YAZIYORUM
KAHROLSUN KÜBA!
1 Ocak Küba devriminin yıl dönümüymüş! Bize ne kardeşim Abdulkadir? Bir de book’lu bir sosyal paylaşım sitesinden paylaşmışsın bunu. Altına da Fidel’li, Che’li koca bir fotoğrafı koymuşsun gözümüze sokar gibi. Adamlar kol kola girmişler fotoğrafta, sanki dünyayı yaratmışlar anasını satayım! Kasım kasım kasılmışlar… Neymiş altmış yılda şunları bunları yapmışlar;
“Dünyada sağlık alanında oldukça başarılı Tıp Fakültesi ağırlıklı üniversiteler açılmışlar. On binlerce spor kompleksi, Kültür Merkezi ve Enstitüler açılmışlar. ABD’de binde 12, Türkiye’de binde 80 olan çocuk ölüm oranlarını binde 6’ya kadar düşürmüşler. Okuma yazma oranını %100 e çıkarıp, dokuzuncu sınıfa kadar zorunlu eğitim getirmişler. Oy verme yaşı 16, sendikalaşma oranı yüzde 95’miş. Küba”da yaşayan herkes sağlık ve eğitim hizmetlerinden ücretsiz yararlanırmış. Her aileye, aile büyüklüğüne göre konut tahsis ediliyormuş ve sokakta yaşayan kimse yokmuş. Dünya ülkelerine binlerce doktor gönderen ve bu ülkelerden 17.000 Tıp öğrencisine ülkesinde ücretsiz eğitim veren tek ülkeymiş. İşsizlik yokmuş ve her 100-120 aileye bir doktor düşüyormuş. Bütün yöneticiler yılda bir ay tarlalarda ya da üretimde çalışıyormuş. Her ailenin gıda karnesi ve sağlıklı beslenme hakkı anayasal güvence altındaymış. Mış mış mış…
Koca adam oldun şu komonistlerin pembe yalanlarına hala inanmaya bayılıyorsun be arkadaşım. Bizim de tıpaTıp fakültelerimiz yok mu? Bizim okuryazarımız, mezar kazarımız yok mu? Bizde sarı da olsa sendikalar yok mu? Bizde de çocuk evlilikleri yok mu? Bu nereden çıktı yahu! Çocuk ölümleri diyecektim yani. Çocuk ölümleri azalmadı mı? Bizde de oy verme yaşı düşmedi mi? Olsun, “hay elim kırılsaydı da oy atmasaydım” deseler de bizde de bu iş kotarılmadı mı? Bizde sokakta ölen, donan var mı Allah için söyle! Bizi yönetenler de senede bir ay tarlada veya üretimde çalışmıyorlar mı?(Bu kısmı ben bilmiyorum, sen biliyor musun Apo gerçekten). Hani tarlada çalışmasalar da ihale, müteahhitlik, iş takibi gibi daha zor alanlarda çalışmıyorlar mı kardeşim? Vatan için, millet için gecelerini gündüzlerine katıp helak olmuyorlar mı? Bizde de her ailede karne yok mu? Hatta en az üç karne hem de. Büyük oğlanın, ortanca kızın bir de küçük oğlan olmak üzere, her eve en az üç karne girmiyor mu? Eğitim öğretim yılının sonunda da üç olmak üzere, al sana altı karne! Yakışıyor mu sana Abdulkadir ya! Elin dibi boklu Küba’sını ballandırarak anlatmak, başarılarını sıralamak sana yakışıyor mu? On bir milyonluk bir ülke ya altı üstü. Püf desek üfleriz gardaşım! Biz kimin yiğitleriyiz koçum? Vallaha sürdük mü atları Viyana kapılarına kadar gideriz(Küba’nın başkenti). Kısacası, kırk sekiz yıllık arkadaşlığımızı gözden geçireceğim bunu bilesin. Ve diyorum ki sana inat, Kahrolsun Küba anasını satayım!
OZANCA
Müstezat
Ey şûh-ı kerem-pişe dîl-i zâr senindir
Yok minnetin asla
Ey kân-ı güher anda ne kim var senindir
Pinhân u Hüveydâ
Sen kim gelesin meclise bir yer mi bulunmaz
Baş üzre yerin var
Gül goncasısın gûşe-i destâr senindir
Gel ey gül-i rana
Neylersen edip bir-iki gün bâr-ı cefâya
Sabreyle de sonra
Peymâne senin hâne senin yâr senindir
Ey dil tek ü tenhâ
Bir bûse-i cân bahşına ver nakd-i hayatı
Ger kail olursa
Senden yanadır söz yine bazar senindir
Ey âşık-ı şeydâ
Çeşmân-ı siyeh mest-i sitem kakülü pür-hâm
Ebrûları pür-çîn
Benzer ki bu dîldâr-ı cefâkâr senindir
Biçâre Nedîmâ…
Nedim