Şikâyetler tabii ki ağzı dili olmayan Allah’ın metal yığını otobüslerden değil. Onu işletenlerden, daha da önemlisi onun direksiyonuna geçip şoförlük yapan arkadaşlarımızdan. Neden genelleme yapıyorsun diye iç çeken, sitem eden emekçileri hisseder gibiyim ama ne yazık ki işin doğrusu bu. Geçtiğimiz günlerde bir halk otobüsü şoförüne teşekkür ediyor köşe yazarı arkadaşlarımızdan birisi. Genel şikâyet olan şoförlerin agresifliği ve kurallara uymamaları malumunuz. İşte köşe yazarı arkadaşımız da alışageldiğimiz şoför tiplemesinin dışında bir halk otobüsü sürücüsünü haklı olarak övüyor. Serbest kartını gösteren bir yolcuya teşekkür ettiği için şoför arkadaşımıza takdir duygularını içeren yazıydı bu. Peki, olması gereken bu değil mi aslında? Yani bir otobüs sürücüsünün sabırlı olması ve anlayışlı olması, yolcu ile ilişkilerde kibar olması gerekmiyor mu? En azından bu doğrultuda psikolojik destek ya da rehabilitasyonla donanması gerekmiyor mu?
Geçtiğimiz haftalarda başımdan geçen bir olayı paylaşarak sohbeti sürdürmek istiyorum. Çok sevdiğim dostlarım Abdukadir-Filiz Yalınız çiftinde akşam yemeğimizi yedikten sonra 21.30sıralarında evimize dönmek üzere vedalaştık. Kütahya Caddesi üzerinden Tülomsaş lojmanları yakınlarına geldiğimizde önümdeki halk otobüsünü sollayıp hızımı artırarak geçtim. Sen misin geçen? Adeta delirdi otobüs şoförü! Dört yolda ışıklarda durduğum sırada koca otobüsü aracımın önüne sürerek set çekti aklı sıra. Doğal olarak önümdeki koca otobüsten ötürü hareket edemedim yeşil ışık yandığında. Ardımızdaki araçların protestolu korna sesleri sonucu önümü açtı ve salyalar çıkarırcasına naralar atarak yoluna devam etti. Lümpen adamların ciğerlerini bildiğim için zerre korkmam, lakin dışarı çıkmamam için çığlıklar atan “sen Şinasi Kula’sın Allah aşkına ona uyma” diyerek üzerinize abanan bir eşim vardı yanımda. Plakasını almış bu cebelleşme anında eşim. Hırsımı alamayıp, Eskişehir Halk Otobüsçüleri Odası Başkanı Hürcan Alkan’ı telefonla aradım gecenin bir yarısında. Olayı anlattım kendisine, duyarlı ve nazik bir insan. “Sabah ilk işim kişiyi bulup sizden özür dileteceğim hocam” diyerek o gece rahat uyumamı sağladı en azından. Demem şu, sürücü olarak direksiyonun başına geçmiş bu zat psikolojik yetersiz ise ne işi var o otobüste bu bir! İkincisi alkollü olup olmadığının garantisini kim verebilir o saatte iki! Çünkü Kasımpaşa fedaisi gibi naralar atıp, kendi aracının camlarını yumruklayan bir kişi sağlıklı bir kişi midir sizce? Geçtiğimiz günlerde Anadolu Üniversitesi önündeki alt geçitte gece yarısı bir kaza yaşandı. Kazaya halk otobüsü ile özel otomobil kafa kafaya girdi. Üçü ağır beş kişi yaralandı. Bunun nedenleri araştırıldı mı, ortaya çıktı mı peki? Otobüslere kamera başta olmak üzere; şoförlere psikolojik eğitim ya da destek, her gün göreve çıkmadan alkol muayenesi, on numara yağın yasaklanması vs vs… Bir an önce hayata geçmeli bu konu başlıkları. Taşıma ücretleri ucuz, zarar ediyoruz gerekçesinin ardına sığınıp egzozdan çıkan zehirleri kimsenin vatandaşa solutmaya hakkı da çok kardeşim! Hak ettiğiniz zammı direne direne almak da sizin işinizdir!
Teşekkürler ESOGÜ Tıp Fakültesi…
Organ Bağışı ile ilgili çeşitli yazılar yazdım köşemde aralıklarla. Gerek İl Sağlık Müdürlüğüne, gerek Hastaneler Birliği Genel Sekreterliğine ithafen birçok televizyon programımda seslendim. Organ bağışı ile ilgili kampanyalar düzenlemek, insanlarımızın kafalarındaki yanlış algıları değiştirmek sizin görevleriniz dâhilindedir dedim. Lakin hiçbir iç açıcı açıklamaya tanık olmadım daha. Arkadaşımız Sadi Seda’nın ESTV’ deki programından alıntılar haber olarak çıktı gazetemizde. Valla hiç de ilgimi çekmedi konukların açıklamaları ne yalan söyleyeyim! Şimdiye kadar aklınız neredeydi diye sormazlar mı insana?
Türkiye’de yaklaşık 28.000 hasta organ bağışı bekliyor, ne yazık ki yılda 1700 kişinin organ bağışı beklerken hayatını kaybediyor. Biz daha organ bağışlamak dinen doğru mu eğri mi sohbetlerindeyiz! Türkiye’de yıl içerisinde 1223 beyin ölümü gerçekleşmiş, ancak 287 ailenin beyin ölümü gerçekleşen kişilerden organ alınmasına izin vermiş. Ne yazık ki ülkemiz kadavra bağışında da çok kötü durumda! Yine karşımıza çıkan din eksenli yanlış gerekçeler. Kutsal kitabımızın neresinde, hangi ayetinde ya da suresinde organ vermenin günah olduğu yazıyor? Kadavra bağışlamanın dine aykırı olduğu açıklanıyor?
Sağlık Müdürlüğü, Hastaneler Birliği bence buraları aşıp artık halkı organ bağışlamak konusunda özendirici kampanyalar yapmalılar. Yoksa Eskişehir gibi aydınlık bir kentte bağışların azalması en başta adını verdiğim kurumlar dâhil olmak üzere hepimizin ayıbıdır…
ESOGÜ Tıp Fakültesindeki bu kampanya amacına ulaştı mı bilmiyorum. Keşke bizim gibi medya kuruluşlarını da işin içine katarak çok daha ses getirecek bir biçimde olsaydı bu kampanya. Ama ne olursa olsun yine de samimi bir yaklaşım bularak, bir Eskişehirli olarak teşekkürlerimi sunuyorum hepsine…
OZANCA
YETMİYOR Kİ
Üç öğün yediğim yavan
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Kesikbaş’ın ekonomik krize çözüm önerisinin odağında tarım var!
Tarkan Demir
Ataç sert çıktı
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy