YAZIYORUM
LAİKLİKLİĞİN ÖNEMİ ALKOL YASAĞI İLE BİLİNECEKSE!
CHP Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt, takdir ettiğim istisna milletvekillerindendir. Alkol yasası ile ilgili olarak meclis konuşmasının bir bölümünde şunları söylüyor; “AKP 3Y’yi engelleyeceğim diye iktidara geldi. Yolsuzluğu bitireceğim, yoksulluğu ortadan kaldıracağım ve yasakları sona erdireceğim diye geldi ama bugün gördük ki çok ciddi anlamda bir yasak rejimini oturtuyoruz Türkiye'nin gündemine. İnsanların yaşam tarzını değiştiriyoruz, insanların düşünme tarzını değiştiriyoruz ve insanların bireysel hak ve özgürlüklerine saygı göstermeden “Ben çoğunluğum, böyle yaşamanızı istiyorum.” diyerek kanun yapıyoruz. Hiç kimseniz içki içmesini, alkol almasını engellemek hakkımız yoktur…”
Sosyal paylaşım sitelerinde, gençlerin toplu halde “Şerefe Tayyip” diyerek ellerinde içki kadehlerini kaldırdıkları görüntüler rekor kırıyor. Koca bir salon dolusu insan daha önceden belirledikleri slogan-şarkı biçimindeki tekerlemeler söyleyerek alkol yasağını protesto ediyorlar…
Eskişehir Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Canip İlhan Erol, “Siyasi bir dayatmaca olarak görüyoruz. Bu teklifi veren milletvekili küçük esnafı da bitirmek mi istiyor. Zaten esnafımız zor günler geçiriyor. Bu kararla küçük esnafımız büyük bir darbe alacak” tepkisini gösteriyor.
Geçtiğimiz hafta sonu piknik yapan insanlar, polis ekiplerinin “sanki içki içenler üzerinde baskı oluştururcasına” bakışlarından rahatsız olduklarını dillendiriyorlar…
Akşamcılar 22.00den sonra içki satışının yasaklanmasını “insan haklarına” ve demokrasiye aykırı bir uygulama olarak değerlendiriyorlar…
Bazı duayenler(!)böylesi bir uygulamanın Amerika’da bile olmadığı örneğinden yola çıkarak laikliğe aykırı olduğunu yazıyorlar…
Günaydın dostlar, günaydın…
Bu coğrafyada yıllar öncesinde başlatılan BOP uygulaması ile bir avuç aydın çığlıklar attı adeta. Bağımsızlığını yitirmiş, bölünmüş bir ülkede ne demokrasi ne hak-hukuk, ne laiklik kalmaz diyerek, “uyanın millet” diyerek feryat ettiler. “Komplo teorisi” kurmakla suçlamadık mı onları? Koskoca ordumuz var lakırdıları eşliğinde salon Atatürkçülüğü” yapmadık mı? O yüce Ulusal Bayramlarımızda sırça köşklerde elimize mini minnacık kâğıt bayrakları sallayarak, onuncu yıl marşı söyleyerek Atatürkçülük yaptığımızı sanıp kendimizi kandırmadık mı? Mustafa Kemal’in en büyük armağanı olan Cumhuriyet değerlerinden, halkı her geçen yıl soğutup uzaklaştırmadık mı? Sonuç? Sonuç ortada biz akşamları zıkkımlandığımız içkimiz yasaklandığında laiklik şemsiyesine sığınmağa çalışsak da şemsiye çoktaaaan girmiştir gireceği yere! Şimdi tüm bu olanlara acı acı gülme sırası sanıyorum bedel ödeyen aydınlarımızdadır. Ama canları, ama özgürlükleri bahasına uzun yıllar öncesinden “tehlike çığlıkları” atanları küçümseyen “lopgözlü” uyuşuklar olarak, bundan sonra nerede ve nasıl içebileceğimizin planlarını yapmaya devam ededuralım! Laikliğin önemi gelen alkol yasağı ile anlaşılacaksa, ben o mankafaların algıladığı ve sığındıkları laikliğin…
“Türkiye laiktir laik kalacak” sığ bir slogandır. Asıl olan “Tam Bağımsız Türkiye” için gereğini yapabilmek ve o payda altında buluşabilmektir. Bu buluşma laikliği de, demokrasiyi de, insanca yaşamayı da armağan olarak sunar zaten…
OZANCA
Bayramlık Atatürkçüler
Methiyeler dizip selam dururlar
Sözüm ona sahte Atatürkçüler.
Beyinsiz kafayı taşa vururlar
Sözüm ona sahte Atatürkçüler.
Türk düşmanı Avrupa’nın hayranı
Maya bozuk suya döner ayranı.
Yabancıya parsellenmiş her yanı
Sözüm ona sahte Atatürkçüler.
Bazen demokrattır, bazen liberal
Her türlü yalanı ondan haber al
İster Fransa’ya, ister Çin’e sal
Sözüm ona sahte Atatürkçüler.
Abdessiz, namazsız dindar olurlar
Bu Millete karşı kindar olurlar
Bunlar Müslim değil mundar olurlar
Sözüm ona sahte Atatürkçüler.
Onlar tam bayramlık alın bunları
Götürüp meydana salın bunları
Kiralık kalemdir bilin bunları
Sözüm ona sahte Atatürkçüler.
Gerçek Atatürkçü Vatanseverler
Saygım var sizlere er oğlu erler
Fırsat bulsa eğer bizi de yerler
Sözüm ona sahte Atatürkçüler.
Veysel Turgut