Maraş'tan bir haber gelmiş…

Şinasi Kula yazdı

21 Eylül 2015 00:00
A
a
Kafatası milliyetçiliği bana göre bir yaşam biçimi değildir asla. İnsanları renklerine, dinlerine, dillerine, milliyetlerine göre ayırmak dünya görüşlerime ve ruhuma ters düşer. İnsan insandır bana göre! Ve insanlar yeryüzünde iyiler ya da kötüler olmak üzere ikiye ayrılır hepsi bu…

İyi insanlar dünyayı yaşanası kılmak adına uğraş verirler. Bencillikten arınmayı, yârin yanağından gayrı her şeyi eşit paylaşmayı, barışı yeryüzünde hâkim kılmayı amaç edinirler. Kötüler de tam tersi; varsa yoksa nefislerinin derdinde dünyayı yaşanmaz kılmak için vardırlar…

Eskişehir lokaline indirgeyelim mi konumuzu?

Bu kentte yaşayan ve bu kentin kültürünü özümsemiş herkes Eskişehirlidir. Doğduğu yerin, alt kimliğinin hiç mi hiç önemi yoktur benim nazarımda. Hele ki bu kent için elini taşın altına koyup yüreğini ortaya koyuyorsa başımızın tacıdırlar onlar…

Eskişehirli olup da kentin ilçelerinin adını bilmiyorsa, mahallesinin ya da köyünün dışında hiçbir yeri görmeyip merak dahi etmiyorsa ne yapayım ben böyle Eskişehirliyi? Eskişehirli olsa ne Maraşlı olsa ne?

Bir de bu kentte yaşadığı halde, kent ile asla uyum sağlayamamış tiplerden örnek verelim isterseniz. Bu kentte ekmeğini yemesine rağmen, nimetlerden yararlanmasına rağmen bilinçaltı onu daima doğduğu yerde yaşatır. Bedeni, burada olsa da ruhu oradadır. Oranın geleneklerini özler ve bu kentte onları yaşamak için debelenir durur. Yaşadığı, kazandığı kent sadece araçtır onun için amaç olmaz hiçbir zaman. Oysa Eskişehirliyim diyen insanlarda amaçtır, yaşam biçimidir Eskişehir…

Eskişehirli olamayan ve asla olamayacak birini tanırım bu kentte. Dünya görüşlerimiz değildir birbirimize sevgi üretemememizin ana nedeni. Salt yukarı paragrafta açıkladığım nedenlerdir. Zira öyle olsa kendisi gibi düşünen nice insan da bana düşmen olup, bir kaşık suda boğmanın yollarını arar durur. Tıpkı bahsedeceğim zatı muhterem gibi, elinden geleni ardına koymaz…

Dünya görüşlerimiz farklı da olsa bu kentte saygılı ve ölçülü merhaba ettiğimiz binlerce insan da sanırım beni doğrulayacaktır…

Bu kişi ile asla ama asla yıldızımız barışmamıştır. Allah’ın tek bir selamını ve kelamını birbirimize etmemişizdir. Yaratan şahittir ki medya emekçisi kimliğimde o ve onun gibilerinin hakkının yenmemesi adına, söz hakkı tanımak adına programlarıma davet de etmişimdir telefon ile. Lakin o kin bataklığının sarmaladığı hoşgörüsüzlükle bunu bile görmezden gelip, her halükarda beni gerekli yerlere şikâyet etmekten hiç yorulmadı. Yapmış olduğum “Günaydın Eskişehir” adlı programımdan ötürü; “kahvaltılarımı zehir ediyor bana, bu cüretkâr adam kimin adamı ” suçlamaları içerisinde işimin bitirilmesini arzuladı uzunca süre. Oysaki benim kimin adamı olduğumu güzel Eskişehirlilerime sorsaydı on binlercesi hep bir ağızdan yanıt verirdi haykırarak; “o, yani bahsettiğin Şinasi Kula, Mustafa Kemal’in adamı” diyerek…

Biz Eskişehirliyiz…

Adana’da, Mardin’de, İzmir’de, Tunceli’de doğsak da sonucu değiştirmez. Bu kentte yaşayanlar olarak değil, bu kenti yaşayanlar olarak Eskişehirliyiz. Eskişehirli olmanın yegâne yollarından birisi de hoş görülü olmak, harbi olmak, haksızlık etmemektir. Yunus Emre’yi, Sücaaddin Veli’yi, Nasrettin Hoca’yı içselleştirenleriz biz.

Biliriz ki koltuklar ya da mevkiler, kariyerler gelip geçicidir. Eğer ki sevgi adına bir birikiminiz olmamışsa bunca zamandır, çayınızı bile paylaşacak birini bulamazsınız yanınızda günü geldiğinde. İşte o zaman kahvaltınızı zehir eder hayat size. Ve güzel bir halk türküsünü dolamak zorunda kalırsınız dilinize; “Marştan bir haber geldi/Dedikler ki Merik öldü/Keşke Merik ölmeseydi/Kesileydi elim kolum…”

 

MHP kendi ipini çekti…

Polatlı’dan gençlik arkadaşım Ahmet Yılmazer; “Meral Akşener'in olmadığı partiye oy verirsem şerefsizim” diye öfkesinin yazılı ifadesini paylaşmış. Sosyal paylaşım sitesinden arkadaşım Fuat Arık da şöyle diyor; “MHP yönetimi Meral Akşener hanımı kadro dışarı bırakarak kendi ipini çekti! Demek ki Bahçeli’yle buraya kadarmış maalesef benim görüşüme göre barajı zorlayacaklar…”

BBP’li bir paylaşımcı da şunları eklemiş; “  BBP lideri yine yaptı adamlığını ama karşıda muhatap adam bulamadı. AKP’yi yeniden iktidara taşımak için elinden geleni yapan bir MHP genel merkezi var oldukça, asla MHP iktidar olamaz ve olamayacaktır. Tek çare seçimlerde büyük birlik partisine destek vermek oy vermektir…”

MHP yerelinde aktif bir bayan olan Suzan Karaş Yalçın da sitemli bir ifade kullanıyor; “zaten 1 vekil çıkaran Eskişehir yinemi pilav, bezdik! Ve bir sürü değerli insana gerçekten çok üzüldük Genel başkanımızın takdiri deyip sağlık sorunlarından dolayı kendisinin isteği olduğu açıklaması varmış! Ne kadar doğrudur bilemedim…”

Devlet Bahçeli’ye tabandan olağanüstü bir tepki olmasına karşın mevcut yönetimin bunu görmezden ya da duymazdan gelmesini “biat” olarak adlandırıyor kamuoyu. Oysa iktidar seçmeni için kullanıldığı sanılan bu terim, şimdilerde başka bir parti için de yakıştırılmaya başlanması MHP tabanını rahatsız etmekte. İnanın MHP’li onlarca isim sayabilirim bu köşe yazımda. Bire bir tanıdığım nice MHP’li, Devlet Bahçeli’nin iktidar lehine sayısız kez taraf olması, özellikle Meral Akşener-Sinan Oğan gibi sevilen isimlere tavır koyması nedenlerinden ötürü oy vermeyeceklerini aleni dillendirmekteler. Herkes MHP’nin oyları artacak teranesini okusa da yurt genelinde %13-14 arasında bir oy alacakları kanısındayım. Hele ki Eskişehir için bu oran daha da düşük olacak. Nasıl bir hiyerarşik yapılanma olursa olsun sonuç hüsran olacak. Çünkü bu kez MHP kendi ipini çekti…

 

 

OZANCA

İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmezsin,

Ya nice okumaktır?

 

Okumaktan mani ne?

Kişi Hakkı bilmektir.

Çün okudun bilemedin,

Ha bir kuru emektir.

 

Dört kitabın manası,

Bellidir bir elifte.

Sen elifi bilmezsin,

Bu nice okumaktır?

 

Yunus der ki: Ey hoca,

Gerekse var bin Hacca.

Hepisinden iyice,

Bir gönüle girmektir.

                  Yunus Emre

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi