Soner Yüksel yazdı
Bizim insanımızın zenginlere, ünlülere, toplumun biraz önünde olanlara, çok yakışıklı ya da çok zengin olanlara, patronlara, müdürlere, genç yaşta başarılı olanlara karşı son derece garip peşin hükümleri vardır.
Bu yüzden taban dediğimiz kesim içinde herhangi bir zengin için “çok iyi adam” herhangi bir ünlü içinde küfürsüz bir kelamı duymak genellikle mucizelere tabiidir.
Bu toptan bakış açısının Eskişehir’de çok daha yüksek, çok daha keskin, çok daha mübalağa edilerek uygulandığını düşününce varacağım yer çok daha önemli oluyor.
ETİ’yi bir bisküvi markasının ötesinde bir aidiyetle seviyorsak ve emeklisi, işçisi, ünlüsü, siyasetçisi derken onu bize sevdiren adamı tek tek olumsuz düşünce olmadan binlerle uğurlayabiliyorsak bunu 7 kere düşünmek lazım.
Bir insan zengin önyargısına rağmen ardından burjuva, ukala, kendini beğenmiş değil güzel işlerle anılıyor. Patron olmasına rağmen işçisi gözyaşı döküyor ve herkes hakkında kayda değer bir hatıra ile hayırla bahsediyorsa bu herkese nasip olmayacak bir zenginliktir. Bir nevi Kanatlı’nın asıl zenginliği para, tura değil ona duyulan saygı, şükran, sevgi ve vefa imiş görmüş olduk. Aslında Gümülcine’den göç eden bir ailenin kendi yaptırdığı Gümülcine camii’nden uğurlanırken Camii Hocasının dediği gibi “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür” Eskişehir tarihinin en kalabalık vedasını izledi, bu herkese nasip olmaz. Umarım şehirde vazgeçilmezim zannedenler de Firuz Kanatlı’nın bu son mesajından nasibini alırlar. Bir kez daha şehrimimizin ve Kanatlı ailesinin başı sağolsun.
Şehri Sevdalılar
Eskişehir de yaşıyor, şehrinin takımını tutuyor ve biraz da sosyal medya ile ilgileniyorsanız Hakan Üresin ismini ve Şehri Sevda grubunu muhakkak duymuşsunuzdur.
İşi sadece Üresin ile sınırlamıyorum onun başı çektiği projelerde isimlerini saymakla sığdıramayacağım Eskişehir sevdalıları bir çaba içinde. Geçen sezon hatıra bileti ile başlattıkları kampanya ve alınan sonuç bu sene EsEslogolu kupa bardak satışlarıyla meyve veriyor.
O ve arkadaşları herkes gibi fikir verip, ortaya konuşup durmak yerine eyleme geçiyor. Ciddi mesai harcıyor ve ortaya bir sonuç koyuyor. Rakamlar büyük, küçük hiç önemli değil. Sürekli sızlanan, şikayet edenlere ya da sorumlu olduğu halde sorumsuz davrananlara örnek bir iş ortaya koyuyorlar. Dün kampanyanın son gününde onca kalabalık içinde birkaç bardak fazla satmak için çabalarken ziyaret ettim stantlarını ve 3.000 bin bardak ile EsEs altyapısı için gönülden verdikleri mesaiye bir kez daha tanık oldum. Şehri Sevdalı olmak böyle bir şey demek ki… Ne oldum delisi olmadan, nereden geldiğini unutmadan, ne olacağını düşünmeden iş yapanlara en güzel ders. Gerçi Devrim Otomobilleri ile başlayan bir kötü adet var bizde. Malum emek, fedakarlık, başarı genelde cezalandırılır ve 10 bin kat yakınınız bile olsa size sırtını döner ama inşallah bu güzellikleri ile şehri sevdaya nazar değmez. Teşekkürler emek veren herkese. (FOTOĞRAF BU KISMA GİRECEK!!!)
