Kadınsın işte altı üstü!

Şinasi Kula yazdı

11 Kasım 2015 00:00
A
a
Evet, kadınsın işte altı üstü.

Böyle bir başlık attım diye tafra yapma şimdi.

Bana inanmıyorsan kendi hemcinslerine sor, tabii yüreğin yetiyorsa! Sor bakalım senden yana mı benden yana mı olacaklar?

Önüne gelene sor; her iki kişiden biri koşulsuz biçimde seni mi destekleyecek, beni mi destekleyecek ağzının payını al da gör…

“Kocamdır, döver de sever de” diyen sen değil misin?

Kuma adı altında evine geleni tıpış tıpış kabul eden, boynuzlanmayı kendi ellerinle legal hale sokmaya çabalayan sen değil misin?

Metresine, santimetresi ya da kilometresine yeni bir ev açıp, kimi zaman seni kimi zaman da onu idare eden mankafalıyı idare eden sen değil misin? “Erkeğin hakkıdır, hem dinimizde bile bunun yeri varmış” avuntusunun ardına sığınıp kadınlığını yerlerde süründüren sen değil misin? Paspas ettiren sen değil misin?

Anadolu kadınının yüzyıllardır kanıksadığı ve kendisine yakıştırdığı geleneksel giyinme ve hatta örtünme biçimini beğenmeyip; Arapların kültürünü baş tacı etmedin mi? Hani şu birbirini daima arkadan hançerleyen, “tekbiiiir” naraları ile birbirlerinin boğazını kesen Araplardan bahsediyorum. Keserken de “gâvur icadı” iletişim araçları ile bu kan revan görüntülerini kaydedenlerden bahsediyorum.

Sen istemedin mi onlara benzemeyi?

Sen, sana ait olan değerleri elinin tersi ile iterek yaşadığı coğrafyada adı olmayan Arap kadınları gibi olmak adına elinden geleni yapmadın mı? Araplarda kadının adı yoktur bunu öğretmemişler miydi sana?

Arap kadınlarına ad vermek yerine numara verdiklerini, ya da tipine göre sıfatlar taktıklarını hiç mi duymamıştın ömrü hayatında?

Duymadınsa duy o zaman şimdi!

                                               ***

Elif: Arap alfabesinin birinci harfi, aynı zamanda Arap rakamlarında bir rakamını ifade eder…

Saniye: Sani Arapça iki demektir doğan ikinci kıza Saniye adı verilir

Tılte(Üç):Bu isim Anadolu’da pek görülmez ama Harran’da Araplarda çok bulunur…

Raba(Dört):Rabia dördüncü demektir...

Hamse(Beş): Harran yöresinde kullanılır.

Sitte(Altı): Harran’da yaygın bir isim.

Sabe(Yedi): Bu kelime çok değişiklik geçirmiş Sabiha olmuştur.

Eve ilk gelen kıza evin iaşe işlerini çekip çevirecek gözüyle bakıldığı için Ayşe adı konulur.

Hadice: Arapçada erken doğmuş prematüre kız anlamına gelir...

Fatma: Arapçada süt yanığı, süt kesiği anlamına gelir…

Koyu renkli doğan kızlara esmer anlamına gelen Semra, biraz açık renkli ise aydınlık açık anlamına gelen Zehra adı verilir… İyice beyaz ise Beyza adı verilir…

Sayın Nizam Savaş diyor ki yazısında;

Anadolu’da kadın numaralandırılmaz ve sıfatla çağırılmaz.

Türklerde kadın bir kişiliktir, bir kimliğe sahiptir…

Hanım ağadır, hanım efendidir, kraliçedir…

                                           ***

Kızma bana bunları söyleyerek sana ayna tuttuğum için.

Ya da kızarsan kız neyi değiştirirsin ki!

Kaderini kabullenmiş, erkeğin elinin kiri olduğunu kanıksamışsın. Nazım’ın şiirindeki gibi “soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen” gerçeğini içselleştirmişsin kardeşim…

Cumhuriyeti kurmuş bir önder 92 yıl önce.

Ve sana dünyada istisna geçerliliği olan bir hak vermiş. Seçme ve seçilme hakkını, erkekle aynı hakları eşitliği vermiş. Ve sen ülkemin kadını, evet sen! Tüm bu özgürlüklerini, haklarını altın bir tepsiye koyup, ellerinle erkek egemen bir dünyaya sen teslim etmişsin sen! Bana bol gelir bu özgürlükler bu haklar diyerek “adsız” yaşamayı sen kabullenmişsin…

Adın yok senin, bu yüzden tadın da yok işte anlasana.

Hep mutsuzsun, itilmiş kakılmışsın “Sürahi Nine” misali…

Ve en büyük düşmanını da hemcinsin olarak seçmiyor musun hala? Allah bildiği gibi yapsın seni ne diyeyim!

Pembe dizilerle güne başlayıp, izdivaç programları ile günü yarılayıp, hırtlar vadisi ile günü kapatan sen değil misin?

Kız çocuğunu okuldan alıp okumasına gerek görmeyen ve kendi kaderini onun da paylaşmasına çaba sarf eden sen değil misin?

Dört duvar arasında yaşaman için her türlü çabayı sarf edenlere kendi ellerinle hürriyetini boğdurtan sen değil misin?

Aldatılmışlığını kabullenen, “olsun onu da idare et bizi de” yazgısını kabullenen onurunu yerle bir eden sen değil misin? Haberleri izlerken yol ortasında katledilen hemcinslerini yargısız infaz ederek, “kim bilir kuyruğunu nasıl salladın da bunu hak etti” diyebilecek kadar vicdanını aklını edebini yitirmiş zavallı sen değil misin?

Kızma bana bunları söyleyerek sana ayna tuttuğum için.

Ben de bir anadan, senin gibi bir kadından doğdum. Ama benim anam senin gösterdiğin basiretsizliği kaderciliği asla kabullenmedi bil bunu! Benim de bir yârim var hayatı paylaştığım ve ardından asla hançerlemediğim. Benden ayrılmayı düşündüğü an ya benim olursun ya da toprağın diye ucuz erkeklik gösterisinde bulunmayacağım ve asla kıyamayacağım bir yârim var. Ama çok şükür ki Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin kendisine sunduğu özgürlüklere nankörlük daha doğrusu körlük etmeyecek kadar kadın bu saydıklarım. Onun için bana kızma yazdıklarımdan ötürü. Çünkü Kadınsın işte altı üstü!

 

OZANCA

 

Ve kadınlar, bizim kadınlarımız:

Korkunç ve mübarek elleri

İnce küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

Anamız, avradımız, yârimiz

Ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

Ve soframızdaki yeri

Öküzümüzden sonra gelen

Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız

Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

Ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

Işıltısında yere saplı bıçakların

Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

Kadınlar, bizim kadınlarımız…

Şimdi ayın altında

Kağnıların ve hartuçların peşinde

Harman yerine kehribar başlı sap çeker gibi

Aynı yürek ferahlığı,

Aynı yorgun alışkanlık içindeydiler

Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde

İnce boyunlu çocuklar uyuyordu

Ve ayın altında kağnılar yürüyordu

Akşehir üzerinden Afyon’a doğru… Nazım Hikmet RAN

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi