyorum. Şikâyet dilekçeleri geliyor… Herkes ilişkilerine dikkat etsin. Kadınlarla erkekleri bir arada görmek istemiyorum. Ahlaksız davranışlarla karşıma gelmeyin. Herkes kadın erkek ilişkilerine dikkat etsin. Ahlaksızlık yaparsanız, kafanızı koparırım, sizi sürerim. Kadınla erkeği bir arada görmeyeceğim…”

Bu haberin tamamen düzmece olduğunu, yalan olduğunu varsayalım gelin! Sayalım saymasına ama ne fark eder ki? Hayata at gözlüğü ile bakan cenahın genel mantığı zaten bu değil mi? Yüz yıl öncesinin giysilerini giymeyi(fes de dâhil)dine hizmet diye yutturan, kadını hayatın her alanından silip evinin dört duvarları arasına hapseden ve Arap özlemi ile yanıp tutuşan bu aslından utananlar neden kadından bu denli korkarlar? Onlar da dâhil herkese soruyorum, bu şizofrenik korkularının nedeni nedir acaba? Hangi psikiyatr, hangi sosyal bilimci açıklayabilir beyinlerinin içerisindeki bu kokuşmuş korkularını? Kadından bu denli tiksinen, hayatın içerisinde kadını yok sayıp öteleyen, buna rağmen de dört karı(!) almanın hak olduğunu iddia eden bu zavallıların ruhundaki kirliliğin nedenini kimler açıklayabilir kardeşim? Henüz Cumhuriyet değerleri tamamen yıkılmasa da(!)karma eğitim sona ermelidir diye naralar atanlar, sizlere de soruyorum. Altı yaşındaki kız çocuklarından korkunuz nedir? Cinselliliğin C’sinin bile akıllarının ucuna getirmeyen bu Allah’ın mazlumlarını her görüşünüzde, nasıl bir çağrışım oluşur o karanlık beyinlerinizde? O kız çocukların nesi, hangi davranışı, hangi fiziksel konumundan böylesine etkilenirsiniz? Peygamberimiz Hazreti Muhammed öncesinde kız çocuklarını diri diri toprağa gömen putperestlerin tarihe gömüldüğünü düşünsek de; bu çağda kız çocuklarından böylesi tiksinmenin adını ne koyacaksınız? Neden kadın objesi sizde her daim cinsellik algısı oluşturur hiç düşünmüyor musunuz? Düşünüp de marazın ne olduğunu merak etmiyor musunuz? Bilinçaltınızdaki böylesi kirlilik için tıptan, sağlık sektörünün nimetlerinden yararlanmayı hiç düşünmüyor musunuz? Kızla erkeğin bir çatı altında eğitim görmesini, kadınla erkeğin bir çatı altında ekmek parası kanıp ülkesine hizmet etmesini hangi kutsal kitap “günah” olarak niteliyor? Beyninizin içerisinde özlemini duyduğunuz o karanlık dünyada “kadının adı yok” bu kesin artık! Cumhuriyetten böylesi tiksinmenizin ana nedenlerinden biri de bu, kesin artık! Birbirlerini “tekbir” naraları içerisinde gırtlaklayan Araplar gibi olmak için can attığınız kesin artık! Kesin artık!

 

Eskişehir’in kural tanımaz trafik magandaları…

Doğduğum bu kenti gerçekten de seviyorum. Ne zaman İstanbul ya da Ankara gibi büyük varoşlara gitsem, kaça kaça karnım ağrır. Kendimi dar atarım Eskişehir’e. Lakin bu kentte yaşamı zor kılan bir gerçeği gizlememi gerektirmez Eskişehir sevgim. Trafikte büyük bir çoğunluğun bencilce, cahilce, egoistçe davrandığı gerçeğini vurgulamak durumundayım. Daracık caddelerde, flâşörlerini açıp yan yana park eden araç sahipleri içimi karartıyor. Taşra kültüründen arınamayan sonradan görmelerin, kural tanımaz davranışları tansiyonumu fırlatıyor. Küstahlıkları çileden çıkarıyor. Şehir içerisindeki keşmekeşliği, kural tanımazlığı adeta seyreden trafik polislerinin umursamazlığı sabrımı isyan ettiriyor. Topu birbirine atan siyasilerin manasız lakırdıları midemi bulandırıyor. Hani zamanın Maarif Bakanı(Emrullah Efendi) demiş ya “şu okullar olmasa, bakanlık yapmak ne güzel olurdu” diye! Eskişehir içerisinde hiçbir özel araç olmasa, herkes işini toplu taşım araçları sayesinde görse, toplu taşım araçları her semtte hizmet verse ne güzel olur…

 

OZANCA

Hoş geldin ölüm

Buyur otur, saklımız kalmadı

Dök eteklerinden taşları

Ben bir rüzgârım özgürlük rüzgârı

Bir yürekten bir yüreğe

Taşırım umutları

Ben bir dağ seliyim, yıkarım duvarları

Yükselir kentten çorba kokuları

Ben bir denizim hırçın dalgalı

Ölüm nedir bilmeden döverim kıyıları…

                                             Nevzat ÇELİK
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi