Şaka değil…
MHP’nin 80 milletvekili bir anda 40’a düştü…
Oysa, o insanlar tekrar seçilebilmek için kim bilir ne uğraşlar verdiler!
“Ne paralar harcadılar!”
Şimdi ne yapıyorlar dersiniz…
Çok basit…
Sabah “Devlet” diyorlar…
Akşam “Bahçeli…”
….
Bu esprinin gerçeği de bir başka…
Özellikle böyle seçim sonrası günlerde, bir anda yalnız kalan taraftarların hazin yalnızlık öyküleri başlar.
İnsanlar, kazanan tarafın etrafında toplanırlar.
Kaybedenler yalnızlaşır.
“Arayan-soran azalır.”
Telefonlar susar.
“Kapı zilleri çalınmaz.”
Eski dostlar gitmiştir birer birer.
“Bu hep böyle sürüp gider…”
Örneğin, şu anda “Ruhsar Demirel” ne yapıyor acaba?
Kolay değil…
Genel Başkan Yardımcısı ama seçilemedi. Çünkü vatandaş “Hayır” dan bezdi!..
Kazananların sevinç dalgaları çevrelerinde bir baş döndürücü girdaba dönüşürken, kimi evlerde koltukta oturan birisi vardır.
“Arada bir telefona bakar.”
“Gözü kapıya takılır.”
Kendisini bekleyenler olduğunu ve acele gitmesi gerektiğini hayal eder ama, hiçbir yere gidemez…
Yaşam budur…
“Çünkü hepimizin bir gün susacak telefonumuz ve çalmayacak kapımız vardır…”
HDP’yi saymıyoruz…
Onların pek kaybedeni yok!..
“Çalınacak kapıları inadına açık!..”
///////////////////
Kolsuz Yaşar’dan
Bugün canım çizmek istemiyo abi!..
/////////////
Kıssa-dan
Muhalefet partilerinin liderleri seçim sonrası “AKP yandaşı olmayanlarda yaşanan mutsuzluğun” binde birini yüreklerinde hissetmiş olsalar istifa etmişlerdi…
/////////////////
Gerilim
Seçim sonrası Kılıçdaroğlu, “milli iradeye saygılıyız, seçimler meşrudur” dedi. Davutoğlu’nu arayarak “tebrik etti.”
Oysa bu “milli irade” değil, “gasp edilmiş irade” idi…
Günün Sorusu
Adamın biri yalan söylüyor, diğeri “doğru söylüyorsun” diyor…
Hangisi daha yalancı? Kamil Masaracı
Özdeyiş
Kâr ile zarar her zaman ortaktırlar… Yahudi Atasözü
Günün Sözü
Sertlik çıkmaz yoldur, şefkatsiz yönetimlerin sonu tam bir dram olur!
Günün Balı
İnsanlar eşit ve özgürdür. Eşitlik bir amaç ya da sonuç değil, eylemin dayanağıdır. Alain Badiou
Cuk
Bugün kaybeden yarın kazanır…
“Hangi geceyi gördük ki, sabahı olmamış.” Rahmi Turan
Günün İncisi
Yılana yumuşak diye sakın el sürme!.. Balthör
//////////////////
Cumartesi Öyküsü
Özel kuvvetlere köylü dayağı
Fransa ordusunun sınır dışı güvenlikten sorumlu casusluk birimi “DGSE”, 15 Ekim 2012’yi 16’sına bağlayan gece, bir antrenman için beş kişilik bir timi paraşütle “Plevne” semalarına bırakmış… Ne var ki rüzgâr…
Fransız komandoları inmeleri gereken yerden 40 kilometre kadar öteye sürüklemiş…
”Kollovtski köyünün kırsalına…”
İşe bakın ki “Kollovtski köylüleri de, komşu köylülerin yoncalarını çalmasına karşı devriye gezerlermiş. Üç köylüden biri de ülkenin Sovyet geçmişine ait, 1950’lerden kalma bir “Makarov” la silahlıymış…
Tarlaların ortasında casus komandolarla burun buruna gelmişler. Fransızların garip bir “lehçe” konuşmalarından işkillenen Bulgar köylüler, yonca hırsızı sandıkları yabancıları önce bir güzel pataklamışlar…
Başlangıçta spor turizmi yaptıklarını iddia eden Fransız komandolar kaçmaya kalkışınca “Makarov” u olan basmış kurşunu…
Sonuç, iki komando kaçmayı başarmış, birinin burnu kırılmış, öteki ikisi de bacaklarından vurulmuş…
İşin ilginç yanı ise, olayın ayrıntısını “İnfosdefense” adlı savunma dergisi yayımlamış…
Bakanlık da özel kuvvetlerin bu yenilgisini doğrulamak durumunda kalmış…
//////////////////
Falcının gördüğü gerçek
Bir ülkenin başkanı falcıya gitmiş. Geleceğini öğrenmek istemiş.
Falcı, önündeki kristal topa bakıp, “Gö.. Görüyorum!” demiş:
“Sizi çiçeklerle süslü geniş bir caddede üzeri açık bir araba ile gerçekten görüyorum. Halk çok mutlu, ellerinde gelecekle ilgili umut dolu pankartlar var. Arabanızın etrafını sevinçle dans ederek sarıyorlar. Polis onlara engel olmak için çırpınıyor adeta…”
Başkan, “Peki ben ne yapıyorum bu arada?” diye sevinçle sormuş…
“Bunu göremiyorum efendim” demiş falcı:
“Tabutunuzun üzeri kapalı…”
/////////////
Başbakanlık şartı
Karadenizli başbakan olmayı tutturmuş ve bağırıyormuş:
“Başbakan ben olacağım…”
Memleketin halini bilen saf biri iyi niyetle uyarmış:
“Yahu sen deli misin?”
Karadenizli, bir an durmuş ve sormuş:
“Şart midur?”
///////////////////////
Tonguç demişti ki
-Demokrasinin iki çeşidi vardır. Biri zor ve gerçek olanı… Öbürü de kolayı, oyun olanı…
-Topraksızı topraklandırmadan, işçinin durumunu sağlama bağlamadan, halkı esaslı bir eğitimden geçirmeden olmaz birincisi. Köklü değişiklikler ister. Bu, zor demokrasidir ama gerçek demokrasidir…
-Okuma yazma bilsin bilmesin, toprağı, işi olsun olmasın, demogojiyle serseme çevrilen halk bir sandığa elindeki kâğıdı atar. Böylece kendini yönetmiş sayılır. Bu oyundur, kolaydır. Amerika demokrasiyi yayıyor işte…
“Biz de demokrasinin kolayını seçtik, çok şeyler göreceğiz daha…”
İsmail Hakkı Tonguç (1952)
/////////////////////
Fuat Avni prestij yitirdi
1 Kasım seçiminin kaybedenlerinden biri de “Faut Avni” oldu.
Bir grup insan, “Fuat Avni bizi kandırdı, galiba kendisi Saray’ın adamı” diyerek kendisini izlemeyi bıraktı.
Fuat Avni’nin seçimden sonra sessiz kalması da bu iddiayı doğrular gibi görünüyor.
Bakalım bunlara…
“Fuat Avni ne diyecek?”
////////////////////
Günün olayı
AKP Genel Başkan Yardımcısı “Şahin”, seçimden 4 gün önce “Koalisyon çıkarsa yeniden seçim olur” diyordu.
Yılların politikacısının oy oranında bu kadar yanılması mümkün mü?” Akif Kökçe
///////////////////
Günün Biberi
“Başbakanlık Sistemi” daha ilk günlerde gündeme geldi…
“Öcalan” ın özgürlüğü ise zamanlama meselesi, muhtemelen 2016 başında müzakereler başladığında onun durumu da netleşecek…
//////////////////////
Günün Şiiri
Eski Günler
Bana eski uykuları ver Tanrım
Adımı avuçlarımdan okuyorum
Diken yüzlü yastıklarda
Ansızın ölmekten korkuyorum
Bana eski güzelliği ver Tanrım
Ellerim böyle çirkin olmasın
Kötülükten söz eden kitaplarda
Adım okunmasın
Bana eski mutluluğu ver Tanrım
Kuşları böcekleri çiçekleri
Bir deniz kıyısında unuttuğum
Aydınlık güneşleri ver ne olur
El değmemiş sevgililer bekliyorum
Sonunda yalnızlık buldum…
Engin Uysal (Varlık – 1960)