Genel Başkan tartışılmamalı

17 Ağustos 2016 09:00
A
a
Demokrat Parti eski günlerini arıyor desem yalan olmaz…
Cumhuriyet Halk Partisi ile Türkiye’nin en eski partisi…
Bugün CHP birçok arbedeler atlatsa da yine TBMM çatısı altında…
Ama diğer köklü parti DP 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde kıl payı yüzde 10’luk ülke barajının altına kaldı…
3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra bir daha toparlanamadı…
14 yıldan beri yapılan tüm seçimlerde de barajı aşamayarak TBMM dışında…
Celal Bayar, Atatürk’ün vefatından sonra 7 Ocak 1946 tarihinde üç arkadaşı ile birlikte Demokrat Parti’yi kurdu, 22 Mayıs 1950 tarihine kadar bu partinin Genel Başkanlığını yaptı…
Atatürk’ün vefatından sonra 7 Ocak 1946 tarihinde üç arkadaşı ile birlikte Demokrat Parti’yi kurdu, 22 Mayıs 1950 tarihine kadar bu partinin Genel Başkanlığını yaptı…
22 Mayıs 1950 – 27 Mayıs 1960 arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin Üçüncü Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan Bayar, cumhurbaşkanı seçilince hem partiden hem de milletvekilliğinden istifa etti.
Adnan Menderes, Celal Bayar'dan sonra partinin ikinci adamı konumunda, partinin kurucuları arasındaydı…
Bayar’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle Demokrat Parti’nin Genel Başkanlığına Adnan Menderes getirildi…
Menderes 8. Dönemde DP adayı olarak Kütahya'dan Milletvekili seçildi. 9. Dönemde İstanbul Milletvekili seçilerek 22 Mayıs 1950'de (Demokrat Parti o dönem seçimi oylarının %53,5’ini alarak sandıktan 1. parti olarak çıkmıştı) 1’nci, 9 Mart 1951'de 2’nci Menderes Hükümetlerini kurdu…
10. Dönemde yeniden İstanbul Milletvekili seçilen Adnan Menderes 17 Mayıs 1954'te 3’ncü Menderes Hükümetini kurdu…
27 Mayıs 1960'ta Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülke yönetimine el koymasıyla Demokrat Parti Genel Başkanı iken tutuklanarak Yassı ada’ya götürülen Menderes, Yüksek Adalet Divanında, Anayasayı ihlâl ve çeşitli suçlardan dolayı yapılan yargılama sonunda ölüm cezasına çarptırıldı.
17 Eylül 1961'de ölüm cezası İmralı'da idam şeklinde yerine getirildi…
Siyasi yaşamına, 1962 yılında, Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliği ile başlayan Süleyman Demirel, 28 Kasım 1964 tarihinde genel başkan seçildi.
12 Mart 1971 muhtırası üzerine, başbakanlık görevini bıraktı. 1971 ile 1980 arasında, 1975, 1977 ve 1979'da 3 defa daha hükümet kurdu…
Demirel, 12 Eylül 1980 müdahalesi üzerine görevi bıraktı ve 7 sene yasaklı olarak siyaset dışı kaldı.
23 Haziran 1983 yılında, 12 Eylül Darbesi'nde kapatılan Adalet Partisi'nin devamı olarak Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.
6 Eylül 1987'de yapılan halkoylaması sonucunda siyaset yasağı kalkan Süleyman Demirel 24 Eylül 1987'de genel başkanlığa seçildi…
17 Nisan 1993'te cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatı üzerine, hükümet ortağı SHP'nin de desteğini alan Süleyman Demirel cumhurbaşkanlığına seçildi…
Demirel’in cumhurbaşkanı olmasıyla boşalan genel başkanlık için 13 Haziran 1993 de yapılan seçimlerde Milli Eğitim Bakanı Köksal Toptan, İçişleri Bakanı İsmet Sezgin ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Tansu Çiller yarıştılar…
Seçimin sonunda Çiller, DYP’nin yeni genel başkanı seçildi...
3 Kasım 2002 genel seçimleri DYP açısında hüsran oldu. Muhalefette olmasına rağmen oy kaybeden DYP, kıl payı denebilecek bir oranla baraj altında kalarak TBMM dışında kaldı. Çiller de bütün sorumluluğu üstlendiğini açıklayarak 7. büyük kongrede aday olmayacağını açıkladı…
6 genel başkan adayının katıldığı 14 Aralık 2002'de yapılan 7. büyük kongrenin birinci turunda oy kullanan 1109 delegenin 815'inin oyunu alan Mehmet Ağar DYP'nin 6’ncı genel başkanı oldu…
Mehmet Ağar, Türk sağını tek çatı altında toplamak adına 27 Mayıs 2007’de yapılan 2. Olağanüstü Genel Kongresinde 1983 yılında kurulan Doğru Yol Partisi’nin bu kongrede adı Demokrat Parti olarak değiştirildi. Anavatan Partisinin de kendisini feshederek DP'ye katılması düşünülmüştü. Bu sayede merkez sağda bir alternatif yaratılması planlanmıştı. Eş başkanlık sistemi uygulanmak istenmiş; fakat daha sonra bu birleşme Mehmet Ağar ile Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu arasında çıkan anlaşmazlık sonucu gerçekleşmedi.
22 Temmuz seçimlerinde2007’de yapılan seçimlerde Ağar’ın başkanlığındaki DP yüzde 5,4 oranında oy alınca, beklenen oy oranına ulaşamayan Genel Başkan Mehmet Ağar yüzde 9.56'da aldığı DYP'yi yüzde 4 puan aşağıya çekmesi üzerine görevinden istifa etti.
6 Ocak 2008 tarihinde yapılan DP 4. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde parti genel başkanlığına 3. turda geçerli 800 oyun 529'unu alarak Süleyman Soylu seçildi.
16 Mayıs 200 9tarihinde yapılan 5. Olağanüstü Kongre'de Hüsamettin Cindoruk, diğer adaylar Süleyman Soylu ve Mehmet Ali Bayar’ı geride bırakarak Demokrat Parti'de genel başkanlık koltuğuna oturdu.  Ekim 2009'da, Anavatan Partisi ve Demokrat Parti, Hüsamettin Cindoruk ve Salih Uzun’un önderliklerinde birleşti.
2010 Türkiye anayasa değişikliği Referandumu’nda Hüsamettin Cindoruk liderliğindeki parti 'Hayır' oyu kullanacağını açıklarken, eski genel başkan Süleyman Soylu 'Evet' oyu vereceğini açıklamış ve partiden ihraç edildi…
15 Ocak 2011 tarihinde yapılan Demokrat Parti 10. Olağan Büyük Kongresi'nde, Ahmet Özal, Rıfat Serdaroğlu ve Salih Uzun'un da aday olduğu kongrede genel başkanlığa Namık Kemal Zeybek seçildi.
Genel Başkan Namık Kemal Zeybek,  6 Mayıs 2012 günü Genel Kongre yapılması kararı aldı. Kongreye az bir süre kala, genel başkan Namık Kemal Zeybek, genel başkanlığa yeniden aday olmayacağını açıkladı. Kongreden önce Nevzat Ercan, Ufuk Söylemez, Ergun Özdemir, Osman Çilsal ve Fatih Sinan Yılmaz adaylıklarını açıkladı. Tüm adayların birinci ve ikinci turun ardından adaylıktan çekilmesiyle, Büyük Anadolu Otelinde gerçekleşen Demokrat Parti 8. Olağanüstü Büyük Kongresinin salt çoğunluk aranmayan üçüncü turunda Gültekin Uysal, 444 delegenin oyunu alarak DP’nin yeni genel başkanı oldu…
Türkiye’nin en köklü partisi olan, uzun yıllar gerek tek başına gerekse koalisyonun birinci veya ikinci ortağı olarak iktidarda kalan Demokrat Parti, bugün o günlerini arıyor…
7 Ocak 1946 tarihinde kurulan 1’nci Demokrat Parti’den Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi ve 2’nci Demokrat Parti’nin kısaca hikâyesini ve bu partilerde kimlerin genel başkanlık yaptıklarını özetledim…
Peki, bunu neden yazdım?
Geçtiğimiz Pazar günü yapılan Demokrat Parti Odunpazarı Kongresi İl Başkanı Fevzi Yalçın ile sohbet ettik…
Kendisine,”Genel Başkan Gültekin Uysal adeta kabuğuna çekilmiş gibi. Hiçbir şeye olumlu veya olumsuz tepki vermiyor. Varlığı ile yokluğu hissedilmiyor. Bana DP’nin Genel Başkanı kim diye sorduklarında Gültekin Uysal diye cevap veriyorum. Ancak kamuoyu tanımıyor. Biraz meydanlara inmesi gerekiyor” diye öz eleştiri yaptım…
Fevzi Yalçın’ın cevabı şöyle oldu:
“Sadiciğim. Genel Başkan meydanlarda. Türkiye’de yaşanan her olumlu veya olumsuz konuda partimizin görüşünü beyan ediyor. Ancak o sözde kendilerini ‘büyük basın’ ilan edenler genel başkanımızın basın toplantılarını ve basın açıklamalarını yayımlamıyorlar. AK Parti’nin var olmasıyla birlikte bir zamanların merkez sağ partisi konumunda olan Demokrat Parti, tamamen olmasa da kan kaybetti.  Bu noktada Türkiye'nin Demokrat Parti efsanesini küllerinden yeniden var etmeye çalışan Gültekin Uysal’ın işi kolay değil elbet. Ancak siyasetin uzun soluklu bir maraton ve mevsimleri olan bir uğraşı olduğu da kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Size bir örnek vereyim. 27 gün süren Demokrasi Nöbetlerinin tutulduğu günlerde 07 Ağustos 2016’da Bursa’daki nöbete gitti ve bir konuşma yaptı. Ancak TV’ler ve gazeteler bunu vermedi. Bu bir örnek, buna benzer daha kaç tane var. İkincisi bir partide genel başkan tartışılmamalı. Bu kimseye fayda sağlamaz. Sağda solda genel başkanın varlığı tartışılırsa oy vermeyi düşünen seçmenin kafası karışacak. Bize yani partiliye düşen görev genel başkana sarılmak, destek vermek. Biz bir birimize sarılır, seçim günü yanımızda sandığa giderken bir veya iki seçmeni de DP’ye oy vermeye ikna etmek. Bunu başarabilirsek 2018 de yüzde 6-7 civarında oy alabilirsek. 2022’de eğer seçim barajı düşürülmez ise bu kez barajı aşarız. Yüzde 7’ye düşürülecek olur ise o zaman çok rahat 2018’de bile meclise gireriz. Ben tüm partililere söylüyorum. Genel Başkanımızı tartışmayalım. Genç, dinamik, vizyon sahibi, akıcı, vurgulu ve etkili bir hitabete malik olan Gültekin Uysal, deyim yerindeyse pırıl pırıl, umut veren genç bir siyasetçi.”
Merkez sağda DP alternatif olamadığı için seçmenin bir bölümü kerhen de olsa Ak Parti’ye oy veriyor…
1 Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti’nin aldığı yüzde 50 oy kemik oy değil…
Demokrat Parti, merkez sağda alternatif olacak güce sahip olduğunda AK Parti’nin oyları en az yüzde 10 düşer…
Bunu gerçekleştirmek, yani DP’nin Ak Parti’ye alternatif olabilmesi için tekrar söylüyorum öncelikle Genel Başkan Gültekin Uysal’ın sık sık il ziyaretleri yaparak yerel gazete ve TV’leri kullanmalı…
Bu sayede sesini, soluğunu illerdeki yerel gazeteler ve TV’ler sayesinde duyuracak olursa, ben 2018’deki seçimlerde DP’nin oyunun ciddi oranda artacağına inanıyorum…
Buna DP Genel Başkanı Gültekin Uysal ile genel merkez yöneticilerinin de inanması şart…
DP oylarını ancak bu şekilde artırabilir…

Günün Sözü            : İnsanlar akıllı olduklarına kendilerini inandırmak için bütün aptalları tımarhaneye attılar. DOSTOYEVSKİ
Dedem diyor ki       : Birine yardım etmek istiyorsan sakın bir büyüklük yapıp akıl verme, keza geriye kalan sana yetmeyebilir…
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi