Şinasi Bey merhaba, şu an Dede Korkut parkında kır düğünü yapılıyor. Söz konusu bu parkta iki adet kafeterya vardır. Valilik bunları uzun bir süre sonunda ihale etti. Nihayetinde birileri ihale yolu ile kazanmış. Bugün faaliyete muhteşem bir düğün töreni ile başladılar. Kütahya Mehter Takımı geldi şu an sahnede ise onlar var. Ses o bicim. Park alanına masalar ve sandalyeler atıldı. Gürültü için ben de çeşitli numaraları aradım. Çarşı karakoluna kibar bir polis parkın hiçbir belediye yetkisinde olmadığını ve ekiplerinin durumu araştırmak için gideceğini söyledi. Yolda arabalar doluydu. Takipçisi olmanız gereken bir durum. Park olarak sonuçta bir hizmet var. İhaleyi de doğal olarak bana verecek değiller, hak eden almış! Ama kentin göbeğinde nedir bu gürültü diye sorgulamak gerekmez mi?
Bu ileti gecenin bir yarısında fotoğraflı biçimde tarafıma yollandı. Teknolojinin gözünü seveyim. Bazen iyi ki ayak uyduruyorum diye kendimi aferin ile ödüllendirdiğim oluyor bilesiniz. Takıntı yapıp da “benim teknoloji ile işim olmaz” diye dudak büküp küçümsemiyorum iyi ki bu teknolojiyi…
Yok Watsapp’mış, Viber’miş, Tango’ymuş neyse ne! Yeter ki insanın işini kolaylaştırsın…
Soner Yüksel kardeşim de “ah garibim, vah garibim” başlıklı yazısında bununla ilgili bir yazı yazınca düşüncelerimi paylaşmadan edemedim ben de. “Bazı yasa ve yönetmeliklerin uygulanışı o kadar çifte standart içeriyor ki, illegal olanı bile savunacak duruma düşmeniz içten bile değil” diyor Soner yazısında. Pazar alanları aynı zamanda ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşlarımızın düğün derneklerini organize ettiği alanlar biliyorsunuz. Ve bu alanlarda artık etkinlik yapılmaması için “Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün” yerel yönetimlere gönderdiği bir yasaklama kararı bulunuyor. Olaya Valilik de müdahil edilerek izinlerin bu kanaldan alınması yoluna gidiliyor. Yani yerel yönetimler bir biçimde devre dışı bırakılarak, yetki ellerinden alınıyor. Gerçekten de insanın kafası karışıyor mevcut durumda. Bir taraftan kendiniz halka açık alanlarda mehteran eşliğinde gümgür gümbür kır düğünleri yapılsın diye ihale yolu ile birilerinin yararlanmasını sağlıyorsunuz. Diğer taraftan da vatandaştan para almadan Pazar alanlarında düğün yapan belediyelerin bu işi yapmamasını istiyorsunuz. Hadi bakalım bana şimdi geçerli bir mazeret söyleyin de ertesi gün köşe yazımda aynen yayınlayayım!
Bakın,;yıllardır yazılarımda bu gürültü kirliliğini, magandaların silah ve havai fişekleri ile çevreye verdiği korkuyu dile getiren tek kalemim bu kentte. Vali Beyin basın davetlerinde mikrofonu kaparak iki kez de bunu dile getirenim. Notlar alındı her seferinde, gereği yapılacak denildi bana. Ne oldu peki, ne yapıldı? Daha iki gün önce yerel gazetelerin hepsinde haber olarak gördük ki binlerce mermi atılmışmış da boş kovanlar toplanmışmış da haklarında yasal işlem yapılmışmış da…
Bu memlekette peynir ekmek gibi rahatlıkla satılan iki madde söyleyeyim mi size?
1-Tabanca, tüfek, havai fişek
2- Uyuşturucu…(Eskişehir Narkotiğine topu atmayınız lütfen. Asla bu konu onların duyarsızlığı ile ilgili değildir. Onlar görevlerini en iyi yapanlar olup, sorun yasa yapanların hala caydırıcı tek yasa çıkarmamalarından kaynaklanır.)
Allah’ını seven denesin! Özel otomobiller dâhil trafikteki tüm araçlar didik didik aransın bakayım. Düğün konvoyları didik didik aransın bakayım! Ele geçirdikleriniz sizi şaşkına çeviriyor mu çevirmiyor mu? Cuma Cumartesi geceleri Jandarmadan ve Emniyetten özel ekipler görevlendirilsin Eskişehir geneline de baksınlar. Bu magandalar şehir eşkıyaları gibi gecenin 23.00-24.00 ünde gerek silahları ile gerek havai fişek ile terör estiriyorlar mı estirmiyorlar mı?
Siz bütün bunları, buna benzer sıkıntıları çözmüş gibi vatandaşın Pazar yerinde yapacağı düğünlere yasak getirin! Mahalle düğünü adı altında apartmanların ortasına yüzlerce sandalye yerleştirip, römorkun üzerine sahneyi konduranlar da görmezden gelip, 24.00 kadar binlerce vatandaşın sinir sistemini bozanlara sessiz kalın! Sabah erkenden sınava girecekleri-işe gidecekleri mermi manyağı, havai fişek manyağı yapın…
Bakınız bana bu tür olaylar artık olmuyor ya da nerede var ki gibilerinden yaklaşımla şaşkınlık ifadelerinde bulunmayın. Bir kez daha yineliyorum, Jandarma ve Emniyetten ikişer görevli verin ben de kameramı alıp onlara şehrin neresinde bu tür insanı çileden çıkaran çağdışı görüntüler varsa sunayım…
Tuğrul ile İhsan…
CHP’den istifa ettikten sonra yaptığı açıklamalarla gündeme gelen İstanbul Milletvekili İhsan Özkes, Twitter hesabından 30 Ağustos resepsiyonuyla ilgili, “Hz. Muhammed yaşasaydı bugün saraya gelirdi” değerlendirmesini yaptı malumunuz. Aynı zat, CHP’den istifa etmeden önce de Atatürk Orman çiftliğindeki saray ve içerisinde ikamet edenlere inanılmaz biçimde hakaretler yağdırıyordu daha düne kadar! Özkes hızını da alamayıp, yaşasaydı Mustafa Kemal’in de saraya geleceğini iddia etmiş. İhsan Özkes, CHP’den istifa etmeden önce AKP’yi çok eleştirdiğini ve bundan üzüntü duyduğunu açıklamış!
Diğer bir örnek de MHP genel başkan yardımcısı Tuğrul Türkeş. Onun da insan beynini “bu kadar da olmaz yahu” türünden dumura uğratan yeteneğine(!) toplumca tanıklık ettik. MHP’lilerin lal olduğu şu günlerde Devlet Bahçeli’yi ara ki bulasın! Koca bir ulusal bayramda dahi resmi törenlere katılamayacak kadar bunalıma girdi kanımca!
Bu ülkede siyasi arenada çok örnekler gördük. Aklımızı hafızamızı ve insanlık onurumuzu kızartan nice örnekler. Bu ikisi sadece son yaşananlar hepsi bu!
İhsan Özkes ile bir ortamda yarım saat de olsa karşılıklı sohbet olanağı bulmuştuk. Hatay Milletvekili diğer bir arkadaşla ziyaretimize gelmişlerdi. Erman Gölet eminim ki bu sahneyi ç.ok iyi anımsıyordur. Çok konuşan ama çok konuştuğu kadar da boş konuşan bu Ümraniye müftüsünü hiç samimi bulmamıştım. Bir o kadar da sığ. Cumhuriyet tarihimizle ilgili yetersiz altyapısına rağmen, Cumhuriyet değerleri ile ilgili zerre ideolojisine rağmen cahil cesareti ile konuşmasına sinirlenmiştim. Konu bahsi ettiğimiz o dönemde(geçmişte) bu ülkede Celal Bayar’ın başbakan olduğundan bile habersiz konuşmasını kesip gerçeği hatırlatmıştım kendisine. Zınk diye kalakaldı çevresindekiler sordu; “öyle mi ya, Celal Bayar başbakanlık yaptı mı o zamanlar” gibisinden saçmalamıştı…
Demem şu; Şener Şen’in filmdeki bir sözünü hiç unutmam…
Ne derdi o filmde usta sanatçı anımsar mısınız?
Babanı da sevmezdim…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy