Gazeteci öyle olunmaz böyle olunur!

Şinasi Kula yazdı

7 Temmuz 2015 00:10
A
a
Gazeteci Sabahattin Önkibar, geçtiğimiz günlerde AKP döneminde zengin olan gazetecilerin listesini yayımladı. Önkibar'ın yayımladığı listede Rasim ile Nagihan çifti, Ahmet Altan, Avni Özgürel, Yiğit Bulut, Nuri Elibol, Ayşe Böhürler, Mehmet Altan, Fehmi Koru, Mehmet Barlas, Derya Sazak, Mustafa Karaalioğlu,  Nihal Bengisu Karaca ve Tayfun Talipoğlu gibi birçok isim var. Bunların içerisinde Boğaz manzaralı villalarda yaşayanından, Türkiye’nin en zengin gazetecisi unvanına sahip olanına kadar hepsi mevcut saygın okurlarımız. Nagihan-Rasim çifti Boğaz manzaralı villarında, Nuri Elibol ise emekli bir subay iken “Türkiye’nin en zengin gazetecisi” sıfatı ile anılmakta! Bunların içinde TRT sayesinde olanlar da bir hayli fazla. Yiğit Bulut mesela, TRT'den ayda dört program karşılığı servet değerinde para alıyormuş. Mehmet Barlas zaten malumunuz, ailecek(karısı oğlu da dâhil) yedi göbek dünyalıklarını hazırladılar…

    Bu isimlerin hiç birisi beni şaşırtmadı, şaşırtmaz da! Lakin içlerinde bir Tayfun Talipoğlu var ki ne olduğunu ne ben anlayabildim, ne de kendi kendisini! Devrimci-demokrat-sosyal demokrat-ilerici-yurtsever-doğasever kardeşimiz Talipoğlu bundan yıllar önce AKP döneminde TRT sayesinde ihya olanlardan. “İbrahim Şahin in genel müdürlüğü döneminde TRT'den her ay yüz bin alan Tayfun bizim yazılarımızla bu kurumdan kovulunca, Belediye Başkan aday adayı olduğu AKP'den ayrılıp CHP'ye girdi” diyor Önkibar onun için…

Tayfun Talipoğlu’nu “Bam Teli” programı ile tanıdı ve sevdi halkımız. İnsanların kimlikleri dünya görüşleri ile orantılı anılır ya da anımsanır. Talipoğlu’nu tanımlarken yukarıdaki paragrafta yazdığım gibi kısacası “sol” tandanslı birisi olarak bildik hepimiz. Aklımın ermediği şudur dostlarım; bu insanlar nasıl beceriyorlar da bir gün öyle, bir gün böyle olabiliyorlar? İşin daha iğrenç yanı ise bukalemun gibi ortama göre renk değiştiren bu zatı muhteremleri kabul eden, hatta baş tacı edenlerin, onlara böylesine kucak açmalarıdır. Ne yani, bu mudur erdem? Başkalaşmak yükselen değerler arasında mıdır? Balık hafızalı toplumlar çabuk unuturmuş geçmişi bu doğru. Ama Tayfun Talipoğlu’nun TRT’de ihya edici paralar karşılığında yaptığı programlar da, AKP övgüleri de benim daha dün gibi belleğimde arkadaş. Ve aynı zat bugün “Atatürk’ün partisiyiz” diye kendini tanımlayan bir partiden milletvekili olabilmek adına can hıraş debelenmedi mi bu yakınlarda?

Bizim yerel medyanın değerli gazetecileri de birbirine göndermeler yaparak, kimi zaman da birbirlerine “çakarak” günlerini zehir ediyorlar. Bakın kardeşim ellerde feyz almamız gereken ne gazeteciler varmış meğer Önkibar sayesinde öğrendik. Boğazda yalılar, uçan halılar, ballı ballılar… Limuzinler, yatlar, Arafatlar…

Demem şu; bırakın sekiz yüz binli ve herkesin birbirini iyi bildiği küçücük kentte taş atmaları, göndermeleri arkadaşlar. Yok benim gazetem özel haber yaparmış, senin gazetelerin yapamazmış, mış muş… Her şey ortadayken iddialaşmaya ya da dev aynalarında yorum yapmaya gerek var mı? Açarsınız son bir yılın tüm gazete manşetlerini, özel haberleri kim yapmış ya da gündemi kim belirlemiş görürsünüz bu kadar basit! Benimki, seninki, onunki kibrine gerek yok diyorum özet olarak. Alnının teri ile yaşamayı erdem sayanlar için, gerek yok kırmaya ve kırılmaya…

 

Bazı “devrimciler” bunu biliyor mu?

Fidel Castro, 1996 İstanbul Habitat Toplantısında gazetecilere bakın ne demiş…  “Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptıklarını ben asla başaramazdım. Asıl devrimci Atatürk. Bu kadar büyük bir devrim yaptım, ama Kemal Atatürk’ün yaptıklarını başaramazdım. Sakın kendinize başka esin kaynağı aramayın..."

Haydi, gerici yobazların hainliğine ve nankörlüklerine alışkınız! Lakin sol, sosyal demokrat, devrimci, sosyalist, komünist kimlikleri altında kendini tanımlayan nicelerini tanıdım bu altmış yıllık ömrümde. Bunların içinden de, Mustafa Kemal Atatürk’e ufacık beyinleri ile kara çalmayı iş edinenler de var ya? Neremle güleyim ben bu zavallılara bilmem ki!

 

OZANCA

Tevazu ile gelsin, kimde erlik var ise.

Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise.

Kim ki yüksekte gezer, er geç yolundan azar

Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.

            Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,

           Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.

           Yol odur doğru vara, göz odur Hakkı göre,

           Er odur yerde dura, üstten bakan göz değil… Y.EMRE

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi