En çok da okullarından mezun olmuş ama bir türlü iş olanağı bulamayan genç meslektaşlarımın dramları yakıyor içimi. Her sabah, işsiz yüz binlerce öğretmen adayının sesi soluğu olmayı yurttaşlık görevi olarak algılıyorum. Lakin burnumun hemen dibinde bir örnek daha var. Ve ben bu örneği şimdiye dek hiç dillendiremedim ne yazık ki. Çünkü kendim için istemeyi öğretmedi ki rahmetlik babam bana! Bireysel beklentilerden arınmış bir Cumhuriyet yurttaşı olarak, her daim başkalarının acısını ve sızısını sarmak üzere programlanmışım ne yapayım?
Ömrü hayatımda ilk kez kendi gerçeğimi paylaşarak saygın okurlarımızın değerlendirmesine bırakacağım işin gerisini. İsmi Anıl Nural’dır oğlumun. Yaşantısındaki acıları ve tehlikeleri kendi gayreti başta olmak üzere, annesi ile birlikte savuşturduk nice aileler gibi. Gözümüzden esirgedik sistemin zorlukları ve kalleşlikleri karşısında. Ortaokulu bitirdiğinde İzmir 9 Eylül Konservatuvarının lise kısmını (flüt bölümünü) birincilikle kazandı. Sıkıntılı bir öğrencilik yaşantısını atlattık hep birlikte ve nihayet bu sevemediği okuldan mezun oldu. İstanbul Mimar Sinan, Anadolu Üniversitesi Konservatuvarı olmak üzere ikisini de kazandı Anıl… İzmir 9 Eylül Konservatuvarı sınavlarına girmedi bile, çünkü ideali olan Eskişehir’i kazanmıştı. Tabii ki Anadolu Üniversitesini tercih ederek dört yılsonunda mezun oldu Haziran Ayında. Birincilikle mezun oldu… Bu da normal ama bir önemli husus şu idi; konservatuvar tarihi boyunca en iyi puan ortalaması ile bitirdi okulunu. Öğrencilik yılları boyunca, Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrasında yıllardır yardımcı ve konuk müzisyen olarak görevler aldı. ASO Senfoni Orkestrası eşliğinde sayısız yurt dışı konserlerinde başarı ile görev yaptı. Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrasındaki görevlerini de katarsak 21 ülkede konserler vererek genç yaşında başarılara imza attı. Avrupa Yamaha Müzik Vakfı tarafından Fransa'da düzenlenen yarışmada, ilk kez katıldığı yarışmada birinciliği kazanmayı başardı. İzmir’de sanatçı Fazıl Say’ın İstanbul Senfonisini, Hezarfen Ney Konçertosunu seslendirdikten alkış yağmuruna tutuldu. İzleyenler arasından heyecanla sahneye fırlayan Fazıl Say, yanına giderek bu genç flütçünün elini öperek onurlandırdı…
Peki, ne yapıyor bu genç şimdi? Hazirandan bu yana kalıcı bir iş adına çalmadığı kapı kalmadı. Var olan Senfoni Orkestralarının bile kapanma tehlikesinde olduğu günümüz gerçeğinde iş bulamıyor ne yazık ki! Eskişehir Senfoni Orkestrası dâhil kadroların tıka basa doluluğu gerekçe gösterilerek kapılar bir bir yüzüne kapanıyor. Bizim memlekette her meslekten örnek vermek olasıdır. Öğretmen, hakim, memur, işçi, doktor, devlet sanatçısı vs… 25 yıl görevimi doldurur doldurmaz, bir genç öğretmenimize istihdam olsun düşüncesi ile anında emekli olmuştum ve gepegençtim hala. Görüyorum da 65 yaşını bırakın, 85 yaşına dek işinden ya da koltuğundan ayırmak olanaksız yurdum insanını. Neden bu kadar özel bir konuyu paylaştığımı da anlatayım da, IQ sorunu olan bir takım ayakçılar oğluna aleni iş istiyor diye atmasın kaba etinden! Ülkesinden umudunu kesen oğlum artık başka diyarlarda ekmeği ve kariyeri için gereğini yapacak. O şimdi gurbetçi…
Engelliler Allah tarafından cezalandırılmış insanlardır!
Hangi akıl yoksunu, hangi GABİ, hangi yürüyen mantar bu sözü söylemiş öncelikle açıklamama izin verin. “Dünya Engelliler Günü” etkinlikleri kapsamında Anadolu Sakatlar Derneği Başkanı Osman Kılıç denen zavallıya ait bu skandal sözler. Kazada bir uzvunu kaybeden engellinin “bu Allah'ın vergisi, ben bir hata yaptım bu cezayı çekiyorum” demesi gerektiğini söylemiş ek olarak da! Anadolu Sakatlar Derneğine tam yakışan bir başkan gerçekten de. Başkanın sakatlığı bedensel değil yalnız, zihinsel! Bu ülkede umudumu tamamen kestiğim anlar oluyor biliyor musunuz? Bizi yönetenlerden her gün saçma sapan açıklamaların, özel yaşamlarındaki pervasızlıkların diz boyu yaşandığı günümüzde, kıytırık bir dernek başkanlarına çok görme diyorsunuz biliyorum. Ama gerçekten de daral geliyor yeminle artık!
OZANCA
BEDELLİ ŞİİRİ!
Herkes bedelli konulu yazımı bekliyor
Attıkları iletilere sitemlerini ekliyor
Atı alan Üsküdar’ı geçmiş a dostlar
İçime daral geliyor, yüreğim tekliyor!
“Du bakalım n’olcak” demeseydiniz
Geleni ağa gideni paşa görmeseydiniz
Acıları yaşamadan önleseydiniz
İçime daral geliyor, yüreğim tekliyor!
Fenasi deseler de Şinasi’dir adım
Kutuplardan duyuldu nice feryadım
Kırıldı kalbim, kalmadı tadım
İçime daral geliyor, yüreğim tekliyor!
Şinasi KULA
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy