CHP Alpu İlçe Başkanı Cihan Üngör, ilçesinde hem ilçe başkanlığı hem çiftçilik yapıyor. Geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı ve elinde 8 milyon lira değerinde soğan kaldığını duyurdu.
CHP Alpu İlçe Başkanı Cihan Üngör, ilçesinde hem ilçe başkanlığı hem çiftçilik yapıyor. Geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı ve elinde 8 milyon lira değerinde soğan kaldığını duyurdu. Üngör, iş insanlarının soğanlarını satın alarak ihtiyaç sahiplerine dağıtma teklifinde bulundu ve "Ülkemizdeki hayırsever zengin iş insanlarımızdan yardım bekliyoruz. Bizden alın, sizin uygun gördüğünüz hanelere kapı kapı dağıtalım. Hem milletimiz hem de biz kazanalım” dedi.
Şehrin birçok noktasında hayırseverlerin yaptırdığı okulların inşaatı var. Kimisi açıldı kimisinin inşaatı devam ediyor. Üngör’den önce de CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir’de yaptığı konuşmasında hayırseverlerin şehre yaptırdığı okullara dikkat çekti. Özel, “Devlet okulları depreme dayanıksız, acil dönüşüm için genel iktidarın harekete geçmesi lazım, yapılan bir iş yok. Biz hayırseverleri, Eskişehir'in hayırseverlerini harekete geçirirken bir türlü bakanlığı Eskişehir'e yatırım için harekete geçiremiyoruz” dedi.
Anlayacağınız herkes hayırseverlere sesleniyor. İyi kötü sözü hayırseverlere getiriyor. Çiftçisi de muhalefet partisi de sıradan vatandaşı da. Peki neden? Çiftçinin sorununu, çocukların okul eksiğini çözmesi gereken hayırseverler mi, devlet mi?
Eleştirilerim tabi ki Cihan Üngör’e değil. Daha bir ay önce ilçe başkanı olmuş bir isim kendisi. İlçe başkanından önce aslında bir çiftçi. Ama nasıl bir umutsuzluk ve çaresizlik içindeler ki hem çiftçiye hem vatandaşa umut olarak hayırseverleri görüyorlar, görmek zorunda kalıyorlar.
Birleşik Kamu İş, Eylül ayı açlık sınırını 29 bin 390 lira, yoksulluk sınırını 89 bin 856 lira olarak açıkladı. En düşük emekli maaşı 16 bin 881, asgari ücret ise 22 bin 104 lira. Milyonlarca insan bu ücretlerle geçinmeye çalışıyor. Daha doğrusu sadece nefes alıyor. Çünkü bu ücretlerle ne çalışanın ne emeklinin yaşayabilmesi imkânsız. Peki bu imkansızlıkları kim yarattı? Çözmesi gereken kimler? Tırnak içinde yetkililer mi? Kim o yetkililer?
“Nerede bu devlet, nerede bu millet?” 1990’lı yılların unutulmaz repliklerindendi. Vatandaşın başı sıkıştığında “Nerede bu devlet?” denirdi. Vergisini verdiği, vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu devletini gözü arardı, elinden tutsun isterdi. “Devlet ana” depremde, yangında, selde, her türlü felakette vatandaşını koruyup kollasın isterdi. Ve devlet eninde sonunda gelir o eli tutardı.
Peki ya şimdi? Sadece Eskişehir’de değil, belki Türkiye’nin birçok yerinde bu algı değişmeye başladı. Devlet de vatandaş da hayırseverlerin gözünün içine bakar oldu. Bakmaktan öte baktırıldı. Bakmak zorunda bırakıldı. Artık millet, “Nerede bu devlet?” demeden önce “Nerede bu hayırseverler?” demeye başladı. Ne diyelim, “Gözüm hep seni arıyor, neredesin hayırsever?”