Halil Başkan gömümü buldun?

4 Ağustos 2016 09:00
A
a
Halil Ünal üç yıl önce Eskişehirspor Kulübünün başkanlığını yapılan kongrede Bay Mesut Hoşcan’a bırakmıştı. O yıl Eskişehirspor süper ligde idi…
Ünal, siyah-kırmızılı takımın başkanlığını bıraktığında takımdaki futbolculara baktığımızda hepsi bir değerdi…
Halil Ünal’ın bıraktığı mirası yiyerek üç yıl idare eden Bay Hoşcan, üzerine bir şey koyamadığı gibi süper ligden PTT 1’nci lige düşürdü…
Süper ligde iken bir maç kazandığında aldığın para 1 Milyon 350 bin TL idi…
Ama Bay Hoşcan, aldığı ve takıma monte etmeye çalıştığı futbolcuların beceri yetenekleri olmayınca maalesef takımı elbirliği ile PTT 1’nci lige düşürdüler…
Oysaki geçen sezon lig arasında yapılan olağanüstü kongre öncesinde Bay Mesut Hoşcan “başkanlığa aday değilim” demişti…
Ama birilerinin araya girmesiyle “Dün dündür. Bugün bugün. Aday değilim dediğimde dündü. O nedenle başkanlığa adayım” diyerek kulübü ligde tutacak isim olan Halil Ünal’a kulüp başkanlığını bırakmadı…
“Neden takımı süper ligde tutacak futbolcu almadınız?” diye sorulduğunda kulübün içerisinde bulunduğu mali durumu neden gösterdi…
Bay Mesut Hoşcan’ın siyah-kırmızılı takımı PTT 1’nci lige düşürdükten sonra bile aklı başına gelmedi…
Hala kendisi çekilmesine rağmen, kumandası elinde olacağı bir yönetim yaparak seçime girme yarışı yaptı…
Allahtan aklıselim taraftar bu oyuna gelmedi ve efsane başkan Halil Ünal’ı üç yıl sonra Eskişehirspor Kulübünün başkanı yaptı…
İşte Halil Ünal farkı…
Bay Mesut Hoşcan’ın Eskişehirspor’un süper ligde iken alamadığı futbolcuları PTT 1’nci ligde aldı…
Erkan Zengin bir isim Trabzonspor’dan yeniden Eskişehirspor’a geldiyse…
Nöbetçi golcü Semih Şentürk siyan-kırmızılı kulübün transfer teklifine “evet” diyorsa…
Bay Hoşcan’ın beğenmeyip gönderdiği Hürriyet Gücer…
Bilal Aziz, Uğur İnceman, Bruno, Ramazan Övünç, Akaminko gibi isimler bugün Eskişehirspor forması giyecekler…
Hepsi de süper ligi teperek PTT 1’nci lig takımına geldiler…
Neden geldiler?
Efsane başkan Halil Ünal gömümü buldu da bu her biri isim yapmış, marka olmuş futbolcuların ceplerine EURO’ları koydu?
Halil Ünal gömü bulmadı…
Birileri içinde dolar ve EURO dolu çuval dolu paraları getirip Halil Ünal’a teslim etmedi…
İş bilenin kılıç kuşananın derler ya…
Aynen öyle işte…
Kimisi tatlı dili ile ikna etti…
Kimisi için araya kıramayacakları isimleri soktu…
Kimisi “Eskişehirspor benim efsane olduğum takım” dedi…
Halil Ünal ve yönetiminin aldığı futbolculara baktığımızda hepside süper ligde top oynayacak güçte isimler…
Keşke Bay Hoşcan, kulübü biraz daha borca soksaydı da böylesine önemli isimlere siyah-kırmızılı camiaya kazandırsaydı…
Daha iki ismi marka olmuş futbolcu transfer edileceği konuşuluyor…
Birisi yine eski Eskişehirspor’lu Galata Sarayda tutunamayan ve satış listesine konulan Tarık Çamdal…
Diğerinin ismi söylenmiyor…
Tarık ile bir golcü de siyah-kırmızı takıma monte edildiği takdirde, eğer Allah’tan çok büyük engeller çıkmaz ise Eskişehirspor bu sezon PTT 1’nci liginde misafir olur…
*-*******
Başkan Güler ne minik nöbetçiler
Vilayet meydanındaki “Demokrasi Nöbeti” 21’nci gününü doldurdu…
21 günden beri büyük-küçük, kadın erkek, hatta kimisi daha kundakta kimisi ise bebek arabasında “Demokrasi Nöbeti” tutuyorlar…
O bebekler yarın büyüyüp genç kız, genç erkek olduklarında kendilerine verilecek o fotoğrafın ne kadar anlamlı olduğunu anne-babaları anlatınca öğrenecekler…
“Ben daha bir-ki veya 3 yaşındayken ülkemizin demokrasisine, milli iradeye karşı darbe girişi yapanlara karşı durdum, nöbet tuttum” diye gururlanacak dünün o çocukları…
7’den 70’e herkesin tek vücut olarak darbeye hayır dediği nöbetlerde yaşları 3 ile 8 arasında değişen minik demokrasi nöbetçileri de adeta ilgi odağı oluyor.
Her akşam “Demokrasi Nöbeti”ne bulgur pilavı ve ayran dağıtarak destek veren Sarıcakaya’nın genç Belediye Başkanı Faruk Güler, demokrasi nöbetine katılan küçük çocuklara kamyon ve bebek hediye etti.
Sarıcakaya Belediye Başkanı Faruk Güler minik vatansever çocuklara jest yaparak çeşitli hediyeler verdi. Kız çocuklarına bebek, erkek çocuklara da kamyonet hediye eden Başkan Güler, “Bu çocuklar bizlerin geleceği ve onlara ne yapsak azdır. Kalleş bir örgütün hain planı halkın iradesi karşısında bertaraf edilmiştir. Ülkemizin birliği beraberliği bütünlüğüne karşı bu harekete milletçe güzel bir cevap verdik. Ve bu minik yavrularımızda aileleriyle birlikte günlerdir demokrasi nöbetini tutması bizleri onurlandırmıştır. Biz de ‘çamsakızı çoban armağanı’ olarak onlara küçük bir jest yapalım dedik” dedi.
*-******

