Kemal Kılıçdaroğlu ve butlan yönetimi CHP’nin başına geçirildiğinden beri, parti içerisinde tasfiyeler gerçekleştiriyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli bir şekilde partisini toparlamak için çalışmadığı ortada.
Kemal Kılıçdaroğlu ve butlan yönetimi CHP’nin başına geçirildiğinden beri, parti içerisinde tasfiyeler gerçekleştiriyor. Sayın Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli bir şekilde partisini toparlamak için çalışmadığı ortada. Bilakis partisinin içindeki bütün muhalifleri sindirmek, onları kovmak ve CHP’yi kendisine bağlı ve Saray’ın yanında diz çöken bir parti yapmak niyetinde olduğu anlaşılıyor.
Nitekim önce partisinin 9 milletvekilini kovan Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra kendisine karşı çıkan 35 il başkanını da görevden aldı. Bu iller arasında Eskişehir de bulunuyor. Üstelik İl Başkanı Talat Yalaz yalnızca görevden alınmadı, aynı zamanda partisinden de kovuldu.
Doğal olarak biz Eskişehirli gazeteciler bu gelişmeyi enine boyuna köşelerimizde ve televizyon ekranlarında değerlendirdik. Bu arada CHP’nin yeni İl Başkanının kim olacağına ilişkin de papatya falı açtık…
Ancak Butlan yönetiminin son MYK toplantısında görüldü ki, Eskişehir’e yeni bir İl Başkanı atanamıyor.
Bunun sebebi açıktır. Kılıçdaroğlu Eskişehir’e bir İl Başkanı atayamıyor çünkü bu görevi kabul edecek bir enayi bulunamıyor. Hiçbir tecrübeli politikacı zaten meşruiyeti olmayan Kılıçdaroğlu CHP’sinin İl Başkanı olmak istemez. Geriye ne yaptığını tam olarak bilmeyen genç ve tecrübesiz bir İl Başkanı profili kalıyor. Duyduğumuz dedikodulara göre böyle karaktere sahip birkaç aday da bulmuşlar. Fakat sorun yalnızca İl Başkanını atamakla bitmeyecek. O il başkanının bir de yönetim oluşturması, akabinde başta Tepebaşı ve Odunpazarı İlçe örgütleri olmak üzere tüm ilçe örgütlerini tasfiye etmesi ve yerine yenilerini ataması gerekecek.
İşte zavallı Kılıçdaroğlu yönetimi Eskişehir’de alt tarafı 80 – 100 kişilik böyle bir ekip oluşturamıyor.
Vahdettin arkasına bakmadan kaçtı
Müfredatta "Kurtuluş Savaşı" tartışması sürerken son Osmanlı padişahı Vahdettin’in İngiliz gemisiyle ülkeyi terk ettiği ders kitaplarından çıkarıldı.
Şimdi bana deseniz ki “Tarihin en iyi Milli Eğitim Bakanı kimdir?” bu soruya cevap vermeden önce uzun uzun düşünmek zorunda kalırım. Ancak “Cumhuriyet tarihinin en beceriksiz Milli Eğitim Bakanı kimdir?” diye sorsanız, bu soruya kimse tereddüt etmeden Yusuf Tekin’in adını vererek cevap verir.
Okullarda çocuklarımıza bir kap yemek veremeyen, okullarda hademe çalıştırmayan ve çocuklarımızın tuvalet kâğıdı ihtiyaçlarını bile görmezden gelen Yusuf Tekin, sürekli Cumhuriyet değerleriyle alakalı tartışmalarda yer alıyor. Mesela “Kurtuluş Savaşı” denilmemesi gerektiğini söyleyen bizzat kendisidir. Şimdi yine Aynı Yusuf Tekin’in başkanlığındaki Milli Eğitim Bakanlığında son padişah Vahdettin’in bir İngiliz gemisine binerek yurdu terk ettiği bilgisi çıkartılmış.
Kitaplarda Vahdettin’in kaçışı “Sultan Vahdettin 17 Kasım'da Malta Adası’na gitmek üzere ülkeyi terk etti” şeklinde anlatıldı.
Bu ifadeler alenen gerçeklerin çarpıtılmasıdır. Birincisi Vahdettin artık Sultan filan değildir, vatanına ihanet eden bir kaçaktır. İkincisi de iş birliği yaptığı İngilizlerin HMS Malaya Savaş gemisiyle kaçmıştır.
Tarihi fesli bir maymundan öğrenenler gerçekleri bilmelidir.
(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)