Haftalardır yüzümüzü görmeyecek kadar böylesine bezmiş miydin sevgili arkadaşım. Çok mu yorduk seni, çok mu duyarsız kaldık yaşadığın yoğunluğa bilmiyorum ki! Ya da sayımızın aniden on dörtten on beşten iki katına çıkması ile aralarda derelerde seni unutacağımızı mı düşündün. Senin adın Esin Kırnalı can kardeşim, sen en son unutulacak kişisin oysaki. Seni unutmak demek ESGROUP’u unutmak demek! Koca bir beş yıllık yoldaşlığı, kader arkadaşlığını unutmak demek ki; en azından bize yakışmaz vefasızlık ve nankörlük. Sen değil miydin köşe yazılarımızın okunur hale gelmesi için göz nuru döküp dizayn eden? Sen değil miydin haberleri nakış nakış işleyerek en güzel şekli vermenin hazzı ile okurlarımıza sunan? Var mı öyle Esin, var mı senin emeklerini bir çırpıda unutacak ya da heba edecek kişiliksizlik bizde?
Aylardır seçim ve geçim gündemi ile yatıp kalkıyoruz bilesin ki. Bu insanı insanlığından uzaklaştıran tuhaf ülkemin acımasız sistemi içerisinde gömüldük hepimiz kaygı bataklığına. Bir yanda hak etmediğimiz yaşam biçimi ve yarın kaygısının koyu karanlığından çıkamadığımız anlar olmuyor değil. Ülkemize kıyanları, insanımıza kıyanları, Cumhuriyete kıyanları “Fredi’nin Kâbusu” filmini izler gibi izlerken sevdiklerimizi ihmal edebiliyoruz. Ve sen de sanıyorsun ki böylesi bir süreçte kimselerin aklına gelmiyorsun öyle mi? Beş yıllık kader arkadaşların seni unutacak öyle mi?
Sen Çapul’un, o güzel kedinin, o minik patinin sevgilisi Esin! Bilirsin ki kedilere nankör diyen ve aklı sıra insan olduğunu sanan nice hilkat garibesine tanıklık ettik birlikte. Çapul’un kayboluşunda içimiz yandı tutuştu, onu bulmak adına neler yaptık anımsa. Peki bir de onu bulduğun günü anımsa bakalım, ilk sevinç gözyaşları ile kimi aradın güzel yüreklim? Sen bu arkadaşını, bu ağabeyini sırf seni aramıyorum diye eşek mi sandın kız? Ben de sana kapris yapıyorum işte! Bu seçim-geçim zırvalıkları sırasında çekip gidip aramıza bir an önce dönmediğin için naz yapıyorum sana. Zira hastalığın mastalığın umurumda değil. Sen Esin’sin. Naif yürekli, o naif yürekte sevgi beslemesini bilen kadınsın. Dedikodudan arınmış, nice hüzünlü anında bile insanlardan o tatlı tebessümünü esirgemeyen farklı bir modelsin. İnsansın yani, hani o insan kokulu insanlardan. Hani o sayısı gittikçe azalan, kelebek kanatlı güzelliklerdensin…
Her gün içeri girerken o gülen gözlerinle “merhaba hocam, nasılsınız” demeni özledim ben. En sıkıntılı halinde sana yapmam gereken bir şeyim var mı diye sorduğumda, “aman be hocam boş verin” demeni özledim. Kışın o yoğun kar yağışında damda mahsur kediler kurtarmıştık unuttun mu? Sen, ben, Soner Yüksel, Tuğba, Aytaç… Biz hepimiz seni özledik kız! O kurtardığın kediler gibi yolunu gözlüyoruz, seni bekliyoruz bak. Haydi, artık sen de tatil ayağına kaytarıp bizi daha fazla bekletme be Esin…
Not: Geçen sene sosyal paylaşım sitenden paylaştığın bir fotoğrafı şimdi de ben gazete köşemden paylaşıyorum. Çünkü bu seneki anneler gününü unutmuşsun!
İstikrar mı dediniz?
Merkez Bankası verilerinden derlenen bilgiye göre, 2010 yılında 222.360 kişi kredi kartı borcunu ödeyemezken, 2012 yılında bu rakam yüzde yüzden daha fazla artarak 453 bin 656 olmuş. 2013 yılının sadece Ocak Mayıs ayları arasında bireysel kredi kartı borcunu ödemeyen kişi sayısı 325 bin 179 olarak belirlendiği, yılsonunda 780 bin kişinin bireysel kredi kartı borcunu ödeyemediği açıklanıyor. 2014 yılında kredi ve kredi kartı batağına giren yurttaşların sayısı milyon, 2015 de milyonlar ile ifade edilecek deniliyor…
Tatlı tatlı yemenin, acı acı saçması olur demişler! Bıldır yediğin hurmalar şimdi gözünü tırmalar atasözü de fena değildir hani! Bu örnekleri daha da çoğaltmak olasıdır. Kanımca en güzeli insanın haddini bilmesidir öyle değil mi? Yunus Emre der ki “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmez isen, ya nice okumaktır…” Demek ki haddini bilmenin ölçüsü okumak ya da cahil kalmak değil. Demek ki haddini bilme duygusu da Tanrısal bir donatıdır. Eğer haddimizi bilseydik, istikrar edebiyatı ile kandırılarak bu günlere melül melül gelir miydik zaten? Acınacak halimizi görseydik, mağdur edebiyatı ile yıllarımızı çalanları baş tacı etmeye devam eder miydik? Haddimizi bilseydik, bilgi sahibi olmadan fikir üreten bir güruh olur muyduk? Bilinmeli ki para varsa harcanan bir araçtır sadece. Ama kredi kartından yapılan harcamalarla, hayatımızı bozuk para gibi harcadığımızı da unutmayalım olur mu? Sistemin köleleri olmamak adına haddimizi bilelim. Koca yürekli Yunus bunu yüz yıllar öncesinden görmüş ve bizleri uyarmış oysaki! Bir torba iaşeye geleceğini hiçe sayanları görseydi ne yapardı ki o koca YUNUS?
OZANCA
Bana namaz kılmaz diyen,
Ben bilirim namazımı.
Kılar isem, kılmaz isem,
O Hak bilir niyazımı.
Dost isteyen gelsin bana,
Göstereyim dostu ona.
Budur sözüm önden sona,
Ben bilirim kend'özümü.
Yunus imdi söyle Hakk'ı,
Münkir tutsun sana dakı.
Pişipdürür Hakk'ın hanı,
Arifler tatsın tuzumu…
Yunus EMRE
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy
