Yukarıdaki sözler Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’e ait. 30 Mart 2014 yerel seçimlerinin üzerinden daha 5 gün geçmişti. Üst üste dördüncü defa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti. Hem de göbeğini kaşıya kaşıya.
Ne bir TV kanalına çıkıp konuştu ne de özel röportajlar verdi. İlçelere birer bilemedin iki kez gitti. Bazı ilçelerin de yakın köylerini gezdi. Şehir de kendisini davet eden sivil toplum kuruluşlarını ziyaret etti.
İyi ki ilçelere bağlı geçmişte köy olan bugün mahalle hüviyetine kavuşan tüm mahalleleri gezmemiş. Gezmiş olsaydı, daha doğrusu kırsaldaki seçmeninde kendisine oy vereceğine inanmış olsaydı tüm köyleri daha doğrusu ilçelere bağlı köyleri de gezerdi.
İşte o zaman Büyükşehir Belediyesinde bugün AK Parti’nin lehinde olan meclis çoğunluğu da CHP’nin olurdu. Bence AK Partililer, tüm mahalleleri gezmediği için Yılmaz Büyükerşen’e teşekkür etmelidirler.
SEÇİMDEN 4 GÜN SONRA
MAKAMINDA KONUŞMUŞTUK
30 Mart yerel seçimlerinin üzerinden henüz daha 5 gün geçmişti. Kendisini makamında ES TV’den kameraman arkadaşım Coşkun Indır ile ziyaret etmiştik. 35 dakika sohbet ettik. O sohbet sırasında Yılmaz Büyükerşen’e sormuştum.
‘Hocam önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi var. İlk kez cumhurbaşkanı halkın oyları ile seçilecek. Seçimden önce sizin de sıkça adınız cumhurbaşkanlığı için geçti. Birileri o makama sizi de yakıştırıyor. Eğer son anda bir sürpriz olmaz ise AK Parti milletvekilleri AK Parti Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da aday gösterecekler. Siz de “adayım” derseniz başbakan ile
‘Türkiye’de ne zaman önemli bir yere birisi seçilecekse hep benim ismim gündeme gelir. Bu tür yerlerde beni görmek isteyenlere teşekkür ediyorum. Ben Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Yapacağımız işlere bakmak zorundayım’ demişti.
GERİ DÖNECEĞİNİ SANMIYORUM
Yılmaz Büyükerşen ismi sadece Eskişehir’de değil Türkiye’de hatta Avrupa’nın birçok ülkesinde önemli bir marka. Hangi ülkeye gitse kendisini tanımayan yok. Bazı Avrupa ülkelerinde bakan gibi karşılandığını biliyorum. Bir karizması var.
Bu karizmayı Cumhurbaşkanlığına aday olup, kazanamazsa çizdirmez Yılmaz Hoca. Bugünkü Türkiye’de seçmen profili belli. Daha iki ay önce yapılan seçimler sonunda çıkan tabloya bakıldığında Yılmaz Hoca’nın Cumhurbaşkanı seçilme ihtimalini de ben şahsen zayıf görüyorum.
Bunu Yılmaz Hoca’da mutlaka görüyor. Bu tabloya bakarak aday olmaz. Her ne kadar eğer Cumhurbaşkanı seçilemez ise Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine dönme imkanı da olsa Yılmaz Büyükerşen’in adaylık tekliflerine ‘evet’ diyeceğini sanmıyorum.
Diyelim aday oldu. Cumhurbaşkanlığı için Recep Tayyip Erdoğan ile yarıştı ve yarışı kaybetti. Büyükşehir Belediye Başkanlığına dönme imkanı olsa da ben kalktığı koltuğa iki-üç aylık aradan sonra yeniden geri döneceğine ihtimal vermiyorum.
TÜNELİN SONUNDA
IŞIK GÖRÜNMÜYOR
Nedeni ise gerek AK Partili Milletvekilleri, AK Parti’nin Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri her seferinde bunu ısıtıp ısıtıp gündeme getireceklerdir. Bu da Yılmaz Hoca’nın sinir katsayısını artırır, bozar ve 4 yıllık süreç zor geçer.
Birileri bilerek veya bilmeyerek Yılmaz Büyükerşen’i sonunda ışık olup olmadığı, çıkışı var mı yok mu belli olmayan tünele sokmaya çalışıyor.
Tekrar ediyorum.
Yılmaz Büyükerşen gibi marka olmuş bir ismin, hele hele bir de daha yenilerde yapılan seçimlerde dördüncü kez Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş iken, seçilme garantisinin olmadığı seçime bu koltuğunu bırakıp da aday olmayacağını düşünüyorum.
DERS ALMAMIŞIZ!
Geçtiğimiz Cumartesi günü Ege Denizi Gökçeada açıklarında, saat 12.26’da şiddetli bir deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi, 6,5 büyüklüğündeki depremin merkez üssünün Gökçeada’nın batısı olduğunu açıkladı. Bolu’dan Edirne’ye, İstanbul’dan İzmir’e, Çanakkale’den Eskişehir’e kadar geniş bir alanda hissedilen deprem halkı sokağa döktü. Sarsıntı sırasında pek çok kentte camlardan atlayanlar oldu.
17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinden ulus olarak gereken dersi aldığımızı, depremle yaşamayı öğrendiğimizi sanıyordum. Ama maalesef yanılmışım. Cumartesi günkü depremde insanlar korkudan camlardan ve balkonlardan kendilerini attılar. Veya sarsıntı anında evinin ve işyerinin en güvenilir bölümüne geçip sarsıntının geçmesini beklemek yerine yüksek katlardan inerek çıkış kapılarına doğru kaçmaya çalıştıklarını gördük.
Bina sağlam değilse, kaçarken o binanın enkazının altından sağ çıkacaklarını mı sandılar bilemiyorum. Uzmanlar sarsıntı anında bulunduğunuz yeri terk etmeyin diye uyarsalar da, bu uyarılara kulak veren yok.
Bu kafayla mı depremle yaşamayı öğreneceğiz? Zor dostum zor. Depremle yaşamayı öğrenmek zor! Geçmişte yaşananlardan hiç ders almamış olduğumuzu gördüm.
*-*******
NOT: Değerli dostlar. Dün doğum günümdü. Bu yıl doğum günümün anlamı biraz daha fazlaydı. Çünkü Miraç Kandili’ne denk gelmişti. Bu vesile ile hem doğum günümü hem de kandilimi kutlayan tüm dostlara teşekkür ediyorum. Sizlerle daha nice sağlıklı ve mutlu yıllarda birlikte olmak dileğiyle. Sevgi ve saygılar. S.S.
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Sağduyu her şeyden önemli
Ahmet D. Canoruç
Okul arazileri de mi satışa çıkartılacak?
Kerem Akyıl
Ahmet Ataç’ın Eskişehir’de yarattığı güç!
Tarkan Demir
Halk geçim derdinde siyasiler şov peşinde...
Kaan Özcan
Tepebaşı Belediyesi’nin iş birliği Eskişehirlileri ulaşımda rahat…
Funda Morgül
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy