Fıtrat

Şinasi Kula

4 Ocak 2015 19:34
A
a
Arapça bir kelime olan “fıtrat”, yaradılış ya da hilkat anlamına geliyor. Hani bizim evvel ezelden hepimizin bildiği bir deyim yardır ya “hilkat garibesi” diye, işte oradan yola çıkarsanız tam denk düşer! Peki, insan dediğimiz, kendi kendimize kutsadığımız ve doğadaki tüm yaratılanları emrimize amade kıldığımız yüce (!) insan varlığın fıtratında neleri barındırdığını hep birlikte düşünelim ister misiniz? Hem de hayvanlarda bile olmayan bu üstün özellikleri sıralayarak irdeleyelim…

 

1-Nankörlük

Ekmek yediğimiz hamur teknesine hacet yapacak derecede nankörlük bize ait değil midir? Mesela; Cumhuriyetin okullarında okuyorsunuz, resmi dairelerinde işçi ya da memursunuz, ya da okuduğunuz okul sayesinde(diplomanız sayesinde) açtığınız işyerinden evinize ekmek götürüyorsunuz. O ekmek sayesinde çocuklarınızın da geleceğini teminat altına almak üzere okutuyorsunuz. Sanki tüm bu kazandıklarınız padişah döneminde oluyormuşçasına, hastalıklı ruhunuzla “çok yaşa padişahım” dönemine dönmek adına Cumhuriyet değerlerinin dibine bomba koyuyorsunuz. Hayâsızca, nankörlük ederek Atatürk’e hakaretler sıralıyorsunuz. Ya da bu Cumhuriyetin kurucusuna hakaret edenlere hem kör, hem nankör biçimde görmezden geliyorsunuz…

Nankörlükle ilgili daha mı örnek istersiniz, vereyim! 90 yıl öncesinden mal gibi alınıp saltan cariyelerin tam tersine birey oldunuz. Seçme ve seçilme haklarınızın bir türlü farkına varamasanız da, en azından tek eşlilik ve ekonomik özgürlüklerinizle eşit olmanın insan olmanın hazzını yaşadınız. Yaşadınız da ne oldu, altın tepsi ile size sunular hürriyetlerinizi altın bir tepside erkek egemen dünyanın gerici zihniyetine hediye ettiniz. Onlara böyle yaranacağınızı zannederek en başta kendi hemcinslerinize, sonra da Cumhuriyete nankörlük ettiniz. Bu iki örnek yetmez mi fıtratındaki nankörlüğü ispatlamaya ey insanoğlu?

 

2-Kibir ve Kin!

An geldi padişahtan çok padişahçı, kraldan çok kralcı oldunuz. Hatta öyle ki o kibriniz sayesinde kutsal peygamberlerimize dahi küstahlık edecek kadar yılıştınız! Bakara makara az geldi, yetmedi peygamberliğe soyundunuz! Allah ile kandırdığınız yetmiyormuş gibi kutsal değerlerimizle dalganızı geçtiniz aklınız sıra! Kin ve kibir! İkisi de sonsuz boyutta mevcut moleküllerinizde. Hâlbuki bilir misiniz Allah kibirli kullarından nefret eder? Ve o Allah ki gerekli zamanda yerle bir eder kibir dağlarınızı!

Yazımla ilgisi yok ama AKP Düzce Milletvekili İbrahim Korkmaz’ın sosyal paylaşım sitesinden muhterem seçmenlerine attığı iletiyi paylaşarak yazımı sonlandıracağım…

"Muhterem arkadaşlarım; Hepinizin de takdir edeceği gibi bu gece (31 Aralık-1 Ocak) son derece önemli bir gece. Hepinizin bildiğini sandığım çok önemli iki doğum olayı bu gecede vuku bulmuştur. Çok ama çok sevdiğinizi bildiğim iki önemli şahsiyet bu gecede dünyaya gelmişlerdir. Bunlardan birincisi Hazreti İbrahim, ikincisi ise Hazreti Muhammed'dir. Yüce Allah her ikisine de cennetini nasip eder inşallah. Dolayısıyla bu gecede her ikisi için bol bol dua etmenizi tavsiye ederim. Bu geceyi huşu içerisinde eda etmenizde büyük fayda vardır. Allah bu iki büyük zata hayırlı ve bereketli ömürler versin diye dua ederseniz hiçbir şey kaybetmezsiniz. Bu yazımdan hiçbir şey anlamadınız galiba? Anlaşılmayacak bir Şey yok canım. Son derece basit ve hepinizin bilmesi gereken bir şeyi söylüyorum. “Hz. İbrahim tabi ki benim. Hz. Muhammed ise en küçük kardeşim. İkimiz de bu gece (1 Ocak sabahı) dünyaya gelmişiz.” Hepsi bu. Selam ve muhabbetlerimle…"

 

Tepebaşı Belediyesi Veteriner Müdürlüğüne Tebrikler…

Çok uzun yıllar böylesine fasılasız (24 saat)yağan kar hiçbirimizin hafızasında yer etmiyor kanımca. Zaten sonucu da ortada, Eskişehir’de geçici de olsa yaşam durdu yağan karın akabinde…

İnsanoğlunun sıkıntı yaşaması artık bana o denli acı vermiyor. Hani ektiğini biçiyor deyip artık eskisi gibi acı çekenle acı çekmiyorum artık. Lakin ağzı dili olmayan ve hiçbir biçimde yaşam hakkı tanımadığımız Allah’ın bu mazlum sokak hayvanlarının çaresizliği yüreğimde azap oluyor. Karın altında iki gün mahsur kalan bu mazlum patiler hiçbir yiyecek bulamıyor bembeyaz örtü yüzünden. Açlıktan ölme, donma boyutuna gelen zavallılar ne yazık ki birçoklarımızın umurunda bile değil. Ama Tepebaşı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü yine örnek bir çalışma ile gönüllerimizi bir kez daha fethetti. Bölgesindeki sokak hayvanlarının açlıktan ölmesine göz yummadı onlar. Temin ettikleri her türlü yiyeceği araçlarına doldurarak semtlerdeki çaresizlere dağıttılar. Muttalip’te gözlerimin önünde açlıktan kırılan sokak hayvanlarına da elleri uzandı bu duyarlı yüreklerin. Getirdikleri etleri ben ve eşim de büyük bir mutlulukla dağıttık. Onların mazlum bakışlarındaki şükran duygularını gördük dersem kimse hafife almasın! Kimileri o mübarek kadir gününde bildikleri biçimde yaptı ibadetlerini, yârim ve ben de bu şekilde yaptık. Teşekkürler Yusuf Selek, teşekkürler güzel insanlar

 

OZANCA 

Tam bir sonradan görmeydi

Her fırsatta hayvan severim derdi

Haklı yanı da yok değil,

Onları az kızarmış şekilde yerdi… Şinasi KULA

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu Eskişehir haberi ilginizi çekebilir! İlginç Eskişehir haberi