YAZIYORUM
HGS FİYASKOSU!
Hayati Baltacıoğlu, Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan arkadaşımdır. Benim gibi “bay hüzün” takılmak yerine hayatın tadını çıkarmayı yeğleyen yapısı gereği genellikle neşelidir. Mini bir hayvanat bahçesi oluşturmuşlar ve bir de minik şempanze hediye edilmiş kendilerine. “Gel dedi görmek istersen, adını da sen koy”… Telefondan daha görmeden zıpladım “adı Şinasi olsun” diyerek. O davudi kahkahasını atarak “tamam” dedi. Birkaç gün sonra görmeye gittim bu sevimli “bücürü”. Hayati hemen şikâyete başladı küçük şempanze ile ilgili olarak; “ Yahu ne zaman ziyaretçileri görse hemen pipisini çıkarıveriyor kerata!” Hayati dokunma garibana dedim. Büyük Şinasi elli yedi yıllık yaşantısı boyunca vatan, millet, Sakarya misali hep başkaları için yaşadı. Bırak küçük Şinasi bari özgürlüğünün tadını çıkarsın, kamasın…
Hayati’nin de şu sıralar benim gibi kurşun döktürmeye acil ihtiyacı var. Güzel kızının ameliyatı için epeyce şehir dışına gitti geldi. İşte o gidişlerinden birinde başına gelen aynen şöyle. Çanakkale’den İstanbul Silivri otobanından girerek HGS’den kartsız geçiş yapar. Bu biçimde iki otobanı bir de köprüyü geçer. Eskişehir’e geldiğinde ertesi gün borçlarını ödemek üzere PTT’ye gider. Yetkililer PTT Eskişehir’de pul da yok, daha böyle bir talimat ta yok derler. İstanbul’da yetkili mercilere telefonla sorulur. Telefona çıkan bayan, 4000 noktaya dağıtıldı der ama işin aslını o da öğrendiğinde sadece dokuz ile verilmiş olduğu anlaşılır. Kadın özür diler gafından ötürü. Ankara Genel müdürlüğün telefonunu verir o da! Ora arandığında Aziz Nesin’lik bir yanıt da oradan alınır; “İstanbul’a gitmeniz orada ödemeniz gerek diyerek. Oysa Ulaştırma Bakanı törende canlı yayında açıklamıştı televizyon kanallarından; HGS’den sonra, OGS devam edecek, KGS ise 2013 yılının başına kadar kullanılabilecek. HGS, PTT olan her yerden hatta yollardaki benzin istasyonları ve konaklama tesislerinden de alınabilecek…” Güzel ülkem benim!
DIŞARDAN GAZEL
TEPEBAŞI BELEDİYESİ’NİN YEMEK YARIŞMASI
Belediyelerimizin her türlü etkinliklerinde bizlere günler öncesinden bildirimler ya da davetiyeler gelir. Kimi ilgi alanımıza girer, kimi de doğal olarak uzak kalır. İşte bazen ön yargıdan arınmanın insana olumlu katkılarına da tanıklık ederiz kendi kendimize. Tepebaşı Belediyesi’nin bir alışveriş merkezi ile birlikte organize ettiği “yemek yarışmasını” canlı yayında ben sunmak üzere gittim. Ünlü aşçılar, şefler, seçici kurul üyeleri, birbirinden hünerli Eskişehirli bayanlar bayram yerine çevirmişlerdi adeta. Sabah “tutuklu gazetecilere özgürlük etkinliğinde (kahvaltıda)birlikte olduğumuz başkan Ahmet Ataç yüzünden eksik etmediği o samimi tebessümleri saçarak geldi. Çok farklı bir etkinlikti benim için. Öğretim görevlisi Dündar hocam hoş bir kelam etti. “600 yıllık Saray Mutfağımızın bir tek yazılı dokümanı yoktur biliyor musunuz?”
OZANCA
Eylül
Eylül, yazarın romanının adı
Eylül, sonbaharın o müthiş tadı
Eylül, gazelin yerde savruluşu
Eylül, ağaçların çıplak kalışı
Eylül, nadide aşklarının başı
Eylül, sevda çekenlerin gözyaşı
Eylül, cemaline hayran olunan
Eylül, bir ömür yanında kalınan
Eylül, bazen bir ay bazen de sevgili
Eylül, âşıkların son bahardaki dili
Eylül, Kayaturan sensiz yalınız
Eylül, belki her güz bur’da kalırız…
Şevki Kayaturan