Gökhan Yıldırım Haklı
Bazı meslektaşlarımla da konuşup, ayrıştığım konulardan birisini not düşmek istedim bugün. Malumunuz 29 Ekim’de Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen organizasyon ile Nilüfer Eskişehir’de bir konser verecek. Konserin yapılacağı yer Eski Atatürk Stadyumu.
Bu alanı Kurtuluşspor kullanıyor ve koltuklardan tutunda, çimlere, temizlikten tutunda çevre düzenlemesine kadar bir amatör spor kulübünün yapamayacağı kadar çok masraf harcayarak örnek bir iş sergiliyor.
Sonra Kurtuluşspor’un maç oynadığı ve zeminin çok önemli olduğu bu alanda konser yapılacağı tebliğ ediliyor. Bu konuda kulüp başkanı Gökhan Yıldırım’a danışan, rica eden ve sonuç ne olacak düşünen yok. Sadece yapılacak denilerek geçiliyor. Akabinde haklı olarak Yıldırım’ın serzenişlerini ve istifa ederim diyecek kadar rahatsız olduğu tepkisini okuyoruz.
Bazıları çok keskin olmuş, abartı falan dese bile ben Gökhan Yıldırım’a hak veriyorum. Artık böyle tepeden inme, yaptım oldu işleri bırakın lütfen. İnsanlar bir emek veriyor, para harcıyor ve karşılığında takdir edilmek yerine sürekli bu tür metazori durumlarla karşı karşıya kalıyor ise bir yerde isyan eder. Hepsini geçtim birileri en azından irtibata geçseydi, rica etseydi, zemin zarar görmeyecek diye garanti verseydi iş yine bu noktaya kalmazdı. Bence artık güç gösterisi, meydan okuma yapmak yerine uzlaşıyı alın ilk sıraya, ille de benim dediğim demek yerine, insanları küstürmek yerine diyalog ortamı sağlayın derim.
Liyakat mı, oda ne ?
Tesisatçıya elektrik işleri, elektrikçiye tesisat işlerini yaptırayım dersen sonucun ne olacağı bellidir. Ama sen tesisatçı benim yakınım bu yüzden o sebeplensin diyerek hareket edersen o işte verimde, bereket de, kazasız bir süreç de beklemeyeceksin.
Ne yazık ki işi layıkıyla yapacak insanlar ötelenirken ki biz buna liyakat diyoruz, işin ehli olmayanların sadece ikili ilişkiler üzerinden iş bağladığı bir süreçteyiz.
Bunu söylemek hele ki topluma örnek olması gereken bir meslekte olan birisi olarak söylemek çok acı ama gerçek şu ki siz çok emek veren, işini kusursuz yapan, başaran kısımdaysanız ve bundan dolayı önünüz açılacak zannediyorsanız yanılıyorsunuz.
Bir kere yetenek değil ikili ilişkinin hep karar vericiyi öven kısmında olacaksınız. Camia, kurum, dernek, oda, parti, kulüp falan düşünmeyeceksiniz. Her şeye hay hay diyecek, hallederiz diyecek ve başkasını tek satır düşünmeyeceksiniz. Körü körüne işaret edilen yoldan gidecek, yanlışa sessiz kalacak, cemaatle gülecek, cemaatle ağlayacaksınız
Siz sizi övenleri alttan destekleyecek, size rakip olabilecekleri üstten engelleyeceksiniz. İstemem deyip bin naz edip sonra da herkesten hevesli koşacaksınız o işlere ve hepsinden öte dün namus meselesi diye tankla, tüfekle savaştıklarınızla, onları hedef gösterdiğiniz ordunuza bugün onlar hedef değil dostumuz diyeceksiniz.
Lafı uzatmaya gerek yok aslında demem o ki, doğruluk, aidiyet, sorumluluk falan uğraşmayın boşuna.. Bunu sizden başka önemseyen olmayacak zira.
Siz işinize bakın, işinizi nasıl gördüğünüze ve yanlış anlaşılmasın ama mevcut iktidara da bu konuda eleştiri getirmeyin bence. Çünkü iktidarı eleştirenler ve muhalif duruşta olanlar inanın İktidar’dandaha eleştirilecek durumdalar.