YAZIYORUM
Mele...
Kontenjanı 60 olarak ilan edilen İstanbul’a 104 sözleşmeli imam, 11’de Kuran kursu öğreticisi atandı. Diyarbakır’da 52, Batman’da ise 57 mele sözleşmeli olarak kadroya alındı. Siirt’te 49, Van’da 57, Erzurum’da 29 mele Diyanet’e katıldı. Mele kontenjanından Diyanet’e 3 bin 488 kişi başvurdu. Bu isimlerden 1074’ü ön elemeyi geçti, son olarak 800 mele atanmış oldu. “Mele” kavramı, Arapça "dolmak, doldurmak, bir kimseye yardım etmek" anlamındaki "Melee" kökünden türetilmiştir. Genel olarak anlamı; bir toplumun ileri gelenleri, idarecilerin görüşlerine başvurup istişare ettiği grup, toplumun yönetiminde söz sahibi olan yöneticiler olarak tanımlanıyor. Kısacası 1000 mele, diyanet işlerinin kadrolu elemanı olarak resmi görevlerine başlamıştır. Hepimize, tüm Ulusumuza hayırlı uğurlu olsun. Yıllık bütçesi dört koca bakanlığı geride bırakan diyanet işleri başkanlığı Cumhuriyet tarihinin en başarılı işlerinden birini gerçekleştirdi böylelikle!
Malumunuz ülkemizde dört yüz bin civarında atanamayan öğretmenden söz ediliyor. Hem de sınavlarını kazandıkları halde devletin bir türlü kadro bulup da atayamadığı yüz binlerce masum genç insan iş ve aş beklemekte. İntiharı seçenler de oldu, kanser hastalığından yaşama veda eden evlatlar da oldu aralarından. Keşke diyorum, diyanet işleri bu gençlerimizin de elinden tutup umutları solmak üzere olan öğretmen adaylarını da sevindirse! Böylelikle bu gençler hata yapmasa, şeytana uymasa... Şeytan dedim de, geçenlerde Esra Çevik kardeşim Yunus Emre’nin bir dizesini dilime doladı. “Emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın, sermayesi din olanın; rehberi "şeytan" olmuştur.”
Ne büyük bir bilge değil mi Yunus Emre?
DIŞARDAN GAZEL
“Kebapçı Hüsmen” baba, Eskişehir’in en eski ve hala aynı işyerinde hizmet veren kebapçısıdır. Şaka değil, yakıştırma sıkıştırma veya şişirme haber değil dostlar; tam kırk altı yılldan bu yana dimdik ayaktadır be mekân. Bu mekâna hayat veren, Hüsmen Başer’de öyle keza. Yaşını hiç göstermeyen bu ihtiyar delikanlı, geceleri saymazsak otuz beş, otuz altı yaşlarında. Dükkân duvarlarının her santimetresi Mustafa Kemal fotoğraflarıyla donatılmış tarih kokan bu yerde kimler kebap yememiş ki? Siyasetten sanatına, spordan iş âlemine dek tüm ünlüler mutlaka uğramışlar. Şu sıralar Hüsmen baba, dükkânına hala uğramayan tek ünlüyü biraz kırgın, ama umutları hala tükenmemiş biçimde bekliyormuş. Adını verelim bu ünlünün o zaman... Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen...
OZANCA
İpek Kozasında Kardelen
gemi güvertesinde düşünce
durgun sulara hayran
yarı belinde sarkık
intiharın eşiğinde
ipek kozasında yaşam
zincire bağlı kardelen
öfke kürek çekmede
susan dalga kör
konuşmayan yürekte
bir kız gördüm ötede
başı var elleri yok
kürek çekecek sıra gelince
gemi güvertesinde düşünce
kıyıya yakın
kıyıdan uzak
kıyısında yaşamın...
(Sevgili arkadaşım) Şair Nedime Köşgeroğlu