Cuma günü akşamı Adalar’da Porsuk Çayının üzerine kurulan platforma çıkan Eskişehirspor’un kadrosunu tek tek inceledim…
Alınan futbolculara baktığımda, Erkan Zengin, Semih Şentürk, Hürriyet, Kayacan, Akaminko, Hakan Çinemre, Ramazan Övüç, Bruno, Bilal Aziz hepsi de süper ligde top oynamış isimler…
Birde 2015-2016 futbol sezonunda Bay Mesut Hoşcan’ın transfer ettiği futbolcular kimlerdi diye hafızamın disketini geri sardım…
Mukayese ettim…
Bay Hoşcan’ın transfer ettiği futbolcular, 2-3’ü hariç ikinci ve üçüncü ligde mücadele edecek güce sahip futbolculardı…
“Ucuz etin yahnisi yenmez, tatsız tuzsuz olur” diye uyarmamıza rağmen adı sanı bilinmeyen veya birilerinin tavsiyesi üzerine izlenmeden futbolcular aldı…
Bir sezonda 26 futbolcu transfer edildi…
26 futbolcudan 2-3’ü ancak bal yapabildi…
Cuma günü tek tek incelediğim diğer transferler ise hepsi de bir birinden daha yetenekli, hangisi takıma koysanız bir birlerini aratmayacak isimler…
Kim bunlar:
Chico Ofoedu (Samsun), Uğur İnceman (Roda JC), Felix Michel (Syrianska), Aykut Akgün (Gaziantep B.B), Uğur Akdemir (Adana Demirspor), Alican Candemir (Ayvalıkspor).
Cuma günü akşam son anda patlatılan bomba Fenerbahçeli Hakan Çinemre…
“Halil Ünal’dan bu takımı daha iyi yöneteceğim” diyerek başkanlık koltuğuna oturan Bay Hoşcan, bu sezon alınan bu futbolcuların veya bu futbolcuların kapasitesine sahip 5-6 transfer yapabilseydi siyah-kırmızılı takım süper ligde kalırdı…
Ne demişler: “At (iş bilenin) binenin, kılıç kuşananın”..
Anlamı: Kim ki bir işi beceriyor, bir şeyi kullanıyor, başkasının yararlanmadığı, yararlanmasını bilmediği bir şeyi elinde tutuyor ve ondan yararlanıyorsa, o şey, mal sahibinden çok onun sayılır.
Cuma günkü yeni Eskişehirspor’a bakan taraftarlar ve Eskişehirspor aşıkları,”Keşke Bay Hoşcan, geçen sezonun ortasında yapılan olağanüstü genel kurulda aday olmasaydı” diye yakındılar…
Bay Hoşcan’ın “Başkanlığı Halil Ünal’a kaptırmayacağım” inadı hem kendisine hem de Eskişehirspor’a çok pahalıya patladı…
Bay Hoşcan önce; “kesinlikle aday değilim” dedi…
Daha sonra 180 derece fikir değiştirerek veya değiştirmek zorunda kalarak “adayım” dedi…
Bay Hoşcan,”bu yarışta varım” demesi üzerine Halil Ünal,”buyur o zaman. Takımı düşür, ben geleyim tekrar süper lige çıkarayım” dercesine yarıştan çekildi…
Yapılan transferlerle Eskişehirspor’un ligde tutunup, tutunamayacağını Siyah-Kırmızılı takımın alt yapısında geleceğin futbolcusu olmak için çalışan 11-12 yaşındaki çocuklara sormuş olsalardı, onlar bile “tutunamaz” diyeceklerdi…
Olan oldu…
Geriye bakıp “ah-vah” diye yakınmak Es-Es’i tekrar süper lige götürmez…
Tekrar süper ligi hedefliyorsan, güçlü transfer, isim yapmış, hem sahada hem de tribüne oynayacak futbolcu transfer edeceksiniz…
İşte efsane başkan Halil Ünal ile yönetim kurulu arkadaşları bunu becerdiler, başardılar…
Demek ki kulüp başkanlığı yapmak ile kendi şirketini yönetmek ab ayrı bir yetenek…
İşte o yetenek Halil Ünal’da var…
Var olduğunu yaptığı transferlerle gösterdi…
Mayıs ayındaki Eskişehirspor ile Cuma günü ilk defa tam kadro ile taraftarların karşısına çıkan Eskişehirspor’a baktığımızda, aradaki fark açık seçik görülüyor…
Mayıs ayındaki Eskişehirspor “ucuz etin yahnisi” idi…
Yarın TFF 1’nci liginde Balıkesir deplasmanında ilk maçını oynayacak olan Eskişehirspor ise,”süper takım”…
Mayıs ayındaki takım ile Halil Ünal’ın kurduğu takım çok çok farklı…
Üç-dört gömlek üstün dersek yalan olmaz…
Yarın deplasmanda Balıkesir Spor ile karşılaşacak olan Eskişehirsporlu futbolcu ve teknik adamlara başarılar diliyorum…
Liglerdeki ilk maçlar çok tehlikelidir…
Alpay Hocam dikkat edin…
Aman bir kaza kurşunu kurban olmayalım…
*-*******
Hala havai fişekler patlıyor!
Eskişehir Valiliği, mülki amirliklerden izin alınmadan şenlik ve işaret fişeklerinin (Havai Fişekler) kullanılmasının yasaklandığını duyurmuştu…
Vali Azmi Çiçek’in bu duyurusunu okuyunca,”Nihayet gürültü kirliğinden kurtulacağız” diye sevinmiştim…
Sonuçta izin alınması gerekiyor…
İlgili makamında herkese havai fişek kullanma iznini vermeyeceğini düşünüyordum…
Ama her ne kadar “izin alınması gerekiyor” denilse de, ben sayın valinin açıklaması öncesiyle “izne tabi” açıklamasından sonra herhangi bir değişiklik olduğunu görmedim…
Valimiz Azmi Çelik’in yaptığı,“Havai fişek atımı izne tabi” açıklamasından sonra da hala isteyenin istediği gibi “havai fişek” attığını sanıyorum…
Çünkü oturduğum mıntıkada hemen hemen her akşam “havai fişek” sesi kulağımı, hatta beynimi tırmalamaya devam ediyor…
Hem de saat: 22.00 ile 23.00 arasında.
Hasta olanlar var…
Yeni doğmuş bebekler var…
Veya yorgun argın işten gelmiş istirahat edenler var. Sabah erken kalkıp mesaiye yetişecek…
Atılan havai fişeklerin çıkardığı gürültü özellikle bebeklerin uykularından korkarak uyanmalarına, işe gitmek için erken saatte uyuyan insanların da gürültü uykularını bölüyor…
Sadece o gürültüden insanlar mı rahatsız oluyor?
Elbette ki hayır…
Ağaçlarda uykuya dalmış kuşlar, sokak köpek ve kedileri…
Evlerde beslenen evcil hayvanlarda peş peşe patlatılan ve büyük gürültü çıkaran havai fişeklerden rahatsız oluyorlar…
Geçmişte sadece özel günlerde atılırdı havai fişekler…
Milli duygularımızın kabardığı milli bayramları kutladığımız günün akşamında fener alayı düzenlenir, bu sırada itfaiyeden eğitimli bir itfaiye eri hava fişekleri atardı…
O günde gürültüden rahatsızlık duyanlar vardı…
Ancak, günün manası ve önemi gereği sesini çıkarmıyorlardı…
Ama günümüzde artık bir mahallede 10 sokak düğünü yapılıyorsa…
10’unda da havai fişek atılıyor…
Ben Sayın Valimiz Azmi Çelik’e âcizane şunu öneriyorum:
İllaki havai fişek kullanılacaksa…
Açık düğün salonlarında kullanılmalı…
Sokak aralarındaki düğünlerde kullanıma izin verilmemeli…
Böylelikle gürültü kirliliğinin önüne geçilmiş olunur…
*-******
FIKRA:
Söz vermiş
Yoksul bir ihtiyar yakındaki hamama gider, yıkanıp çıkar, parası olmadığı için de yıkanırken bir eşyasının çalınmış olduğunu söylermiş. Bu yüzden hamamcıyla çekişir, para vermeden çıkar gidermiş. Bir gün hamamcı:
–" Baba, demiş, istediğin zaman gel yıkan. Para da verme. Ama bir şeyinin çalındığını söyleme. Müşteriler bu sözüne inanabilirler."
İhtiyar adam eyvallah deyip gitmiş, zaman zaman gelip yıkanmaya devam etmiş. Bir gün hamamcı, ihtiyarın bohçasında bir tek donunu bıraktırmış, onun dışındaki çamaşırlarını saklatmış. İhtiyar adam hamamdan çıkınca donunu giymiş, sonra hamamcının karşısına geçip durmuş.
– "Söz verdim. Bir şeyim çalındı demeyeceğim. Ama sen de insaf et. Ben hamama bu kılıkta mı geldim?
Günün Sözü : İlmi sevmeyende hayır yoktur. Böyle kimselerle dostluk ve bağlılığını kes. Çünkü ilim kalplerin hayatı, gözlerin aydınlığıdır. İmam Şafii
Dedem diyor ki : Anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan biri olmak istemiyorsan, ‘nasıl olsa paspasın altındadır’ rahatlığı vermeyeceksin kimseye.