Ben elimden geleni yapacağım…
Genç  adam, evinin alt katında marangozluk yapıyordu. Kapı ve pencere konusunda uzmandı. Fakat plâstik pencereler yaygınlaşınca, ahşap olanlara rağbet azaldı. Bu yüzden işler iyi gitmiyordu. Üstelik de çocukları büyümüş, biri hariç okula başlamıştı. Masrafları artınca, yanındaki kalfasına yol verdi. İşe biraz daha erken koyulur, yardımcıya ayırdığı parayı, çocukların harçlığına katardı.
Adam, bir gün çalışırken, elektrik kesildi. Ve uzun süre beklediği halde gelmedi. Aksi gibi, o akşamüzeri teslim etmesi gereken birkaç pencere vardı. Boş kalmayı sevmezdi. Planyayı yağladı, talaşları süpürdü. Biraz dinlenmek için eve çıkarken, sigortaya göz attı. Eğer yanılmıyorsa, bu iş normal değildi. Biri gelip sigortayı kapatmış olmalıydı.
Şalteri kaldırınca, atölye aydınlandı. Tahminleri doğru çıkmıştı ama bu işe bir anlam veremiyordu. Şaka dese, böyle bir şaka yapılmazdı. Kendisini kıskanacak bir düşmanı da yoktu.
İşe koyulduğunda, yine aynı şey oldu. Ama bu sefer suçluyu görmüştü. Oğlu, evden atölyeye bağlanan merdiveni sessizce inmiş ve sigortayı kapattığı sırada, babasını karşısında bulmuştu.
Adam, on yaşına gelmiş bir çocuğun böyle bir haylazlığını affedemezdi. Bütün günü, onun yüzünden mahvolmuştu. Bir kere yapmış olsa, ses çıkartmazdı. Ama tekrarlaması, hangi yönden bakılırsa bakılsın, büyük hataydı, iyi bir ders vermeliydi!. Saçlarından yakalayıp sıkı bir tokat attı. Her şey onun iyiliği içindi. Belki vurduğu tokat, serseri olmasını engellerdi.
Adam, oğlunun gözyaşlarını görmezden geldi ve eve çıktıktan sonra, eşine dert yanarak:
- Bu çocuğun, okulda kimlerle düşüp kalktığını bilmemiz lazım! Dedi. Eğer serbest bırakırsak, başımıza büyük dertler açacak…
   
Adam, birsüre düşündü. Sonunda da en kolay yolu buldu. Oğlunun hiç aksatmadan tuttuğu günlüğünde, arkadaşlarına ait ipucu olmalıydı. Eşi istemese de, ona kulak asmadı ve çocuğunun günlüğünü okumaya başladı.
Oğlu, en son sayfada:
"Bu gece kötü bir rüya gördüm" yazmıştı. "Atölyede çalışırken, babamı elektrik çarpıyordu. Allah’ım onu koru. Ben elimden geleni yapacağım…"

(ALINTI)
*-*******

Günün Sözü         : Fark ediyorum ki insanın kurguladığı hayat hep yarım kalıyor. Yerli yerine oturmayan, iğreti duran çok şey var. Tarık Tufan
Dedem diyor ki         : Hayatın en acımasız şartlarında bile yüzümüzden tebessümü eksiltmedik biz insanları insan olduğu için sevdik.
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi