Ekstrem hava koşulları bu sefer Kuzey Avrupa ve Birleşik Krallığı vurdu. Aralarında İskoçya, İngiltere, Hollanda, İsveç, Danimarka, Almanya’nın olduğu ülkelerde hayat felç oldu. Rüzgar saatte 200 kilometrenin üzerinde bir hızla esti… Sokaklar kanala döndü, araçlar hatta TIR’lar ve uçaklar havaya savruldu, uçak, tren seferleri iptal oldu, otobüsler bile sele kapıldı, denize sürüklendi, dalgalar rekor yüksekliklere ulaştı, on binlerce ev hasar gördü, on binlerce ev tahliye edildi... Kuzey Avrupa'yı vuran sert fırtına insanların ölümüne ya da kaybolmasına yol açtı.
Önce Filipinler’de yaşanan fırtına hasarı, ardından Kuzey Avrupa’yı vuran bu ekstrem hava koşulları. Hala bunların giderek artmasını ve verdiği zararın artışını bizim neden olduğumuz iklim değişiklikleri ile ilişkisini kuramıyorsanız ve 21.yüzyılın en önemli gündem maddesinin bu olduğunu göremiyorsanız…ne diyeyim, o zaman küresel akıl tutulması yaşıyoruz…
………..........
Filipinler’de yaşanan fırtına hasarının hemen ardından 11 Kasım tarihinde 19.Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı, Polonya'nın başkenti Varşova'da başladı. Konferansın açılışında konuşan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Genel Sekreteri Christiana Figueres, gelecek nesillerin yaşayabileceği bir dünya için daha fazla iklim güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurguladı. Aynı zamanda konuşmasında Filipinler’de olan tayfuna işaret ederek, tüm Dünya’nın bundan ders alması gerektiğinin atını çizdi. Tam da böyle bir atmosferde Filipinler temsilcisi Yeb Sano İklim Zirvesi'nin açılışında açlık grevine başladığını açıkladı ve iklim değişikliğine karşı gerekli kararlar alınana kadar eylemine devam edeceği ifade etti. Sano, Filipinler'in iklim değişikliğinin kurbanı olduğunu söyleyen Sano, gidişatın bu zirvede değiştirilmesi gerektiğini söyledi. İklim değişikliğinin tetiklediği Haiyan tayfunun nedeniyle hayatını kaybeden on binler adına değil, annesiz ve babası kalan çocuklar adına konuştuğunu ifade etti. Ülkesinde yaşamını yitirenlerin iklim değişikliği çılgınlığının kurbanı olduğunu ve bu çılgınlığın hemen burada, Varşova’da durdurulması gerektiğini söyleyen Sano, bilimin açıkça gösterdiği gibi iklim değişikliği nedeniyle bu tayfunların giderek artacağını ve bu süper fırtınaların yeni normal olacağını ifade etti…etti, etti de, ne elde etti? Biz de neredeyse her yazımızda buradan 21.yüzyılın en önemli gündem maddesinin iklim değişiklikler ve iklim değişikliklerine bağlı olarak her geçen gün artan fırtına, sel, heyelan vb. doğal afetler, diğer taraftan kuraklık, çölleşme, erozyon gibi sorunlar olduğunu söylüyoruz. Çözüm çok basit…Birincil enerji kaynağı olarak fosil yakıtlardan vazgeçmemiz gerekiyor. Hepimize önemli görevler düşüyor. En basiti, tüm dünyada ortak bir karar alınsa, akkor lambalar yerine, enerji tasarruflu ampuller kullanılırsa, yüzlerce kömür yakan termik santrali kapatmamız mümkün olabilecek. En azından evlerimizde enerji tasarruflu lambalar kullanarak, enerji verimliliği yüksek elektrikli ev aletleri kullanırsak, yapılarımızda gerekli ısı yalıtımı önlemlerini alırsak, enerji sarfiyatını %50’lilere kadar düşürebiliriz. İşte bakın önce Filipinler ardından Avrupa. Türkiye’de giderek artan sel hasarları… Azalan yüzey ve yeraltı suları…Kuraklık ve susuzluk tehditi… Hiçbirini umursamıyorsanız, iklim değişikliklerinden bana ne, şu anda bana zararı yok diyecek kadar umarsızsanız, en azından şöyle de düşünebilirsiniz; ENERJİ PAHALI…
.........................
Geçtiğimiz hafta sonu, Enstitümüzde çok değerli bir “su profesörünü” misafir ettik. İnşaat Mühendisliği Hidroloji Anabilim Dalı duayenlerinden, Prof.Dr.Ünal Şorman’ı... İklim değişiklikleri ve buna bağlı olarak ortaya çıkacak seller, fırtına hasarları, diğer taraftan bazı bölgelerde yaşanacak kuraklık, çölleşme gibi olaylara yeteri derece önemin verilmemesini konuştuk... Ne derler, laf uçar, yazı kalır... Bu konuda kalacak yazılara her geçen gün daha fazla ihtiyaç olduğu açık arttık...
...................
Bu hafta Üniversitemizde Rektörlük Seçimleri var. Çok adaylı bir seçim sürecinde, adayların alışık olmadığımız seçim kampanyalarını yaşadık...Tüm akademisyen arkadaşlarımın bu sürecin sonunda yaşanacak seçimlerin sonuçlarını olgunlukla karşılayacağına ve neticede bunu gereğinden fazla bir yere yerleştirmeyeceklerine şüphem yok. Ne de olsa, kişiler değişir, kurumlar kalır... Önemli olan geride hoş seda bırakabilmek... Anadolu’nun, Türkiye’nin üniversitesi Anadolu Üniversitesi’ne yakışan şekilde tamamlanacaktır, süreç... Yine de geçenlerde bir Facebook paylaşımında gördüğüm bir anekdotu paylaşarak yazımı tamamlamak yerinde olur diye düşünüyorum. Seçimlere birkaç gün kala, tüm arkadaşlara uygulamalarını tavsiye ederim...
“Bir gün bir tanıdığı büyük filozof Sokrates’e rastladı ve dedi ki “Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?” “Bir dakika bekle” diye cevap verdi Sokrates. Bana bir şey söylemeden önce senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna “Üçlü filtre testi” deniyor. Üçlü Filtre? “Doğru” diye devam etti Sokrates. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce bir süre durup söyleyeceklerini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir. Birinci filtre ‘Gerçek Filtresi’: Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçeği yansıttığından emin misin? “Hayır” dedi bir süre duraklayan adam... “Aslında bunu sadece duydum ve...”, “Tamam” dedi Sokrates, öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Şimdi ikinci filtreyi deneyelim; ‘İyilik Filtresi’. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi? “Hayır, tam tersi...” “Öyleyse”, diye devam etti Sokrates; Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. “Yararlılık Filtresi”. Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı? “Hayır, gerçekten pek işine yaramayabilir... “,” İyi” dedi Sokrates, derin bir nefesin ardından; “Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı bir şey de değilse seni niye dinleyeyim ki?”
Herkese iyi haftalar dilerim, umarım biz de yerel bir akıl tutulması yaşamayız...
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Ahmet Ataç’ın Eskişehir’de yarattığı güç!
Tarkan Demir
Yeni otoparklar trafiği rahatlatacak
Kerem Akyıl
Halk geçim derdinde siyasiler şov peşinde...
Kaan Özcan
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy