Adam çocuğunu Galata Kulesi’ne çıkarmış anlatmaya başlamış:
“Bak oğlum şurası Galata Kulesi. Burası Beyazıt Kulesi. Bu gördüğün Süleymaniye Camisi. Bu Hilton. Bu Etap. Bu Çamlıca TV kulesi. Boyları şu kadar. Yüksekliği bu kadar.”
Çocuk sormuş:
“Peki baba hükümetin boyu ne kadar?”
Adam lahavle çekip :
“Oğlum hükümetin boyu olmaz” deyince bu konuşmaları dinleyen biri lafa karışıp:
“Hükümetin boyu bir metre elli beş santim” deyince baba kızıp çıkışmış:
“Çocuğa yalan söyleme. Hükümetin boyu olur mu?”
Adam gülümseyerek:
“Olur olur “demiş:
“Benim boyum bir yetmiş.”
Ardından da boğazını gösterip açıklamış:
“Düş on beş santimi. Kalan hükümetin boyudur”
--//--
Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne geçtiğimiz günlerde CHP Eskişehir Milletvekili Adayı Utku Çakırözer’i konuk etmiştik. Önceki günde Prof. Dr. Gaye Usluer konuk oldu.
Utku Çakırözer içimizden biriydi...
Basının sorunlarını konuştuk kendisiyle.
İkinci konuğumuz ise,
“Prof. Dr Gaye Usluer oldu”
Usluer bir bilim kadını.
Yaklaşık 12 yıl önce Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak, kendisine ‘Yılın Çalışan Bilim Kadını Ödülünü’ vermiştik.
Yani ikisi de içimizden biri.
Politikayı sordum Gaye hanıma:
“Nasıl umduğunuz gibi buldunuz mu?”
“Buldum” dedi gülerek,
“Sanırım TBMM’de daha da çok göreceğim”
Ardından da ekledi:
“İnsanlara hizmet etmek gerçekten çok güzel bir duygu. Şimdiden bu duyguyu yaşamaya başladım”
--//--
Prof.Dr. Gaye Usluer ile:
“Oy hesabını konuşmadık.”
Ama AKP’de sessiz ve derinden bir çalışma ortamı var.
Üçüncü milletvekilliği için deniyor ki:
“Bu konuyu tartışmak bile yanlış olur”
“Neden dediğim de” şu hesap yapılıyor:
“Geçen seçimde 222 bin oy almıştık. CHP bunun ardına 179 bin oyla nasıl yetecek?”
Evet. Hesap böyle olmaya böylede, CHP’nin üçüncü sıra adayı Cemal Okan Yüksel diyor ki:
“Bu oyunu üniversitelerden gelecek oylarımızla bozacağız. Danışmanlarım dört koldan çalışıyor.”
Evet, seçime yaklaşık bir ay kala:
“Tek milletvekili hesabı böyle.”
Bakalım hangi partinin hesabı tutacak?
AKP’nin mi, yoksa CHP’nin mi?
AKP’nin İl Başkanı Dündar Ünlü:
“Biz her zaman güçlüyüz” diyor.
Bakalım tutacak mı?
Günlerin getirdiği.
--Mutluluklar diliyorummmmmmmmmm
Geçtiğimiz hafta başında planlarımı yapmış, “Eşime Cumartesi günü bir yere söz verme. Çok sevdiğim iki arkadaşımın düğünleri var. Mutlaka gideceğiz” diye sıkı sıkıya tembih etmiştim. Ama olmadı. Gazeteci arkadaşlarım Engin Kale ile Seda Uçar’ın evlenme törenlerine katılamadım. Aksilikler hep böyle günleri bulur ya. Kardeşimin oğlunun rahatsızlığı da bugüne denk geldi. Telefon edip ‘acele gel’ dedikleri için Emirdağ’a gitme durumunda kaldım. Resimde gördüm. Engin’e damatlığı ve Seda’ya gelinliği çok güzel yakışmış. Mutluluklar diliyorum kendilerine..
- --Yunus’u anmak güzelde—
- “Büyük Park yapılalı 10 yıl oldu. Yunus Emre’yi anmak için teklif ettim. Ama kabul etmediler. Ama bu yıl Ömer Faruk beyin yardımlarıyla Yunus Emre anması bu parkta yapıldı. Bundan sonra da bu park Yunus’un sürekli anıldığı bir yer haline gelsin. Yunus Emre’nin anıldığı bir mekan durumuna gelsin.”
- Bu sözler Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’e ait. Üstelik yerinde ve kamuoyunca benimsenen bir havası var. Öyleyse Yunus bundan sonra neden Büyük Park’ta anılmasın değil mi? Büyük Park, Yunus’a, Yunus’ta bu parka yakışıyor çünkü. Yunus severler doğum yerine gidemiyorlar. Ama Eskişehir merkezinde ki özenle yapılmış bu parka günün her saatinde insanlar gidebiliyorlar. Öyleyse Vali Yardımcısı Ömer Faruk Günay’ın başlattığı bu hava, Yılmaz Büyükerşen’in de desteği ile gelişip tarihteki yerine oturmalı artık.
- Usta Yazar Necmettin Koç’un dediği gibi “Mevlana Şehri Konya gibi,Yunus Kenti Eskişehir’de anılmalı. ”