Kendini yüzmek!

Şinasi Kula yazdı

24 Mart 2015 00:00
A
a
Yaşı benden çok genç de olsa, öyle bir bilge laf etti ki gazeteci kardeşim. Belki bir şiirdeki mısrada çok anlamlı sözcük olabilir “kendini yüzmek” deyimi. İnsan kendisini, derisini diri diri yüzebilir mi? Evet o kadar güzel başarır ki, kendisi bile şaşıp kalır işin sonunda. Hani bir başkasının yapamadığı kötülüğü insanın kendine yapabilmesine en güzel sözcük bu olsa gerek diye gün boyunca düşündüm konuşmamızın sonrasında…

2000 yılından bu yana çeşitli televizyon kanallarında programlara imza attım. Gerek yapımcı, gerek sunucu olarak dolu dolu on beş seneyi tamamlamaktayım. İlk göz ağrım İzmir TV ile başlayıp, son aşk olarak algıladığım ES TV’deki programlarım en uzun soluklu ve verimli olanıdır elbet. Sürekli(her gün) program yapmak inanın görüldüğü ya da algılandığı kadarı ile kolay bir iş değildir. Her gün değişik konu ve konuklar bulmak, bunların izlenebilir olması için program formatına uygunluğu, sizin her gün ruh halinizin bu işe uygunluğunu düşündüğünüzde sanırım bana hak verirsiniz…

İşte genç arkadaşımla, yaşadığımız bu örnekleri de bire bir anlatıp dil sürçmesine ya da canlı yayında olası hatalara dem vurduk. Evet, gerçekten de o günkü ruh halinizin olumsuz etkisi ile olmadık cümleler kurabilirsiniz! Gaf üstüne gaf yapıp kendiniz dahi şaşırıp kalabilirsiniz bu yaptıklarınıza. Kendinize kızdıkça öfkenize bir kez daha yenilip, bir hata daha yapmaktan artık çekinmezsiniz. Hani nasıl olsa ok yaydan çıktı diyerek hiç değilse tadını çıkarayım psikolojisi sarar bedeninizi! Ama konuklarınız başta olmak üzere, program bitiminde hepiniz ters gelmiş biçimde birbirinize bakarak sona geldiğinizi görürsünüz…

Mikrofon açık iken kapalı sanıp gereksiz lakırdılar edenlerin canlı yayında kurban gittikleri nice örnekleri de verebiliriz buna. Yılların Mehmet Ali Erbil’i, kendisini reklam arasında sanıp ağza alınmadık küfür ederken yakalandı ya hani canlı yayında. Ya da Güneri Ümit’in sunuculuk yaşamını sonlandıran “mum söndü” gafı ile infiale neden olmasını anımsayın. Program sonrasında televizyon kanalını basan binlerce yurttaşın öfke selini gözlerinizin önüne getirin. Turgay Şeren’in ağza alınmayacak bir küfrü canlı yayın esnasında okkalı bir biçimde yerleştirdiğini de unutmayın tabii. Gerçekten de arkadaşımın belirttiği gibi, böylesi durumlarda insan “kendini yüzmek” eylemini resmen yerine getirmiş oluyor. Köşe yazılarımız bizim dışımızdaki bir gözle kontrol edilmekte çoğunlukla. Lakin canlı yayınlanan televizyon programlarımızda her cümlemiz yayından çıkan ok gibidir adeta. Geri dönme, ya da düzeltilme olasılığı hiç mi hiç yoktur. Bu durumda Allah şaşırtmasın, gaflete düşürmesin demekten başka şansımız yok tabi…

 

Çanakkale’de Şehit Olan idmancılarımız…

Bu başlıkla verilen haber yerel basınımız adına sadece bizde, yani Anadolu Gazetesinde vardı. Osman Cemoğlu tarafından akla gelen ve hazırlanan bu özel haberde, Çanakkale Savaşı sırasında şehit düşen futbolcuların hatıralarına yer veriliyor. “1915 senesinde hasta adam dedikleri Osmanlıya son darbeyi indirmek isteyen büyük devletler dönemin en mücehhez deniz araçları olan Queen Elizabeth, Goliath, Infelexible, Irresistible, Majestik gibi çelik zırhlılarıyla Çanakkale Boğazı’ndan saldırıya geçmişti.  İşte tarihte bir benzeri daha olmayan vatan savunmasının en büyük örneğini veren Türk ulusunun bu topraklarda bir hilal uğruna 250 bin güneşi sönmüştü...” Tam sayfa sunulan haber yazıda, silâhaltına alınan gazi ve şehit düşen tüm onurlu sporcu ve yöneticilerin listesi bulunuyor. Ne ilginçtir ki Türk Basının amirali diye vasıflandıran Hürriyet Gazetesi de aynı gün böyle bir haberi bizim gibi tam sayfa sunuyor. “Kim Bu Cennet Vatan” yazıda da şehit düşen futbolcular konu ediliyor.

Yine aynı spor ekibimiz özel sayfalar hazırlayarak, farklılığını kanıtlıyor adeta! Eskişehirspor’umuz hangi takımla karşılaşacak ise, maç öncesi günlerde o takımla ilgili tarihçe sunuluyor. Kaç maç yapmışız, yengi ve yenilgi durumu nedir? Kaç gol olmuş gibi daha nice ayrıntı haberleştiriliyor, fotoğraflarla süsleniyor.

Bazen ayrıntıları çok büyük bir kesim göremese de, ayrıntıda gizli kalan mesajı sonradan takdir edebilir kanımca. Ne dersiniz, yanılıyor muyum?

 

OZANCA

Fikret der ki kör bıçak dayanmadan iliğe

Yeniden su verelim bir an önce çeliğe

Geliniz son verelim birlikte ikiliğe

Zaman çok çabuk geçer sayılı gün daraldı

Beyler bal havyar yerken, köfere bize kaldı…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi