YAZIYORUM
Her insan biraz oyuncudur!
Kanal B televizyonunda Şehrin Sokakları adlı bir programda, yılların tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter konuktu. Öylesine hoş bir söz söyledi ki unutmak olası değil. “Her insan biraz oyuncudur” diyerek insanoğlunun rol kesebileceğine vurgu yaptı. Aslında sanatsal anlamda bir vurgu da olsa, işin özünde insanoğlunun istediği an rol yapabileceği gerçeğiydi anafikir…
Evet, her insan bir parça olsun rol yapabilir. Lakin bazılarının adeta yaşam biçimidir rol yapmak ya da rol kesmek. Hani gönül aynası dediğimiz bir kavram vardır ya, işte o aynaları ne yazık ki kırıktır bazı türlerin. Hayatının her karesinde rol yaptığı halde, oyunculuğunun büyüsüne kendisi de kapıldığından, kendi yalanlarına dahi akşama doğru inanmak zorunda kalır bu türler…
Haydi örnek ver diyenleri duyuyorum, tamam sakin olun! İlk örneğimiz şu olsun o zaman. Elli yıldır bir inancın peşinde adeta neferlik eden birisi, bir anda(o ya da bu nedenden ötürü)bir gün herkesin gözünün içine bakarak “ben artık değiştim” diyor farz edin. “Ben şimdiye dek savunduğum inançların tam aksine, bambaşka bir dünya görüşünü savunuyorum” diye dünyaya duyuruyor. Bu dünyanın en büyük rol yapanı unvanını hak etmiyor mu peki? Koskoca elli yıllık bir ömrüne sığdırdıkların, savundukların bu kadar mı yalandı demezler mi insana? Dava arkadaşlarını bu denli ucuza satan, yarın yeni yola çıktığı kişileri de günü geldiğinde bozuk para gibi harcar demezler mi insana? O kişiye inananlar için de, yahu siz ne kadar embesil, ne kadar malsınız kardeşim. Size hiç Allah muhakeme yeteneği, sorgulama yeteneği vermedi mi demezler mi? Derler demesine de gönül aynası kırık zübükler bunu duymaz, duysa da işine gelmez…
Bir örnek daha verelim izninizle. Yıllardır bir işadamına ya da yöneticiye akıl hocalığı yapıyorsunuz. Doğal olarak onunla aynı veya benzer dünya görüşlerindesiniz. Yine o klasik nedenlerden ötürü bu kişiyle ters düşüyorsunuz. Öfkeniz öylesine yüreğinizi kör ediyor ki bir zamanlar yere göğe sığdıramadığınız kişinin dünya görüşüne tezat ortamlarda ona karşı Donkişotluk yapıyorsunuz artık. Ve bunun adına da size yakışır kılıflar uydurarak rolünüzü en güzel biçimde sürdürüyorsunuz. En büyük oyuncusunuz bu tamam da, ne kadar adamsınız bunu hiç düşündüğünüz olur mu bazen?
Bir örnek daha, örneğin kendisine “devrimci” yakıştırması yapan bir zatı muhteremsiniz. Ama kendinizi ifade ettiğiniz ortam tam tersi konumda. Sizin kolalı devrimciliğiniz, alikıran başkesen söylemleriniz kimin şeyine? Bunu gün gelip yüzünüze şamar gibi çarpan birini tabii ki doğal düşmanınız olarak dünyaya ilan edersiniz değil mi? Lakin bir söylenti var ki, ölüme çeyrek kala her insanın hayatı gözlerinin önünden film gibi akarmış. Çok iyi rol yaparak yaşam sürdürenler, inanın bahsedilen o kısacık anı yürekleri sızlayarak yaşamak zorunda kalacaklar…
DIŞARDAN GAZEL
Eskişehir Milliyetçiliği!
Bu başlıkta yazıma gelen bazı yorumları paylaşıyorum…
Melih Adalisoy Dorta: Şinasi hocam yerden göğe kadar haklisiniz... Elbette Kalabak suyu ile sinirli değil örneklemişsiniz zaten Lületaşı, Lületaşının ham maddesi Sepiloitin dünyadaki en önemli kaynaklarından birisi Eskişehir’dir .. Suyu absorve eden bir madendir endüstride sınırsız kullanım alanı vardır. Ancak sadece Eskişehirli olarak değil bir Türk olarak bu maden sahiplerini isletmeleri ile yok etmiş, o kadar tesisisin kapısına kilit vurmuş milletiz. Yazılacak o kadar çok şey var ki! Ne kadarına sahip çıkacağız önemli olan bu. İnşallah, sizin bugünkü dokundurmanız algılanır… Yoksa inanıyorum siz daha da sert yazacaksınız…
Abdulkadir Yalınız: Sevgili kardeşim köşe yazının altına imza atarım. Zira senin hiçbir zaman kafatasçı bir düşüncen olmadı olmazda. Önemli olan yaşadığımız kentin değerleri ve bunların layık olduğu yere gelebilmesi. Hele ki o Kalabak suyuna pislik atanları… Sen beni anladın kardeşim. Hoş kal…
Rüknettin Gülmez: tebrikler Şinasi hocam harika bir yazı. Bizim Yozgatlılar milliyetçi ve birbirine tutkundur. Eskişehirliler niye böyle anlamıyorum. Öğret hocam bazı şeyleri bu kentlilere…
OZANCA
Kandırmaca
Görmediği kentin duruşunu nereden bilsin çocuk
Gelmese de olur
Hatta hiç gelmesin daha iyi
Özlü sözleri bırakalım ona
Şarabın beyazını
Ve rüyalarını
Bak parmaklarını sayıyor
Sol elinde beş parmak
Uyudu mu ne
Hay Allah…
Türkan Böcü