YAZIYORUM
İKİYÜZLÜ GAZETECİLER!
Bu türlere “maskeli gazeteci” de demek yerinde bir tanımlama olur. Sadece Eskişehir’e münhasır değildir bu özel türler. Toplumsal ikiyüzlülük, toplumsal bir yaşam biçimine dönüştüğünden, kültürümüzün bir parçası kabul edildiğinden ülkemin yedi coğrafi bölgesinde de at koştururlar ne yazık ki! Bazen düşünürüm, bu tür sözde gazetecilerin gizli homoseksüellerden ne farkı vardır diyerek? Homoseksüellik çoğunlukla bu toplumun ayıbı kabul edildiğinden, gizli saklı biçimde yaşanır. Ama ne gazetecilikte durum böyle değildir. Kendi isminin dışında bir başka isimle habercilik veya köşe yazarlığı yapanlar aynı ayıp kapsamında değerlendirilmezler. Hatta başka adlarla köşe yazanlar genellikle “cingöz” veya “işini bilenler” kategorisinden kabul edilir. Sosyal paylaşım sitelerinde de denk gelirsiniz dikkatle izlerseniz. Bir erkek, kadın adı ve fotoğrafı ile profil açma gereği duymuştur. Bu sayfasında bir kadın edası ile paylaşımlarda bulunup amacına ulaşmak çabasındadır. Bu amaçları birden fazla da olabilir. Bu sahte kimlikle ya cinsel sapkınlığının tatmini peşindedir. Ya da muhbirlik-ajanlık görevini daha kolay yürüttüğü için tercih etmiştir. Nedeni ne olursa olsun bir erkeğin kadın kimliği ve fotoğrafı ile kendini gizlemesi de aynı alçaklığa girer kanımca.
Peki, neden gereksinim duyar bir gazeteci kendi kimliğinin dışında başka bir isimle yazıp çizmekten? Faşist baskıların ayyuka çıktığı dönemlerde dünyanın her yerinde yurtsever gazeteciler mimlenirler malum. Asılır, kesilir, bombalanır, yakılır, kodeslerde çürümeye terk edilirler. Böylesi dönemlerde yasaklı gazetecilerin başka isimlerle yazdıkları da bilinir. Buna da sadece saygı duyulur, o gazeteciye sevgi duyulur. Çünkü başka hiçbir şans tanınmadığı için böyle yazmak durumundadır. İyi de hacım! Ulusal hiçbir kaygısı olmayan, ulusal değerleri bir gün olsun yazılarında konu etmeyen, bağımsızlık ve vatan gibi yüce kavramlarla işi olmayan kıytırıklar neden başka bir isimle yazmak gereği duyarlar ki? Tek bir yanıtı vardır bu sorunun; tabii ki bu sorunun yanıtını en iyi bilenler de onlardır! Not; bu tür kişiler aslında kafalarını kuma soksalar da, popolarının açıkta olduğunu en son anlayanlardır…
DIŞARDAN GAZEL
GÜRSEL TEKİN’E ŞUNU SORDUM!
CHP Genel Başkan yardımsısı Gürsel Tekin Eskişehir ziyaretleri kapsamında Anadolu Gazetesi ve ES TV’yi de ziyaret etti. Ekstra Gündem programına katıldıktan sonra CHP heyeti ile birlikte havuz kenarında minik bir de söyleşi yaptı bizlerle. Fırsatını bulunca hemen sorumu sordum. “Gürsel Bey, CHP’nin bir umut partisi olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Yanıtınız evet ise, biat geleneğinin koşulsuz destekçilerini nasıl uyandıracaksınız. Yani her iki kişiden birisini Bağımsızlık, Cumhuriyet, Bölünmezlik, Vatan paydasında nasıl birleştireceksiniz” dedim. Gürsel Tekin, geçmişte yapılan hataların özeleştirisini yaparak başladı konuşmasına. Biz parti olarak sağlık politikamızı, projelerimizi bile anlatamadık halkımıza. Örneğin aile sigortası gibi mükemmel bir projemizi kendi içimizde bile tam anlamı ile kavrayamamış partili arkadaşlarımız var(il ve ilçe yönetimindekileri kastederek). Eğer partimizin her kademesindeki arkadaşlarımız(üyesine kadar)halkımıza kendimizi anlatacak kadar yeterli biçimde bilgilendirilip donatılırsa gerisi kolay biçiminde bir açıklama yaptı.
Yani kısaca sorun halk bizi anlamıyor şeklinde değil…
OZANCA
Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım
Bazen gözyaşı oldu bazen içli bir şarkı
Her anını eksiksiz dün gibi hatırlarım
Dudaklarımda tuzu içimde durur aşkı.
Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler
Hani o güzel gözlü ceylanların pınarı
Hani kuşlar ağaçlar bin bir renkli çiçekler
Nasıl yakalamıştık saçlarından baharı.
Ben hâlâ o günleri anarsam yaşıyorum
Sanki mutluluğumuz geri gelecek gibi
Hâlâ güzelliğini kalbimde taşıyorum
Dalından koparılmış beyaz bir çiçek gibi…
Eskişehirli sanatçı ağabeyim Nihat AŞAR’ı rahmetle anarak…