Yanıtını da harika bir fıkra ile vermiş akabinde…
Bir Fransız diplomat meslektaşına soruyor; Fransa'nın millî sembolü neden horozdur biliyor musun? Meslektaşı bilmediğini söyleyince diplomat yanıtlıyor; Kendi ayakları bokun içindeyken şarkı söyleyen tek hayvan horozdur da ondan…
***
Yıllarca Cezayir'in anasını ağlattınız, sömürdüğünüz yetmediği gibi halka katliam yaptınız. Lejyonerleriniz hem kestiği kelleleri teşhir ederek fotoğrafladı. Hem de gencecik kızlara-kadınlara tecavüzlerle tarihe geçti. Nazi Almanya’sında olduğu gibi tıpkı! Milyonlarca insanı katleden Almanya zulümlerini nasıl unutturup demokrasi havarisi kesildiyse, Fransa da benzer rezillikleri sürdürdü. Yaptığı tüm insanlık ayıplarından arınıp özgürlük dersi vermeye başladı yeryüzündeki halklara…
Türkiye'yi soykırımla suçladı.
Yıllarca terörü-teröristi besledi, ağırladı, destekledi ve büyüttü. Bir yandan da kardeşlik türküleri söyledi. Bugün ise ödediği ağır bedel, kendi politikacılarının doldurduğu silahın ellerinde patlamasından başka bir şey değil…
Bedelini ise Fransız vatandaşlarına, hiçbir suçu olmayan insanlara ödetti aslında. Bununla da kalmayacak bu olay! Amerika'nın 11 Eylül sonrası yaptığı gibi Ortadoğu'nun petrol ve madenlerini sömürmek için körükledikleri yeni savaşlara malzeme olacak…
Ve siyasiler (küresel sermayenin uzantıları) şarkılarını söylemeye devam edecek, iki ayakları da bokun içindeyken...
***
Dünya yeniden şekilleniyor dostlarım inanın.
Adına ne derseniz deyin, ister BOP ister JOP ister LOP!
Bir gerçek artık gözle görülmeye başlandı ki; dünya yeniden şekilleniyor. Küresel sermayenin istediği biçimde hem de kan ile…
Büyüttüğü, beslediği ve her türlü kirli senaryoda rol verdiği terör örgütlerini kukla gibi oynatarak hem de! İşine geldiğinde göz yumarak, işine gelmediği anda tepesine bombalar yağdırarak hem de! Sanki bir parça da dinler arası savaş gibime geliyor tüm bu yaşananlar. Ve ne yazık ki samimiyetsiz batılıların oyunlarına düşmekten bir türlü kutulamayan İslam ülkelerinin aymazlıkları da bu süreci hızlandırıyor sadece. Bilimden uzaklaşmayı, ortaçağ karanlığına özlem duyan yaşam biçimi, sanatı karartmaları ve demokrasiyi halka kanıksatmayan liderleri ile batının ekmeğine tereyağı sürülüyor sadece. Hepinize net bir soru sorarak yanıtlarınızı bekleyeceğim saygın okurlarımız. Daha düne kadar “IŞİD terör örgütü değildir” diyen yöneticilerin olduğu ülkeler kategorisinde Türkiye var mıdır yok mudur? Din adına, cihat adına bu kirli örgütlere sempati duyan kitleler ve cemaatler var mıdır yok mudur? Gencecik çocuklarımızın bu kirli örgütlere tetikçi olarak yönelmesini sağlayan kirli yüzler var mıdır yok mudur?
Peki, şimdi ne değişti de “IŞİD terör örgütüdür” gerçeği zikredilir oldu?
Zeytin, Yahudi ağacıdır!
Şu iğrenç yorum, sosyal paylaşım sitelerinde sıkça görülmekte…
***
Kıyamete yakın Müslümanlarla Yahudiler arasında bir savaş çıkacak. Müslümanlar bu savaşta galip gelecekler. Öyle ki Yahudiler ağaçların ve taşların arkasına saklanacak, ağaçlar ve taşlar da “ey Müslüman, şu arkamdaki Yahudi’dir. Hemen gel de onu öldür” diye haber vereceklerdir. Fakat sadece zeytin ağacı haber vermeyecektir. Çünkü o bir Yahudi ağacıdır. Bugün İsrail bütün ülkelerde zeytin ağacı dikmeyi teşvik etmektedir. Zira bu ağaçların Yahudileri koruyacağını bilirler…
***
Gerçekten bu koşullarda akıl sağlımızı nasıl koruruz, ruh sağlığımıza zeval gelememesi adına neler yapmalıyız diye düşünenlerdenim. Evet, her insanın bir dünya görüşü olmalıdır ve herkes karşısındakine saygı duymalıdır. Lakin artık ruhunu karanlıklara teslim etmiş insan görünümündeki ucubelerin karanlık yaşam tarzlarına saygı göstereceğim derken ben akıl sağlığımdan olacağım!
Allah’ın ağacı bu yahu zeytin ağacı! Her santimetrekaresi insanlığa hayır için yaratılmış bir doğa hediyesi. Nefes almamıza, yemeklerimizi pişirmemize, göz estetiğimize, gölgelenmemize aklınıza ne gelirse gelsin her türlü bizim iyiliğimiz için bu ağaç.
Her ağaç gibi! Bunun gibi akılla izanla ilgisi olmayan paylaşımları bir hünermiş gibi paylaşan güruha ne demeli peki? Hatta çeşitli gerekçelerle binlerce zeytin ağacını ülkemin çeşitli coğrafyalarında acımasızca kesenlere ne demeli? Bu doğa katliamına seyirci kalan adalet temsilcilerine ne demeli?
Ondan sonra da pırıl pırıl gençlerimiz nasıl oluyor kandırılıyor da ışid’e ya da pkk’ye katılıyor sorusunu soruyorsun tuhaf tuhaf!
Nedeni belli, yanıtı da ortada değil mi zaten?
OZANCA
ZEYTİN AĞACININ AĞIDI
Yakacık'ta bir zeytin ağacıyım.
Bir zamanlar,
Rüzgârlar okşardı saçlarımı,
Yapraklarım her sabah
Güneşe gülerdi,
Masalar dinlerdim yıldızlardan.
Yaşamak güzeldi.
Dört yanımda
Kardeş ağaçlar, dost çiçekler vardı.
Görseniz, ne yağmurlar yağardı bereketli,
Kuşlar, çocuklar yerdi en çok meyvelerimi.
Nasıl da cömertti toprak ana,
Sere serpe uzardı dallarım gökyüzüne,
İçten bir türküydü yaşamak
O günler nerede!
Yakacık'ta bir zeytin ağacıyım,
Şimdi beton evler sardı çevremi,
Artık ne dalım var, ne yaprağım,
Biliyorum, bir gün kesecekler beni…
M. Güner Demiray
Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...
Eskişehir’in 7 olan milletvekili sayısında ibre kimden yana?
Tarkan Demir
İl Emniyet müdürü hesap versin
Kerem Akyıl
Her şeye rağmen Eskişehirspor!
Kaan Özcan
Bu korkunç tabloyu kimse konuşmuyor!
Ümit Polatbaş
Eskişehir’in ihtiyacı vardı
Seval Erci
Eskişehir'in komşusunda öyle bir miras var ki...
Funda Morgül
Bornova Afyonspor’dan daha zor rakip
Ahmet D. Canoruç
CHP’liler önce birbirini kazanabilirse sonra seçimleri de kazanab…
Meltem Karakaş
Gürhan Albayrak ve Eskişehir İçin Yeni Bir Dönem
Rifat V. Halas
Sürdürülebilir kulüp kültürü
Konuk Kalem
2023 yılında bizi neler bekliyor?
Tülin Karagöz
Düşükler neden tekrarlar?
Op. Dr. Alper Turgut
Sağlığınız için
Uzm. Dr. Burcu Aydemir Efelerli
Vatandaşları aydınlattık
M. Murat Aslan
Hayır, o yaşamak istiyor
Seda Göksoy