Sarının beyaza dönüşeceği günlerdeyiz.
Yılın son mevsimi ile sarmalanacak doğa bugün yarın.
Yokluk, yoksulluk da olsa korkmazdık kıştan.
Tabiat ananın yeryüzünü bembeyaz bir yorganla örttüğü dünyamızda korku ve kaygılardan arınmış biçimde karşılardık kış mevsimini. Beyaza bürünen dünyamızı aylar boyunca aydınlatırdı kar beyazı…
Kuzineli soba ayrıcalıktı o yıllarda.
Bir gözünde böreğiniz pişer, üstünde yemekleriniz kaynar, bir kısmında da yerine göre patatesiniz közlenir ve mısırınız patlardı akşam hazırlıklarında. Çocukluğumuzda belimize kadar yağan kar ne üşütür ne de korkuturdu! İyimser dünyamızda kartopu oynamak ya da kardan adam yapmak gibi oyunları yaşamak üzere sunulmuş tatlı bir hediyeydi sadece bizlere. Aylarca kalkmazdı kar ve bizler aylarca beyazdan gayrı renk göremezdik yeryüzünde. Oyunlarımızı, hayallerimizi, mutluluğumuzu kendimiz yaratırdık o doyumlu günlerde. Karlar altındaki toprak altında tohumlar yeşerirken, karlar üstünde yaşayan bu halkın insanları da yüreklerinde sevgi tohumlarını yeşertmekle programlıydılar…
Çocukluğumuzdaki kışı konuşuyorduk özlemle dün bizim evde. Abdulkadir-Filiz Yalınız çifti ve yârim Fethanet’le birlikte. Haftada iki kez buluşup nefeslendiğimiz bu çift ile sohbete daldığımızda fasılasız sürdürürüz gecenin ucuna dek. En hararetli yerde sigara içmek üzere balkona fırlayacak biri de yok aramızda, içmeyiz hiç birimiz. Bunun gibi hiçbir bahanenin sohbetimizi yarım kesmesine izin vermeyiz…
İşte sohbetin demlendiği saatlerde yazı başlığımın adını koyuverdi 47 yıllık arkadaşım Apo. “Karanlık bir kışa giriyoruz” deyiverdi. Rus savaş uçağını ters getirmekle öğündüğümüz ruh hali, yerini kaygıya bırakmıştı zira! Evet, önceleri kasım kasım kasılırken şimdilerde “yahu Ruslar bizi anlamalı, masaya oturup anlaşmalıyız artık” demeye başlamıştık. Hayatın gerçeklerini daha net görebildiğimiz bu günlerde Antalya’dan başlamak üzere yurt genelindeki esnaflarımız yılbaşı hindisi gibi düşünmeye, karamsarca düşünmeye başlamıştı bile. Ruslar kincidir unutmaz asla! Daha dakika bir gol bir her türlü yaptırım uygulamasını hayata geçirerek göğsümüzün tam ortasına oturup nefes almamızı zorlaştırmışlardı adeta. Önceleri rest çeken en yetkin ağız, Ruslara şimdiden “gelin oturup anlaşalım” demeye başlamıştı bile! Evet arkadaşım haklıydı gerçekten de, karanlık bir kışa giriyorduk…
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi sokak ortasında güpegündüz katledildi. Devletin polislerinin ve Diyarbakır halkının gözleri önünde hem de! Apaçık bir meydan okuma ve apaçık bir mesajla öldürüldü. Maşalar, elini kolunu sallayarak kaçtılar, hem de hamam böcekleri gibi karanlıklara kaçtılar. Herkese göre değişikti bu maşaların gönderildikleri hin yuvaları. Kimi derin dedi, kimi yobaz ellerinden dedi, kimi kandilli bölgeden dedi. Herkes kafasına göre tanımladı, yorumladı. Lakin sadece bir gerçek vardı işin özeti olarak. Karanlık bir kışa giriyorduk…
Her tarafın bembeyaz bir örtü ile sarmalanacağı günlerde karanlık günlerin provasında deneniyorduk, sınanıyorduk resmen!
Putin 1 Ocak'tan itibaren Rus şirketlerinin Türk vatandaşı çalıştırmasını yasaklamış. 90.000'den fazla Türk işten atılacak, aileleriyle beraber bu durum 200.000 kişiyi etkileyecekmiş. Ayrıca Türk şirket, vakıf, dernek, temsilcilik vs. kurumların da Rusya'da faaliyetlerine sınırlama ( yani yasaklama ) getirmiş. Rusya’daki işadamları adeta yaka paça sınır dışı edilip, orada okuyan Türk öğrencilere resmen işkenceye dönüştürülen uygulamalar başlamış… Daha düne kadar kamuoyu önünde “pkk terör örgütü değildir” sözünden dolayı damgaladığımız Tahir Elçi’nin o katil örgüt tarafından katledildiği konuşuluyor. Tahir Elçi’nin karısının “katil pkk” diye cenazesinin başında feryat ettiği konuşuluyor. At izinin it izine karıştığı konuşuluyor. Konuşuluyor, konuşuluyor, konuşuluyor…
Partisini ikinci kez baraj altında bırakmaya ramak kalmış Devlet Bahçeli, bir gazetecinin “güvenlik zafiyeti olduğunu düşünüyor musunuz” sorusuna “olmayan bir şeyin zafiyeti olmaz. Güneydoğu Anadolu'da güvenlik yok ki zafiyeti olsun” diye konuşuyor. Kılıçdaroğlu yine aynı tarzı ile sadece ama sadece konuşuyor! Nereden geldiğini anlamadığı tokat ile nevri dönen Selahattin Demirtaş fısıltı halinde içine içine konuşuyor!
Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanması konuşuluyor. Can Dündar’ın Mustafa filmi başta olmak üzere R.Tayyip Erdoğan için çektiği özel belgesel konuşuluyor. Yetmez ama evet felsefesinin mucitleri kimlerdir diye her yerde konuşuluyor!
Kırk yedi yıllık çocukluğumun tanığı Apo, az konuşup öz konuşuyor her zamanki gibi; “karanlık bir kışa giriyoruz” diyor sadece…
Kedilerim Nazlı ve Paşa hiç konuşmuyor inadına. Abdulkadir dedesinin tüm sorularını yanıtsız bırakıyor Paşa. Ve dedesi Paşa’nın bu tepkisinin adını koyuyor; “Babacan sendromu” olarak…
Aaa diyoruz birdenbire dördümüz de ekranın üzerindeki skor yazısını görünce. Sevinir gibi yapıyoruz; Eskişehirspor 3-2 kazanmış diye tebessüm saçıyoruz birbirimize. Çünkü sevinecek, bizi mutlu kılacak toplumsal hiçbir muştu yok ki artık! Biliyoruz, çok iyi biliyoruz ki karanlık bir kışa giriyoruz besbelli…
Bazen haber yolunuza çıkagelir dostlarım. Hele ki hayatı irdeleyen gözlerle baktığınızda çoğu zaman haber vardır aslında. İşte Eskişehir’de alışa geldiğimiz görüntülerden birkaçını sunuyorum sizlere…
Arzugül Sokak üzerindeki boş bir arsa üzerinde başlatılacak olan inşaatın reklam tabelası boylu boyunca ana yolun ortasına devrilmiş. Hangi anlayışla, hangi yasal dayanakla yolun kenarına kondurulmuş olduğunu bilmediğimiz devasa tabela belli ki rüzgârın etkisi ile devrilip yolu işgal etmiş. Bu haberde teselli bulduğumuz yan, tam o esnada çocuklu bir annenin, bebek arabası ile bir ebeveynin ya da yaşlı insanların oradan geçmeyişi. Ya da tam o esnada bir otomobilin oradan geçerken vahim bir kazaya kurban gitmeyişi. Bu kadarla da kalmıyor, yine aynı sokağın işlek bir bölümünde bir inşaat çalışması var. Alışageldiğimiz görüntüler burada da geçerli. İşlek yolun üçte birlik bölümü inşaat malzemeleri konularak adeta zapt edilmiş durumda. ‘Tesadüfen yaşıyoruz’ deyimini doğrular nitelikteki görüntüler umarız yetkililerin bu kez olsun gözünden kaçmaz…
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy