Millet İttifakı’nın hüsrana uğradığı 2023 seçimlerinden 10 ay sonra yapılacak yerel seçimlere büyük bir moral bozukluğuyla giden muhalefette en ufak umut kırıntısı kalmamışken, favori aday Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı CHP Kurultayı’nı kazanan Özgür Özel, yerel seçim zaferiyle başarısını taçlandırdı.
Millet İttifakı’nın hüsrana uğradığı 2023 seçimlerinden 10 ay sonra yapılacak yerel seçimlere büyük bir moral bozukluğuyla giden muhalefette en ufak umut kırıntısı kalmamışken, favori aday Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı CHP Kurultayı’nı kazanan Özgür Özel, yerel seçim zaferiyle başarısını taçlandırdı.
CHP’yi 47 yıl sonra iktidara taşıyan Özel-İmamoğlu ekibi muhalefetin gücünü artırırken, önce silkeleme ardından heybedeki turplarla operasyon üzerine operasyonlarla karşılaştı.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı, diploması iptal edilerek, siyaset yapması ise tutuklanarak elinden alınan İmamoğlu 15 aydır cezaevinde ömür tüketiyor.
Bu sürede Türkiye’de ayak basmadık yer bırakmayıp 100’den fazla miting yapan Özgür Özel ise CHP’nin birinci parti konumunu korudukça kendisi ve ekibi her türlü bel altı ve bel üstü iftirayla karşılaştı.
Bu süreçte CHP’nin kurumsal kimliğine karşı yapılan yargısal girişimler, tedbirli mutlak butlanla 4 kurultayın yok sayılarak Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturması…
Atandığı koltuğunu kaybedeceğini bildiğinden partiyi olağanüstü kurultaya götürmemesi…
CHP’lilerin genel başkanını seçme iradesinden mahrum bırakılması…
İktidarın “Ben kazanamıyorsam kazananı da kazandırtmam” mantığıyla seçmen iradesine Kılıçdaroğlu işbirliğiyle ipotek koyması…
Tüm Türkiye’nin gözü önünde cereyan ediyor.
Ancak unuttukları bir şey var…
Bu seçmen yapılanı da yapanı da bugüne kadar hiç unutmadı.
Ekonomik kriz, emekli ve asgari ücretli gibi dar ve sabit gelirlilerin perişanlığı, iş dünyasının kısık sesli yardım çığlığı, esnaf ve sanatkarın yaşadığı darbogazı…
Bunlardan bahsetmiyorum bile…
Seçmen sandıkta tercihlerine rezev koyanları bugüne kadar hiç affetmedi.
Bugün yargı kararlarıyla, siyasi mühendislik hesaplarıyla ya da parti içi operasyonlarla seçimlerin yönü değiştirilmeye çalışılabilir.
Ancak Türkiye’nin yakın siyasi tarihi, sandığın önüne kurulan her engelin günü geldiğinde yine sandıkta aşıldığını gösteriyor bize.
Türk siyasi tarihi bunun örnekleriyle dolu.
Değişimin de önünde kimse duramadı…
Menderes’ten Demirel’e, İnönü’den Ecevit’e, Demirel’den Çiller’e, Erbakan’dan Erdoğan’a, Kılıçdaroğlu’ndan Özel’e…
Değişimin kaybedeni ve kazananları olarak tarihe geçtiler.
Hasılı…
“Kazanamıyorsam kazandırtmam” anlayışıyla her türlü oyunu tezgahlayabilirsiniz ama…
Halkının DNA’sında sandık olan, iktidarların seçimle gelip seçimle gittiği, bugüne kadar meşruiyetini sandıktan almayan hiçbin partinin görülmediği Türkiye’de…
Ne, milliyetçilerin dört parçaya bölünmesi, ne yeni çözüm süreciyle DEM Parti’yi arafta bırakmak ne de CHP’deki Kılıçdaroğlu operasyonu muhilf seçmenin yaratacağı dip dalgasanı engelleyebilir.
Çünkü bu ülkede son sözü her zaman millet söyledi.
Kim kazanır bilinmez…
Ama milletin iradesini yok saymaya çalışanlar, seçeneksiz bırakmaya gayret edenler er ya da geç sandığın verdiği cevabı mutlaka alır.
Milletin gözü açıldı.