Güzel bir Pazar günü olsun dileklerimi sunuyorum öncelikle tüm okurlarımıza. Halkımız için yakıştırılan “balık hafızalı” konusunun ne denli doğru olduğu ya da haksız bir yakıştırma olduğu konusunda da insanlarımız eminim ki ikiye ayrılacaktır. Yaşadığımız gerçeklerden ne denli dersler çıkarırız, ne denli bu gerçekler ışığında “az hata” yaparız bilemem. Bunu araştırmak sosyal bilimcilerin işi olsa gerek! Ama naçizane altmış yıla yaklaşan bir ömür sürdürmüş insan olarak pişmanlıkları sıkça yaşayan bir toplum olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. “Hay şu elim kırılsaydı da oy vermeseydim” cümlesini hemen her seçimden sonra vatandaşlarımızdan her daim duymaktayım. Lakin aynı vatandaşların ne hikmetse dört yıl sonraki seçimde de aynı lafı söyleyecek kadar pişkin olmasının gerçekten de ciddi bir araştırma konusu olduğunu vurgulamak zorundayım!
İşte bu gerçekler doğrultusunda Pazar günleri gazete köşemde “geçmiş gazete” başlığı ile anılara yolculuk etmenizi sağlayacağım. Tarihte bugüne denk gelen gazete haberlerinin puntoları eşliğinde, yaşanmışları bir kez daha hafızalarınızda yaşatmayı amaç edineceğim…
İlk haberimiz “Nümayiş gecesi tahrikât yapan otuzdan fazla komünist yakalandı” manşeti atan ve ülkenin en çok satan gazetelerinden Hürriyet Gazetesinden alıntıdır. Bu tarihte neler oldu diyen yurttaşlarımıza sadece şunu söylemek yeterli olsa; 6-7 Eylül 1955 tarihi yüzkaramızdır. İstanbul’da Rum ve Ermeni vatandaşlarımızın ev- işyerlerine saldırılmış, Balıklı Rum Kilisesi Papazı öldürülmüştü… Ne hüzünlüdür ki olaylar her zaman olduğu gibi komünistlere havale edilmiş, gerçek suçlular alışageldiğimiz üzere ellerini kollarını sallayarak bir başka eyleme hazırlıklarını sürdürmüşlerdir...
İkinci haberimiz “Bunlar insan olamaz” başlıklı 7 Eylül 1986 tarihli Hürriyet gazetesi haberi. İstanbul’da Musevi ayinine Arap baskını sonucu 23 insanın yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan haber! Sonuç ne oldu diye soracak olan var mı bilemem. Ama şimdilerde böylesi hangi vahim olayın sonucu netleşti? Dün ne ise bugün de aynı yanıtı vermek olasıdır…
Üçüncü haberimiz “İhtilaflı Sonuç” başlıklı 7 Eylül 1987 tarihli Günaydın Gazetesi haberi. 6 Eylül 1987 Türkiye anayasa değişikliği referandumu, Türkiye’de yapılan üçüncü halk oylamasıdır. Siyasi yasaklılar minik bir farkla da olsa EVET oyları ile seçimi kazanmışlardı…
Dördüncü haberimiz “Veli Göçtü” başlıklı 7 Eylül 1999 Hürriyet Gazetesi haberi. Ve her zamanki gibi şaşırtmalı bir haberdi. 1999 depreminde Yalova’da insanlara sattığı hemen hemen tüm daireleri depremde yerle bir olan müteahhit Veli Göçer ile ilgili bir haberdi. Aslında göçen Veli değildi, onlarca günahsız ailenin ocağı idi ne yazık ki!
Beşinci ve son haberimiz de magazinsel olsun istedik. Malum halkımız bayılır böylesi haberlere! Ünlü olmayan türleri mahalle baskısı ile cezalandıran toplumumuz, ünlülerin cesur davranışlarını her daim ödüllendirmişlerdir malum! Örneğin müzik albümlerini satın alarak, konserlerine giderek, dergileri satın alarak, bayağı TV programlarını ilgi ile izleyerek… İşte “Ünlü şarkıcı seks yıldızı oldu” başlıklı 1986 tarihli Tan Gazetesi haberi. Seda Sayan bacaklar havada pozu ile torum yapmış; “vücut benim, istediğim gibi sergilerim kime ne” diyor. Bunu mahallemizden ya da apartman sakinlerimizden bir bayan dese ve bu pozu verse soluğu nerede alır sizce? Ahlak kurallarına sımsıkı bağlı mutaassıp ve kahraman halkım apartman sakinine gününü gösterir göstermesine de, Seda ablasına ne diyebilir? ZIIIIITTTTT