Kim Tanır Yalova Valisini?

Şinasi Kula yazdı

9 Nisan 2015 00:04
A
a
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce çok net açıklamada bulunarak bir konunun altını çiziyor Yalova Valisi için. “Ben sana vali olamazsın demedim ki…”

Peki, ne oldu da bunları söyleme gereği duydu diyenlere konuyu anımsatayım. Geçtiğimiz hafta Yalova’da gepegenç bir öğretmen kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Hayata veda etti demek yerine hayata veda ettirildi ya da solduruldu dersem daha vicdanlı bir açıklama yapmış olurum. Fen Lisesinde gepegenç bir matematik öğretmeniydi Hayri Serkan Öz. Ve Yalova’da en iyi matematik öğretmeni diye onu işaret ediyordu tüm işaret parmakları. TÜBİTAK tarafından da ödüllendirilmişti. Ve o kentin valisi onu öğrencilerinin gözleri önünde adeta aşağılayarak onurunu kıracak sözlerle azarladı. Evindeki çocuğuna bile yapmaya cesaret edemeyeceği biçimde, vicdansızca ve acımasızca yerin dibine soktu adeta…

Çok geçmedi, her geçen dakika yüreğinde büyüyen bu horlanmayı kaldıramadı genç öğretmen. Kalp krizine sığınarak çok görüldüğü bu acımasız dünyadan koptu gitti. Keşke bu denli önemsemeseydi o kem ağızdan çıkan sözleri. Keşke “kim tanır Yalova Valisini” diyerek kendisiyle alay edeni önemsemeyerek cezalandırsaydı. Keşke geride gözü yaşlı bir baba, bir bebek, arkadaş ve öğrencilerini bırakıp gitmeseydi. Lakin bu onurlu genç öğretmen daha fazla kaldıramadı hezeyanı, çekti gitti…

Ne denli bir pişkinliktir ki, merhumun defnedilmesi ile o’nu yaşamdan koparan da bir başsağlığı mesajı yayınladı! Üzgünüm dedi! Peki bir insan, o insanın geride kalanları, bir toplum nasıl böyle gırgır geçilircesine hafife alınır? Burası Türkiye ve yıl 2015. Burada çok şey değişti artık bayanlar baylar! Kin tohumları zehirli sarmaşıklar gibi sarmaladı nicelerinin bedenini ve ruhunu. “Bizden olmayanın canı cehenneme” anlayışı, artık Diyarbakır karpuzu gibi ortadan ikiye böldü toplumu. Bölünen toplumlardaki doğal yazgıyı hepimiz çok iyi biliyoruz. En güncel, en canlı görüntüler hemen burnumuzun dibinde. Ortadoğu denen bir cehennemde kardeş kardeşin gırtlağını “tekbir” naraları eşliğinde gözünü kırpmadan kesiyor. Daha düne kadar birbirinden kız alıp kız vermiş toplumlar, alt kimlikleri bahane ederek kan ve barut kokuları arasında karanlıklara sürükleniyor…

Şimdi tercih hepimizin vali bey! Ya Ortadoğu bataklığına gömülen kavimlere döneriz, ya da genç yaşta ölümüne neden olduğumuz gepegenç bir öğretmenin babasının elini öperek kendimizle barışırız. Yarın çok geç olmasın dileğimiz…

 

Mezar Seviciler!

Vedat Ergün, yazılarımızı sürekli takip eden değerli bir okurumuzdur. Toplumdaki giderek artan sevgisizliği öylesine güzel bir örnekle pekiştirmiş ki! Bakınız ne diyor; “Hocam, bu toplum ne yapsın daha? En güzel sevgilerini ifade edeceği zaman büyüklerin yanında çocuğunu sevme ayıp, karına gülme sevme saygısızlık! Daha neler ama uzatmaya gerek yok. Sevgi yaşayacağı çağda öğretilmeyen örf adet, gelenek diyerek sevgiler, arzuları daima ötelenen toplum insanı ne yapsın? Çok haklısınız biz yoksa duygularımızı mezar taşlarına mı ifade etme cesareti bulan bir toplum mu olduk? Kısaca mezar seviciler yani! İçten duygularınla, her olaya saygı sevgi içten yaklaşımın la seni çok seviyor ve takdir ediyorum. İyi ki yaşamımız da sizler gibi değerler var. Yüreğine sağlık…”

Ne güzel bir tanımlama değil mi “Mezar seviciler” tanımlaması? Yaşarken sevgi üretemeyen, ölülerin ardından ağıtlar yakıp methiyeler dizen samimiyetsizler ordusu olmadık mı adeta? Toplumu öteki-beriki-dindar-kindar gibi kıytırıktan gerekçelerle kamplara bölen; “mezar taşlarımızda ne yazdığını dahi bilmiyoruz” deyip yapmacık sevgi gösterilerinde bulunanlar kimler, hep beraber bir düşünelim isterseniz!

 

OZANCA

ORDUM SENİ

Rüzgâra sordum seni

Sabahın seherinde esen rüzgâra

Özlemiştim ve sordum seni

Afrika'nın tozlu ve sıcak rüzgârına

Kuşlara sordum seni, göçmen kuşlara

Yüksekte sıra, sıra uçan turnalara sordum

Ve sordum seni telaşlı kırlangıçlara

Kızıldeniz’in üstünden uçan

Dünyayı döne döne tavaf eden

Hacı Leyleklere sordum seni

Bulutlara sordum pamuk helvası gibi bulutlara

Bir akşam vakti sordum seni

Kara, kızıl ve bin bir renge bürünen bulutlara

Hiçbiri bir haber vermedi senden bana

Anılarıma sordum seni, buğusu üstünde tüten

Fırından çıkmış sıcak bir ekmek gibi tazeydin anılarımda.

Şener TALİ

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi