YAZIYORUM
İntihar haberleri manşetten verilmeli mi?
Daha yaşları 14, henüz hayatın ilk merdivenlerinde yorgun düşen ya da umutlarını yitiren iki kız çocuğu! İkisi de ortaokul öğrencisi ve yakın arkadaşlarmış anladığımız kadarı ile. Sosyal paylaşım sitelerinden umutsuz ruh hallerini yansıtan açıklamalar yaparak ilk ölüm işaretlerini vermişler oysaki! “Ölüm beni çağırıyor” gibi, “ölümüme sevinecekler var” gibi yakın çevrelerine son sitemlerini yollamışlar. DSİ’ ye ait sulama kanalına herkesin gözü önünde bırakıvermişler genç bedenlerini. Evet, gündüzün tam ortası ve yakın çevrede evlerin olduğu bir tabloda ölüme yolculuğa çıkmışlar resmen. Onları gören herkes mi kör? Onların son andaki çığlıklarını duyan herkes mi sağır? Onları görüp de peşlerinden kendini soğuk sulara atıp kurtarmayı düşünen bir yiğit yürek kalmamış mı? Öncelikle yazıklar olsun bu modelin tüm insan görünümlü versiyonlarına…
Gazetecisiniz ve bu haberi bir biçimde gazetenizden vermek zorundasınız. Manşeti belirlemek üzere toplanıyorsunuz masa etrafında akşamın bir vakti. Yılların gazetecisi de(Bülent Özyazıcı), genç yönetici, televizyoncu da(Soner Yüksel) intihar haberlerini vermeyelim, bu ahlak ölçümüz olsun diyorlar. Teşvik etmesin, özendirici olmasın gençleri diyorlar. Önce ikisinin de vicdanlı düşüncelerini destekliyorsunuz ama bir de işin habercilik gerçeği ile karşı karşıya kalıveriyorsunuz. Biliyorsunuz ki sizin dışınızda birçok gazete verecek bu haberi. Biliyorsunuz ki hem de hiç sizin gibi ince düşünmeden, koca puntalarla İNTİHAR sözcüğünü kullanarak yazacaklar. Kıyaslama yapan gazete okurları da sizin bu haberi atladığınızı düşünerek, uyuduğunuz kanısına varacak. “İki kız öğrenci sulama kanalına düştü” gibilerden sıradan bir başlıkla veriyorsunuz haberi sonunda. Ertesi sabah gazetelere baktığınızda tahminlerinizde hiç de yanılmadığınızı görüyorsunuz. “İntihar” sözcüğünü kullanmaktan hiç çekinmeksizin, manşetten verenler oluyor bu haberi üstelik de…
Siz hiç intihar ettiniz mi?
Şair ve doktor arkadaşım Coşkun Şimşekli, İzmir’de görev yapmaktadır. Şu lafını asla unutmam olası değildir. Derdi ki; “Anlamak, sonradan yaşamaktır. Seni anlıyorum diyenler sadece sizi kandırırlar. Çünkü anlamaları için sizin yaşadığınızı yaşamaları gerekir…” Ruhumda fırtınalar eserken bana gelip de “seni anlıyorum” edebiyatı yapanlar bana öylesine sığ ve yapmacık gelir ki inanın. Bu gerçekten yola çıkarak siz saygın okurlarımıza soruyorum şimdi; “siz o gençlerin ruh halini anlayabilir misiniz?” Anlayabilmeniz için onların geldiği son noktaya gelmeniz gerekir. Yani siz hiç intihar ettiniz mi sorusunu sormak gerekir. Öyleyse sorayım; “siz hiç intihar ettiniz mi, ya da düşündünüz mü?” Bana dinde günah vs gibi sığ açıklamalar yapmaya kalkanınız olacaksa ciddiye almam. Çünkü 14 yaşında bir çocuk bunların muhakemesini yapamayacak kadar kendi dünyasının bataklığındadır beyler bayanlar. Ha, bana “sen anlıyor musun peki” diyenleri duyar gibiyim. Evet, ruhunun derinliklerine dek anlıyorum o evlatlarımı, çünkü on altılı yaşlarda ben de hayattan umutlarımı yitirip bu denemede bulunmuştum. Onun için bu evlatların ruh hallerini hissedebiliyorum. Yaşam anlamını yitirmişse hiçbir telkin, hiçbir uyarı hayata veda gerçeğini değiştirmez. Esas olan nedir biliyor musunuz? O çocuklara hayatın anlamını, o çaresiz anlarında geri yükleyebilmektir. Peki, anne babalarının hiç mi haberi olmadı çocukların bu karamsarlıklarından. Sosyal paylaşım sitesinde “ölüm” fısıltısı yaptıklarını okumadı mı ebeveynleri? Kardeşleri, ablaları ya da yakın akrabaları hiç mi pay çıkarmadı yazılanlardan? Ya yakın arkadaşları, ya öğretmenleri, okul idarecileri, danışman öğretmenleri… İki kız çocuğumuzdan birisi avuçlarımız içinde eriyen kar tanesi gibi göz göre göre eridi gitti. Öküzün trene baktığı gibi baktık hepimiz sadece. O zaman son sorumu sorayım; sizin hiç çocuğunuz intihar etti mi? Edebilir mi? Ne, yüksek dağları siz mi yarattınız? Efem?
DIŞARDAN GAZEL
Cumhuriyeti kim kurdu?
Van’ın Çobanoğlu İlköğretim Okulu’nda 2. sınıf öğrencilerine sorulan sorulardan biri bu sadece. Şaka değil, “Cumhuriyeti kim kurmuştur” sorusu sorulurken, cevaplar kısmında Mustafa Kemal Atatürk, Fatih Sultan Mehmet ve Recep Tayyip Erdoğan yer alıyor. 12. soruda ise ilk Cumhurbaşkanımız kimdir sorusu soruluyor. Cevaplar kısmında yer alan kişiler ise bu sefer daha da şaşırtıcı; Mustafa Kemal Atatürk, İbrahim Tatlıses, Süleyman Demirel… Böyle bir eğitim sisteminde intihara meyilli çocuklarımız kimin neyinde olabilir ki! Şu an düşündüklerimi aleni yazsam, kaşarların bile yüzü kızarır da benim de son yazım olurdu tabii…
OZANCA
Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için,
Gelmesin reddeylerim billahi öz kardeşimi
Gözlerim ebna-yi âdemden ol rütbe yıldı kim,
İstemem tek Fatiha, tek çalmasınlar taşımı…
Şair EŞREF